13 Nisan 2016 TBMM Genel Kurulu Konuşması-Türkiye Cumhuriyeti’nin kilit taşı Mustafa Kemal Atatürk’tür, laiklik ilkesidir.

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Laikliğin kabulünün yıl dönümü nedeniyle söz aldım. Efendim, birtakım olaylar yaşıyoruz değerli Adalet ve Kalkınma Partili saygıdeğer üyelere de seslenmek istiyorum. Gerçekten burada bir parti farkı gözetmeksizin samimi duygularımla hitap ettiğimi kabul etmenizi istirham ediyorum. Pek çok olay yaşıyoruz, örneğin Karaman olayı diye siyasi literatürümüze giren vahim bir olayı yaşadık. Aynı günlerde sadece Karaman’la sınırlı olmayan, işte Rize’den Osmaniye’ye, Elâzığ Harput’tan Balıkesir’e, Aydın Nazilli’den Adana’ya, Kayseri’den Antalya’ya, Ankara’ya, Trabzon’a, Konya Selçuklu’ya, Afyonkarahisar’a, Kars’a, Bartın’a, Tokat’a, Konya Ereğli’ye kadar pek çok il ve ilçemizde ilköğretim okullarında, yurtlarda, vakıf evlerinde ya da yetiştirme yurtlarında kız ya da erkek çocuklarımızın tecavüze, cinsel istismara tabi olduklarını, uğradıklarını gördük.
Değerli arkadaşlar, altmış beş yıldır ülkemizi -1950’den beri- siyasi literatürde sağda tavsif edebileceğimiz partiler yönetiyor, on dört yıldır da Adalet ve Kalkınma Partimiz iktidarda. Tabii ki halkın oylarıyla geliyor, son derece saygıdeğer ama özellikle son dört yıl, beş yıl içinde AKP iktidarlarının laikliği yok sayan, laik eğitimi ortadan kaldıran, yasalarımızın Millî Eğitim Bakanlığına verdiği ilk ve orta dereceli okul çocuklarımız için yurt açma görevini bilerek ortadan kaldırıp bu alanı vakıf ve derneklerin yurt ve evlerine açan, eğitimin laik temelini, bilimsel temelini yok eden ve laik cumhuriyet kurucularına savaş açan, laik cumhuriyeti tahrip eden bir anlayışıyla karşı karşıyayız. Bunun bilinçsiz yapıldığını söylemek mümkün değil. Bakın, asla kişiselleştirmeden şunu görmemiz gerekiyor: Eğer bu coğrafyada, bin yıldır yurt edindiğimiz Anadolu’da laik cumhuriyet olarak devam edemezsek, yurttaşlarımızı öğretim birliği ilkesi içinde laik, özgür yurttaş bilinciyle yetiştiremezsek bu coğrafyada inanın ne ulusal birliğimizi ne millî birliğimizi ne de vatan bütünlüğümüzü tehdit altında kalmaktan kurtarma şansımız yoktur. Ben, bütün iyi niyetimle hepinize istirham ediyorum: Lütfen laik cumhuriyeti koruyalım, kollayalım. Türkiye Cumhuriyeti’nin kilit taşı sevgili AKP’li kardeşlerim, Mustafa Kemal Atatürk’tür, laiklik ilkesidir. Atatürk’ü kötüleyerek…
Bakın, geçen hafta, Eskişehir’de İkinci İnönü Zaferi’nin doksan beşinci yıl kutlamalarına gittik, Twitter’da paylaştım, altına bir kardeşimiz “İnönü’nün neyini kutluyorsunuz?” diyor. Geçen gün bir şehit ailesi, şehit yakını Sayın İçişleri Bakanımıza sitem ediyor. Bir başka arkadaşımız “Bu da paralelci, vikvikleyip duruyor, dışlansın.” diyor. Bu şekilde toplumda kin ve nefret tohumları ekerek ve hele hele dindar ve kindar nesiller yetiştirme amacına yönelerek inanın bana varabileceğiniz hiçbir yer yok. Bu toplum bin yıldır Müslüman, bu toplum bin yıldır dindar, ilk defa AKP’yle dindar olmadı ama kin dinle bir arada telaffuz edilebilecek bir şey değil. O bakımdan, lütfen laik cumhuriyeti, cumhuriyetin kurucu babalarını asla ama asla yok ederek, aşağılayarak, onlara hakaret ederek varabileceğimiz bir nokta olmadığının bilinciyle gelin, gelin…
Gelin, tekrar hepinizden rica ediyorum, şu Mecliste bir araya gelelim dört parti, bakın ülkemiz kan revan içinde, gelin hep beraber bu sorunlara çözüm üretelim kardeşlerim. Bizi buraya gönderen halk iradesi hepimize bu cumhuriyetin Anayasa’sına bağlı olduğumuz için bu kürsülerde hitap edebilme yetkisini verdi. “Bu Anayasa’yı tanımıyoruz.” diyerek, “Bu yasalara uymayın.” diyerek, kurucu babalara hakaret ederek varabileceğimiz hiçbir yer yok.
Türkiye Cumhuriyeti’nin -tekrar altını çizerek söylüyorum- kilit taşı, o kubbeyi bir arada tutan Mustafa Kemal Atatürk ve laikliktir. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu burada çekersek inanın o yıkılacak kubbenin altında hep beraber kalacağız, bu kan deryasının içinde boğulacağız. Gelin hep beraber lütfen bu ülkenin geleceğine sahip çıkalım diyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP’li Bozkurt Aile sağlığı personellerinin sorunu TBMM’ye taşıdı

57904_656x369CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, aile sağlık elemanlarının sorunlarını Meclis gündemine taşıdı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle önerge veren Bozkurt, 5258 Sayılı Aile Hekimliği Kanunu’na tabi olarak hizmet veren ve sayıları yaklaşık 4 bini bulan, kamuda istihdam edilmelerine rağmen, “Kamu dışı eleman” olarak nitelendirilen aile sağlığı elemanlarının birçok haktan mahrum bırakıldığını söyledi.

Aile sağlığı elemanlarının işe KPSS ile alındıklarını ancak kadro talebinde bulunduklarında veya yer değişikliği talep ettiklerinde kendilerine “Kamu dışı” personel oldukları yanıtı verildiğini ifade eden CHP’li Bozkurt, aynı şekilde iş güvenceleri olmaması nedeniyle birçok konuda mobbinge maruz kaldıklarını, hastalanmaları halinde rapor almalarına rağmen izin dahi kullanamadıklarına dikkat çekti.

Kendilerine nöbet, eğitim gibi durumlarda kamu kuralları uygulanan aile sağlığı elemanlarının kamu kurumlarında çalışan sağlık görevlileri ile eşit iş yapmalarına rağmen “kadro” başta olmak üzere pek çok haktan mahrum olmaları sebebiyle pek çok sorun yaşadığını ifade eden Bozkurt, aile sağlığı elemanlarının, kamu kurumlarında çalıştıkları halde neden “Kamu personeli olmayan aile sağlığı elemanı” olarak nitelendirildiğini sordu.

CHP’li Bozkurt önergesinde ayrıca şu soruları yöneltti:

– Aile sağlığı elemanlarına diğer kurumlardaki memurlarla aynı işi yapıyor olmalarına ve nöbet, eğitim gibi kamu kuralları uygulanmasına rağmen, yer değişikliği hakkı tanınmamasının gerekçesi nedir?

– 4 bin civarındaki aile sağlığı elemanın sıkıntılarının çözümü ve özlük haklarının iyileştirilmesi hususunda çalışmanız var mıdır?

– Aile sağlığı elemanlarının kadroya alınmasına yönelik bir çalışma planlanmakta mıdır?

Çağdaş Ses

AKP Milletvekili Galip Ensarioğlu’nun YASAMA bizde, YARGI bizde, YÜRÜTME bizde sözlerini Sordum

meclisCHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt TBMM Başkanı Sayın İsmail Kahraman tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na AKP Milletvekili  Galip Ensarioğlu’nun YASAMA bizde,  YARGI bizde,  YÜRÜTME bizde sözlerini ile ilgili Soru Önergesi  verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıdaki sorularımın TBMM Başkanı Sayın İsmail Kahraman tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

AKP Diyarbakır Milletvekili Sayın Galip Ensarioğlu,  4 Nisan 2016 akşamı A Haber’de katıldığı ve Başkanlık sisteminin tartışıldığı “Arka Plan” programında “Bugün parlamenter sistem en fazla bizim işimize gelir. Mevcut parlamenter sistem en fazla bizim işimize gelir. Ak Parti’nin işine gelir. Çünkü YASAMA bizde, YARGI bizde, YÜRÜTME bizde. Her şey bizde…” sözlerini sarf etmiştir.

Sayın Ensarioğlu’nun bu sözleri, Anayasal güvence altında olan “Kuvvetler Ayrılığı” ilkesinin ihlal edildiğinin itirafı ve Anayasa suçudur. Sayın Ensarioğlu bir AKP milletvekilidir. İfadelerinden anlaşıldığı üzere, yasama, yürütme ve yargı ilkelerinin AKP iktidarınca kullanılmakta olduğunu itiraf etmektedir. Bunun anlamı, Sayın Ensarioğlu’nun Anayasa’yı ve yasaları,  parlamentoda temsil edilen diğer siyasi partiler ile vekillerini ve TBMM’yi tanımadığıdır.

Bu bağlamda;

  • TBMM Başkanı olarak, Meclis çatısı altında milletvekili sıfatıyla görev yapan Sayın Galip Ensarioğlu’nun bu açıklamalarını kabul edilebilir buluyor musunuz?

 

  • Sayın Ensarioğlu hakkında ne gibi bir işlem yapmayı düşünüyorsunuz?

Diyanet İşleri Başkanlığı Dergisindeki İfadeleri Başbakan’a Sordu

meclisTÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından aylık çıkarılan çocuk dergisinin Nisan sayısında “Şehitlik” konusu işlenmiş, ne var ki ebeveynlerle çocukları arasında geçen diyalogların “Şehit olan cennette o kadar mutlu olur ki on defa şehit olmak ister”, “Keşke ben de şehit olabilsem” gibi ifadeler içermesi nedeniyle kamuoyunda tepkilere neden olmuştur.

Özellikle çocuk yaştaki bireylerin zihinlerini yıkayarak örgüt üyesi yapan ve canlı bomba olarak kullanan,  bu şekilde Türkiye’de ve Avrupa’da yüzlerce insanın ölmesine ve yaralanmasına sebep olan IŞİD terör örgütünün de, Diyanet’in dergisinde bahse konu olan “İslam uğruna ve Allah için şehit olma ve cennete gitme” söylemlerini kullandığı bilinmekteyken, çocuk dergisinde şehitliğin çekici hale getirilerek işlenmesi tepkilerin büyümesine neden olmuştur.

Diğer yandan, yakın zaman içinde “Babanın öz kızı” ile ilgili verdiği fetva nedeniyle tepki toplayan Diyanet İşleri Başkanlığının çocuk dergisinin Ocak sayısında da, “Görünmeyen Elbise” adlı hikayesinde anne kaplumbağayı türbanlı olarak göstermesi kamuoyu gündemine gelmiş, konunun uzmanları, derginin hitap ettiği çocukların yaş aralığı da göz önünde bulundurulduğunda bahsi geçen türden yayınların çocukların algı ve ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceği uyarılarında bulunmuştur.

 

Bu bağlamda;

  • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın aylık çıkarılan çocuk dergisinin Nisan sayısında ele alınan “Şehitlik” konusunun bu şekilde işlenmesi Başbakanlıkça uygun bulunmakta mıdır?
  • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bahse konu dergisindeki aylık konular neye göre belirlenmektedir? Bu konular belirlenirken pedagogların ve çocuk eğitimcilerinin görüşü alınmakta mıdır?
  • IŞİD’in de aynı argümanları kullandığı göz önüne alınarak, Allah yolunda şehit olmanın çocuklara çekici hale getirilerek işlenmesinden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ne gibi bir fayda elde edeceği düşünülmektedir?
  • Diyanet İşleri Başkanlığının laik Cumhuriyetin bir kurumu olduğu ve sorumlu davranması gerektiği konusunda Başbakanlıkça uyarılması düşünülmekte midir?

CHP’den KPSS İle Atamalar İçin 25 Bin Kadro Talebi

CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt, KPSS 1 2016 atamalarında 25 bin kadro açılması için kanun teklifi verdi

meclis

Bozkurt, KPSS/1 2016 atamalarında 25 bin kadro açılması için kanun teklifi verdi. 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

 

Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

                                                                                                                                                                     Konya Milletvekili

GENEL GEREKÇE

 

2014 Kamu Personeli Seçme Sınavına girmiş 1.128.032 lisans, 779.314 ön lisans ve 1.683.696 ortaöğretim mezunu olmak üzere 3,5 Milyon memur adayına, Kasım 2014/2 atamasında 5067 kadro verilmiştir. Aynı şekilde Haziran 2015/1 atamalarında verilen 9600’ü sağlık personeli olmak üzere 13 Bin 213 kadro, atanmayı bekleyen memur adayları için hayal kırıklığı yaratmıştır.  Bunlara ilaveten birçok kurumun merkezi atamadan çıkartılması mağduriyetleri iki katına çıkarmıştır. Yıllarca okuyup, büyük maddi ve manevi emeklerle KPSS’ye hazırlanan adayların bir diğer önemli sorunu da, kamu personeli alımında uygulanan mülakat sistemidir. Pek çok kişi, KPSS neticesinde yüksek puan aldıkları halde merkezi atama yerine, mülakata tabi tutulmakta ve böylelikle adayların memurluk umudu azalmaktadır.

Netice itibariyle memur adayları, atamalardaki mağduriyetlerin giderilmesini beklemektedir. ler.

Bu kanun teklifi ile KPSS/1 2016 atamalarında KPSS mağdurlarına 25 bin kişilik kadro açılması öngörülmektedir.

 

GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

 

 

MADDE 1- 13/12/1983 tarihli ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“EK MADDE 20- Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerde istihdam edilmek üzere teknik hizmetler ve genel idare hizmetleri sınıfından dokuzuncu ve onuncu derecede 25.000 adet memur kadrosu ihdas edilmiştir. Bu kadroları, hizmet sınıfı ve derece değişikliği yapmak suretiyle idarelerden uygun görülenlere tahsis etmeye Devlet Personel Başkanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir.”

MADDE 2- 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 43- 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 17 nci maddesi kapsamında ihdas edilen kadrolar 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Kanununun sınırlamalarına tabi olmaksızın 01/07/16 tarihine kadar doldurulur.”

MADDE 3- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

TBMM Genel Kurulunda Bütçe Görüşmeleri Esnasında Yaptığım Konuşma

TBMM Genel Kurulunda bütçe görüşmeleri esnasında yaptığım konuşmanın metni ve videosu:

 

Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. KOP İdaresi üzerine konuşacaktım ama kıyamet koptuğu için BOP ve etkileri üzerine konuşmayı tercih ediyorum.
Değerli arkadaşlar, ülkemiz, bizzat Abdullah Gül Bey’in de söylediği gibi Cumhuriyet tarihinin en kritik sürecini yaşıyor. Bana göre çok yaşamsal sorunlarımız var. Başta, dış politikamız çökmüş durumda. 92 yıllık Cumhuriyet tarihinde ilk defa hem Amerika’yla, hem Rusya’yla, hem Avrupa Birliğiyle, hem İran’la, Irak’la, Suriye’yle ve Yunanistan’la ciddi sorunlar yaşayan, bölgede ve dünyada çok haklı olduğumuz konuları bile anlatma durumumuz kalmayan, dostsuz, yalnız bir ülke durumundayız. Dış politikada çok ciddi sorun yaşıyoruz. Çok ciddi bir iç barış sorunumuz var arkadaşlar. Dokuz aylık milletvekilliği süremizde yaptığımız en istikrarlı iş her gün şehit cenazelerine koşturmak. 300’ün üzerinde şehidimiz var, 300’ün üzerinde kayıtlı sivil ölüm var, 44 çocuk hayatını kaybetti ve biz, bu Mecliste az önce birbirimize girdik. Bu halka nasıl bir manzara verdiğimize lütfen dikkat edelim. Ne sizler Recep Tayyip Erdoğan’ın ya da Ahmet Davutoğlu’nun vekillerisiniz ne biz Kılıçdaroğlu’nun vekilleriyiz ne siz Bahçeli’nin ne siz Demirtaş’ın vekillerisiniz. Bu milletin vekilleriyiz, bu milletin. (CHP sıralarından alkışlar)
Bu milletin vekilleriyiz, kendimize geleceğiz. (CHP sıralarından alkışlar) Bu ülkenin iç barışını tesis etmek bu Meclisin görevidir.
Ben, buradan Meclis Başkanına çağrı yapıyorum.
Birilerinin hayal dünyasını tatmin etmek için yapay komisyonları bırakın, bir an önce bir barış komisyonu kuralım, bu ülkedeki kanı durduralım. (CHP sıralarından alkışlar)
Sevgili arkadaşlar, ciddi bir yönetim sorunumuz var; çok ciddi, çok ciddi bir yönetim sorunumuz var.
Bakın “Ben seçildim, öyleyse artık bu ülkenin isteseniz de istemeseniz de yönetim şekli değişmiştir.” demek mevcut, meri, geçerli Anayasa’yı yok saymak demektir.
Bu meşruiyet kaybıdır, kendinizi yok saymak demektir. Bunu asla doğru bulmayın sevgili arkadaşlar. Bu ciddi bir sorun. Anayasa Mahkemesini tanımamak, mahkemelere talimat vermek, o güvendiğiniz ve ona göre burada görev yaptığınız Anayasa’yı yok saymak doğru değil.
Ve kardeşlerim, sevgili milletvekilleri, ciddi bir liderlik sorunumuz var.
Bakın, buradan Sayın Davutoğlu Sayın Kılıçdaroğlu’na liderlik dersi verirken hepiniz alkışladınız.
Dedi ki: “Ben grubuma hâkimim, sen değilsin.”
Şimdi, Sayın Davutoğlu… Ben buradan söyleyeyim değerli hemşehrim, arkadaşlar…
Ben buradan söyleyeyim…
Lider olmak belli sayıda insana lafını dinletmek değildir, o kadarını askerde çavuş da yapıyor. (CHP sıralarından alkışlar)
Lider olmak, sözünü dünyaya dinletebilmektir.
Sen konuştuğun zaman karşına Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Sözcüsünün muhatap olmaması demektir. Sen konuştuğun zaman birilerinin elinde beyzbol sopasıyla sana ayar vermemesi demektir. (CHP sıralarından alkışlar)
Sen konuştuğun zaman bir değeri olmak demektir. Lider olmak, devlet adamı olmak demektir.
Sevgili kardeşlerim, İsmail Müştak Mayakon, 1927’de, Ankara’da Ahmet Rasim’le karşılaşır. Ahmet Rasim bildiğinizdir. “Hayrola Üstat, ne arıyorsun Ankara’da” der. Der ki: “Fırıncılar ekmeği dört köşe yapmıyor da onun için Ankara’dayım.” Anlamaz, “Hayrola.” der. “Yahu, İstanbul’da, Beşiktaş’ta bir ekmek aldım, Akaretler yokuşundan inerken kolumun altından kaydı, düştü, yakalayayım diye koşarken buralara geldim.” Vedalaşıp ayrılırlar. Akşam Çankaya’da Mustafa Kemal Atatürk’e anlatır. Atatürk hiddetlenir, kalkar, “Ya siz ne yaptınız Beyefendi?” der. “Ne yapacağım efendim, bir şey anlamadım.” “Nasıl anlamazsın.” der. “Bu memleketin kültürüne, bu memleketin edebiyatına yarım asır hizmet etmiş bir muhterem zat, bir büyük insan belli ki yoksulluğa düşmüş, ekmek parası peşinde. Neden elinden tutup getirmezsin?” Döner yaverine, der ki: “Ahmet Rasim Bey’i bulun, lütfen, buraya davet ettiğimi söyleyin.” Yaver gider, bir otel odasında Ahmet Rasim’i bulur. Sevgili kardeşlerim, Ahmet Rasim geldiği zaman Mustafa Kemal ayağa kalkar, “Hoş geldiniz Üstat.” der, masada yanına alır, izzet, ikram eder ve kalkarken “Üstat, lütfeder misiniz acaba, boş bulunan İstanbul Milletvekilliğini kabul buyurur musunuz?” der. O saate kadar… Döner Ahmet Rasim, İsmail Müştak’la göz göze gelirler, gözlerinden yaşlar süzülür, Mustafa Kemal’in eline sarılmaya kalkar, Mustafa Kemal izin vermez, der ki: “Paşam, anladım şimdi; ekmek gerçekten aslanın ağzındaymış.”
Ben bu anekdotu ne zaman okusam De Gaulle gelir aklıma. Fransa’yı Cezayir’deki tutumu nedeniyle kınayan Jean Paul Sartre’ı “Mahkemeye verelim, yargılayalım.” diyenlere De Gaulle diyor ki: “Beyler, beyler; kendinize gelin. Sartre Fransa’dır, Fransa’yı yargılamak kimin haddine?”
Sevgili kardeşlerim, devlet adamı, lider, ülkesinin kültürüne, dünya kültürüne hizmet etmiş adamlara saygı gösteren, onlara “kudurmuşlar” demeyen… (CHP sıralarından alkışlar) Her milletvekili, her bakan, her başbakan, her cumhurbaşkanı devlet adamı da olduğu zaman değer kazanır. Ben yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Bu millete Allah devlet adamı olmayı da nasip eden liderler nasip etsin diyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Meram Belediyesi Bünyesinde Yaşandığı İddia Edilen Usulsüzlüklerin Araştırılmasını İstedi

6CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Meram Belediyesi  Bünyesinde Yaşandığı İddia Edilen Usulsüzlüklerin Araştırılmasını için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’ndan Meclis Araştırması açılmasını istedi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Konya Meram Belediyesi’nin Emlak ve İstimlak Müdürlüğü ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğü bünyesinde bir takım haksız uygulamalar ve usulsüzlük yapıldığı iddiaları dile getirilmekte, şikayetler tarafıma da iletilmektedir. Son olarak, Belediyenin Ulu Irmak Ali Hoca, Ulu Irmak Saka ve Fahrünisa mahallelerinde başlattığı kentsel dönüşüm projesi, belediyenin 300 metrekare arsaya 1 daire vermesi sebebiyle tepki çekmiş, bunun haksızlık olduğu iddiasıyla bölge sakinleri tarafından yapılan protesto eylemi kamuoyuna da yansımıştır.

Diğer yandan, Emlak ve İstimlak Müdürlüğü tarafından imar uygulamaları neticesinde vatandaştan aldıkları tapulara karşılık, belediye meclisi kararlarında bulunmamasına rağmen, 20 TL bedel alındığı, itiraz edenlere makbuz kesildiği, etmeyenlere karşılığında “alındı” belgesi verilmediği, İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce verilen imar çaplarında da arsa sahiplerinden bağış adı altında zorla para alındığı, aksi takdirde yapı ruhsatı verilmediği dile getirilmektedir. Aynı şekilde İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün yapı kullanım izni almak isteyen yapı sahiplerinin dilekçelerini kabul etmediği, yapılarda hata olup olmadığına dair resmi belge vermediği söylenmektedir.

Bunların yanı sıra, Maliye adına tescil olması gereken araziler ile ilgili Meram Belediyesi adına tapu hazırlandığı, ruhsat işlemlerinde vatandaşların zarar uğratıldığı, belediye bünyesinde akrabalık ilişkilerine dayalı ve keyfi personel ve yönetici atamalarının yapıldığı, Meclisi kararı olmaksızın Belediye tarafından haksız devir ve satış işlemleri uygulandığı iddiaları da mevcuttur. Bu iddialara ilişkin şikayet dilekçeleri de ilgili kurum ve kuruluşlara sunulmuştur.

Meram Belediyesi bünyesinde yaşandığı iddia edilen usulsüzlüklerin araştırılması, varsa haksız kazanç elde eden kişi ve kurumlar ile zarar uğratılan kurum ve kişilerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. Ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

                                                                                                              Konya Milletvekili

 

 

 

Okullardaki İhtiyaç ve Eksikliklerin Giderilmesi için Soru Önergesi Verdi

5CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Okullardaki  İhtiyaç ve Eksikliklerin  Giderilmesi için Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı tarafından yazılı olarak yanıtlanması talebiyle Soru Önergesi Verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

Bugün Anadolu’nun pek çok kentinde ve özellikle bağlı ilçe ve köylerdeki okulların çoğu, temel bakım ve ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmakta, kaynak yetersizliği sebebiyle,  okul yöneticileri Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ödenen elektrik, su, doğalgaz giderlerinin dışındaki pek çok ihtiyacına kendileri kaynak bulmaya çalışmak zorunda kalmaktadır. Velilerden para toplayarak giderlerini karşılamaya çalışan okulların yanı sıra, öğretmenlerin kendi bütçelerinden harcama yapmakta oldukları söylenmektedir. Konya’nın pek çok ilçesi ve bağlı mahallerdeki okullarda da Türkiye’nin diğer pek çok kentinde olduğu gibi öğrencilerin eğitimlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan araç ve gereçler eksiktir. Bazı okullarda spor malzemeleri, kaynak kitap gibi eksiklikler bulunurken, bazı okullarda da masa sandalye dolap, kırtasiye malzemeleri, yardımcı kitap vb. ya da iç cephe boyası gibi ihtiyaçlar bulunmaktadır. Hatta okul yöneticileri ve öğretmenler okullarının ihtiyaçlarını karşılayabilmek için internet ortamındaki çeşitli web siteleri aracılığı ile yardım ve ihtiyaç taleplerini dile getirmektedir.

 

Bu bağlamda;

 

1)      Konya genelinde bakım ve onarıma ihtiyacı olan okul sayısı kaçtır?

2)      Konya genelinde demirbaş(masa, sandalye vb) ihtiyacı olan okul sayısı kaçtır?

3)      2015-2016 eğitim-öğretim yılı için Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne veya bağlı ilçe eğitim müdürlüklerine okulların ihtiyaç ve eksiklikleri doğrultusunda yapılmış kaç başvuru vardır?

4)      Başta fiziki ihtiyaçlar olmak üzere, söz konusu okullardaki ihtiyaç ve eksikliklerin giderilmesi için ne yapılması planlanmaktadır?

Tarihi Konya Lisesi’nde Başlatılan İnşaat Hakkında Soru Önergesi Verdi

meclis
CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Tarihi Konya Lisesi’nde Başlatılan İnşaat Hakkında Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı tarafından yazılı olarak yanıtlanması talebi ile Soru Önergesi Verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

Bugünkü adıyla Konya Anadolu Lisesi, 1889 yılında idadi olarak eğitim vermeye başlamış,  zaman içinde Konya Erkek Lisesi, Konya Gazi Lisesi, Konya Lisesi ve son olarak Konya Anadolu Lisesi olarak eğitim vermeye devam etmiştir. Tarihi okulun binası geçtiğimiz yıllarda boşaltılarak, Yazma Eserler Müzesi’ne çevrilme girişimine maruz kalsa da, bu girişim sonuçsuz kalmıştır.

Gerek, mimarisi gerek 127 yıllık tarihi yapısıyla Türkiye’nin sayılı eğitim kurumlarından olan,  bünyesinde pek çok cumhurbaşkanı, başbakan, bakan ve bilim adamı yetiştirmiş olan okulda şimdilerde inşaat faaliyetleri başladığı, öğrencilerin eğitim gördüğü esnada Büyükşehir Belediye ekiplerinin fizik ve kimya laboratuarları ile kapalı spor salonunun bulunduğu binayı yıkma çalışmaları başlattığı tarafıma iletilmiştir.

Bu bağlamda;

1)      Tarihi Konya Lisesi’nin fizik ve kimya laboratuarları ile kapalı spor salonunun bulunduğu binada inşaat faaliyeti başlatılmasının sebebi nedir; neden eğitim-öğretimin sürdüğü bir dönemde çalışma yapılmaktadır?

2)      Yıkılan binaların yerine ne yapılması planlanmaktadır?

3)      Tarafıma da iletildiği üzere Konya kamuoyunda tarihi okul binasının akıbeti ile ilgili tedirginlik hakimdir. Okulun başka bir yere taşınacağı ve binanın okul statüsünden çıkartılarak başka bir amaç için kullanılacağı iddiaları doğru mudur? Büyükşehir Belediyesi ile bu yönde bir anlaşma yapılmış mıdır?

 

Şüpheli Asker Ölümleri ve Mobbing Soru Önergesi

7CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemi ile soru önergesi verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yaşanan mobbing ve intihar vakaları kamuoyunda sıklıkla gündeme gelmektedir. Son olarak 13 Ocak 2016 İzmir’in Bergama İlçesi’nde vatani görevini yapan bir erimiz, nöbette tüfekle yaşamına son vermiş, 26 Ocak 2016’da Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde Erzurumlu bir askerimiz intihar etmiştir. Özellikle son yıllarda büyük bir ivmeyle artan TSK’da intihar vakaları ve askeri personel üzerinde psikolojik baskı yaratan mobbing uygulamaları, ivedilikle çözüm bekleyen konular arasında yer almıştır.

Araştırmalar, TSK’daki lider personelin büyük bir kısmının, meslek hayatının bir döneminde mobbinge maruz kaldığına işaret etmektedir. Geçtiğimiz Mart ayında Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) tarafından düzenlenen TSK’da yaşanan intihar vakaları ve askeri personel üzerinde psikolojik baskı yaratan mobbing uygulamaları konulu panelin sonuç bildirgesine göre, TSK’da Mart 2015’e kadar olan son 10 yıllık süre içinde yaşanan intihar vakası, şehit sayısından fazladır. Mart 2015’e kadar son 10 yılda teröre verilen şehit sayısı 818’ iken, aynı süre içerisinde kışlalarda 934 asker intihar etmiştir.  
Diğer yandan, mobing mağduru askerlerin % 42’si hakaretten, %30’u dayaktan, %28’i orantısız cezalardan, %24’ü sağlık hizmeti alamamaktan, %14’ü aşırı fiziksel aktiviteye zorlanmaktan, %14’ü tehdit edilmekten, %7’si rütbeli personelin şahsi işlerine koşturulmaktan, %7’si uykusuz bırakılmaktan şikayetçidir. 

 

Bu bağlamda;

  • Bakanlığınız verilerine göre, son 10 yıl içinde ve yıllar itibariyle TSK bünyesinde intihar eden asker sayısı kaçtır; rütbeleri nelerdir?
  • TSK’nın mevcut yapısının gözden geçirilerek, askerleri intihardan vazgeçirmek için sistem üzerinde gerekli değişiklikler yapılmasına yönelik çalışmanız bulunmakta mıdır?
  • Askeri okullarda psikoloji, sosyoloji ve insan hakları konularında hangi dersler ve ne sıklıkla verilmektedir?
  • TSK mensuplarına özellikle lider personel konumunda bulunan askeri personele mobbing konusunda meslek içi eğitim verilmekte midir?
  • Askeri Ceza Kanunun 110. Maddesin yer alan madunun şikayetnamesini saklamak veya geri aldıranlara, 111. Maddesinde yer alan hak edilmemiş ve müsaade olunmamış cezayı kasten verenlere ve 117. Maddesine yer alan maduna müessir fiil yapanlara öngörülen cezaların arttırılması için yasal düzenleme düşünülmekte midir?

 

Emniyet Kemeri Kullanımı Konusunda Toplumsal bilincin Oluşması İçin Meclis Araştırması İstedi

4

 

CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt emniyet kemeri kullanımı konusunda toplumsal bilincin arttırılması konusunda politikaların oluşturulması amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istedi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğunu düzenleyen 78. Maddesi, “Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur ve kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir” şeklinde hükmetmektedir. Kuralları ihlal eden sürücülere uygulanacak cezaların yer aldığı Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde de araçların türüne göre hangi koruyucu tertibatların kullanılacağına dair bilgiler yer almaktadır.

 

Ceza konusu ise, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’un 78/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, emniyet kemeri bulundurulması zorunluluğu olan araçlarda emniyet kemeri bulundurmamak veya kullanmamak, 2016 Yılı Trafik İdari Para Ceza Rehberine göre, 92 TL, erken ödemede 69 TL olarak belirlenmiştir.

 

Ne var ki, ülkemizde trafiğe çıkan pek çok sürücü, zorunlu olmasına rağmen, emniyet kemeri takmamakta, hem kendi hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliğini tehlikeye sokmaktadır. Her gün binlerce kazanın yaşandığı ülkemizde pek çok insan emniyet kemerini kullanmadığı için yaşamını kaybetmektedir. Her ne kadar, bu kayıpları önleyecek uygulamalara 2014 yılında geçilse de halen birçok sürücü, emniyet kemerini takmamakta ısrar etmektedir.

 

Oysa araştırmalar, ölümlü kazalarda emniyet kemeri kullananların % 24.8’inin hiç zarar görmeden kazayı atlatırken, emniyet kemeri kullanmayanlarda bu oranın % 6.3 olduğuna işaret etmektedir. Emniyet kemeri kullanımının arka koltukta meydana gelen ölüm ve yaralanmaların 2/3’nü ve ön koltuktaki ölümlerin ise % 6’sını önlediği saptanmıştır. Bütün ağır yaralanmalarda ise, arka koltuk emniyet kemerleri yaralanmanın şiddetini % 50 oranında azaltmaktadır.

 

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Eylül 2014 içinde gerçekleştirdiği ulusal çalışmanın neticesine göre ise, ülkemizde sürücülerin sadece %43.6’sı, ön koltuk yolcularının ise %35.9’u emniyet kemeri kullanmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı trafik ekiplerinin yaptığı denetimlerde 2013 yılında 719.583 kişiye emniyet kemeri kullanmama cezası almışken, 2014 yılında 533.400 kişiye ceza verilmiştir.

Türkiye küresel trafik kazası ölümlerinin neredeyse yarısını oluşturan on ülke arasında yer almaktadır. Sıklıları, sağlık ve ekonomik sonuçları açısından trafik kazalarının halk sağlığı gündeminde öncelikli bir yeri olmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün trafik kazasına neden olan 5 temel faktörü kask kullanmamak, emniyet kemeri takmamak, alkollü sürüş, aşırı hız ve çocuk koltuğu kullanmamak olarak açıkladığı ve ülkemizde emniyet kemeri kullanım oranının %50’lileri dahi yakalamadığı göz önünde bulundurulduğunda bunun bir tercih değil, zorunluluk olduğu bilinci yerleştirilmelidir.

 

Bu doğrultuda, emniyet kemeri kullanımı konusunda toplumsal bilincin arttırılması konusunda politikaların oluşturulması amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

Konya Milletvekili

 

 

Esnaf ve Sanatkarların Sorunları Hakkında Meclis Araştırması İstedi

3

 

 

CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt esnaf ve sanatkarların büyük marketler ve AVM’ler karşısında başta rekabet olmak üzere, karşı karşıya kaldıkları sorunların araştırılması için meclis araştırması açılmasını istedi.

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Son yıllarda dünya genelinde alışveriş kültüründe giderek yaygınlaşan değişim gözlenmektedir. İnsanlar, alışverişin yanı sıra eğlence, sinema, sosyal etkinlik gibi imkanlar da sunduğu için sokak mağazalarından, büyük bir hızla açılan alışveriş merkezlerine yönelmişlerdir. Her ne kadar AVM’ler kalite, güvence, fiyat istikrarı, kayıt dışı ticaretin önlenmesi vb konularda önemli faydalar sağlasa da, sayılarının giderek artmasının ve plansız inşa edilmelerinin olumsuz sonuçları da bulunmaktadır.

Diğer yandan, Anayasamızın  “Esnaf ve sanatkarların korunması” başlıklı 173’üncü maddesi, “Devlet, esnaf ve sanatkarı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır.” şeklinde hükmetmektedir. Zira sınırlı öz sermaye ile çalışan ve sahibi oldukları küçük ticarethaneler ile hizmet sunan esnaf ve sanatkarlar, kentsel ticaretin en önemli aktörleri, ülke ekonomisinin de can damarıdır ancak; günümüzde baş etmek zorunda kaldıkları sorunların başında hızla ve denetimsiz şekilde açılan büyük marketler ve AVM’ler gelmektedir.  Şehir içlerinde plansız bir şekilde açılan AVM’ler bölgedeki esnaf ve sanatkarların sosyo-ekonomik yapısını etkilemekte, üretme ve işletme süreci zarara uğrayan esnaf kepenk kapatmak zorunda kalmaktadır.

Her ne kadar her AVM’de esnaf ve sanatkarımıza en az yüzde 5 pay yer ayrılması zorunluluğu getiren 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 29 Ocak 2015 tarihinde yürürlüğe girmiş olsa da esnaf ve sanatkarlar etkisini hissedemediklerini dile getirdikleri yasada eksiklikler bulunduğunu, kanunun beklentilerin karşılayamadığını, özellikle esnafa yer verilmesini öngören hükmün de işlerlik kazanabilmesi için elden geçirilmesi gerektiğini ifade etmektedir.

Bu doğrultuda, esnaf ve sanatkarların büyük marketler ve AVM’ler karşısında başta rekabet olmak üzere, karşı karşıya kaldıkları sorunların ilgili temsilcilerin de görüş ve raporlarına başvurularak araştırılması ve gerekli yasal düzenlemelerin tespiti amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. Ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

    Konya Milletvekili

 

Esenboğa’daki aktarma çilesini Meclis Gündemine Taşıdı

1

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

 

Aşağıdaki sorularımın Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Binali Yıldırım tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

Konya Milletvekili

 

Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan dünyanın birçok şehrine direkt uçuş olmaması, pek çok kişinin mağdur olmasına sebep olduğu gibi, kentin Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti konumuyla bağdaşmamaktadır. Ankara’nın birçok ülke başkentiyle direkt seferi olmaması, bir başka deyişle İstanbul aktarmalı seyahat etme olanağı, sıklıkla sefer yapmak zorunda olan iş adamlarını, yabancı misyon temsilcilerini ve aileleriyle birlikte vatandaşları zor duruma sokmaktadır. Ankara’dan yurt dışına gitmek isteyenler, önce İstanbul’a uçmak ve ikinci aşama için beklemek zorunda kalmakta, bu durum ciddi zaman kaybı, yığılma ve aksamalara yol açmaktadır. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız Türkiye’ye gelirken aktarmalar yüzünden sıkıntı çektiklerini defaatle dile getirmektedir.

Bugün itibariyle İsveç’te yaşamakta olan 50 binin üzerinde Konyalı vatandaşımız, özellikle tatillerde ve yaz aylarında memleketlerine gelmek istedikleri zaman İstanbul aktarmalı uçuşların büyük sıkıntı yarattığını da tarafıma ayrıca iletmişlerdir.

 

Bu bağlamda;

  • Ankara Esenboğa Havalimanından, kaç ülke ve başkentine direkt uçuş bulunmaktadır?
  • Yaşanan mağduriyetler göz önünde bulundurulduğunda Ankara-Stockholm arası direkt sefer konulması planlanmaktadır? Planlanmakta ise, seferler ne zaman başlayacaktır?
  • Esenboğa Havalimanı’ndan yurt dışına direkt uçuşların artırılması, çevre iller ve ilçelerin de işine yaracak, Ankara ile hızlı tren bağlantısı olan kentlerde yaşayanlar, yurt dışına Ankara üzerinden gidebileceklerdir. Bu doğrultuda, hangi yurtdışı şehirler ile Esenboğa arasında direkt uçak seferi planlanmaktadır?