BOZKURT: MEMUR VE EMEKLİLERE MAAŞLARININ EN AZ % 50’Sİ ORANINDA PROMOSYON SAĞLANMALI

12006

 

CHP Konya milletvekili Hüsnü Bozkurt, kamu kurum ve kuruluşlarında memurlara maaş aldıkları bankalar tarafından yatırılan promosyonlar ile ilgili önerge verdi; tüm memurlar için sağlanan banka promosyonlarının adil bir şekilde emeklileri de kapsamasını istedi.

MİLLETVEKİLİ MAAŞ PROMOSYONLARI KAMUOYU VİCDANINDA HAKLI BİR RAHATSIZLIĞA SEBEP OLMUŞTUR

Bozkurt, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, TBMM Başkanlığı’nın milletvekili ve personel maaşlarının yatırıldığı banka ile yaptığı anlaşma gereği, söz konusu banka tarafından milletvekillerinin hesabına 3 yılda 1 defaya mahsus olmak üzere maaşlarının yüzde 54.05’i oranında 8 bin ila 10 bin TL arasında promosyon yatırıldığını, maaşlara oranla yatırılan promosyonların aynı oran üzerinden TBMM personeli için de sağlandığını belirterek, söz konusu tutarının, kamu vicdanında ciddi rahatsızlık yarattığına dikkat çekti.
Milletvekillerine yatırılan tutarın, asgari ücretle çalışan bir kişinin aldığı neredeyse 1 yılık maaşı kadar olduğunu belirten Bozkurt, işçilere, memurlara ve özellikle emeklilere de, tıpkı milletvekili maaşlarında olduğu gibi maaşlarının yüzde 50’sinden az olmamak üzere promosyon sağlanması yönünde bir çalışma olup olmadığını sordu.

“EMEKLİLER UMUT İÇİNDE MAAŞ PROMOSYONU BEKLEMEKTEDİR”
Kamu çalışanlarına ödenen promosyonlardan sayıları 11 milyonu bulan emeklilerin mahrum kaldığını, yıllardır talep etmelerine karşın emeklilerin Devlet tarafından sağlanan maaş promosyonu uygulamasından emeklilerin faydalanamıyor olmasının haksızlığa sebep olduğunu ifade eden CHP’li Bozkurt, önergesinde “Geçtiğimiz Ekim ayında yaptığınız ve kamuoyuna da yansıyan, emeklilere maaş konusunda aracılık eden bankalarla anlaşma yapılacağı yönündeki açıklamanıza istinaden, milyonlarca emekli büyük bir umut içinde maaş promosyonu beklemektedir.” ifadelerine yer verdi.

Bozkurt, önergesinde ayrıca şu soruları yöneltti:
-Bazı Bakanlıklar ve bağlı kurum ve kuruluşlar belli bölgelerdeki çalışanları için bankalarla çok avantajlı koşullarda anlaşmalar yapabilmekteyken, aynı bakanlığa bağlı bir başka bölgedeki çalışanlar aynı koşullardan mahrum kalabilmektedir. Başbakanlıkça tüm kamu çalışanlarını ve emeklileri kapsayacak şekilde, maaş promosyonlarına belli bir standart getirilmesi ve çok daha yüksek oranda promosyon sağlanması hususunda çalışmanız var mıdır; yapılması planlanmakta mıdır?
– Memurlara, işçilere ve emeklilere maaşlarının yüzde 50’sinden az olmamak üzere promosyon imkanı sağlanıncaya kadar, TBMM’nin söz konusu banka ile yaptığı anlaşmanın askıya alınması düşünülmekte midir?

chp.org.tr

28 Ocak 2016 Tarihinde TBMM Genel Kurulunda Yaptığım Konuşma


 

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Saygıdeğer milletvekilleri, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu hafta Demokrasi Haftası. Tam da iç barışımızın ciddi tehdit altında olduğu, ulusal birliğimizin tartışıldığı, sınırlarımızın tartışıldığı ve ülkemizin hem iç barış yönünden hem de dış politika yönünden ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu, âdeta kan kaybettiği bir dönemde, 24 Ocak 1993 Uğur Mumcu’nun katli ve 31 Ocak 1990 Muammer Aksoy Hocamızın katlini kapsayan bu bir hafta bu ülkenin biz devrimcileri, solcuları açısından son derece önemli. Çünkü Uğur Mumcu şunu söylüyordu: “Ben Atatürkçüyüm, ben cumhuriyetçiyim, ben laikim, ben antiemperyalistim, ben özgürlükçüyüm, ben tam bağımsız Türkiye’den yanayım.” diyordu. Ben bu Mecliste bu söylemlere karşı çıkan bir tek milletvekili olduğuna inanmak istemiyorum. Ama o bunları dediği için yok edildi. Onunla birlikte ülke pek çok değerini de kaybetti. Uğur Mumcu’nun şahsında biz araştırmacı gazeteciliği, ülke sorunlarına doğru ve demokrasi açısından bakışı da yitirdik. Uğur Mumcu, “Tam bağımsız Türkiye’den yanayım.” derken, tıpkı Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’dan yola çıkarken söylediği gibi, ya istiklal ya ölüm yolundaydı, tıpkı 1969’da Samsun’dan Ankara’ya tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye yürüyüşünü yapan Deniz Gezmişlerin idealini dile getiriyordu. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ü “iki ayyaş” diye aşağılarken, biz Deniz Gezmiş’i 25 yaşında ipe gönderirken, biz Uğur Mumcu’yu “Tam bağımsız Türkiye’den yanayım” dediği için, “Atatürkçüyüm, bağımsızlıkçıyım, özgürlükçüyüm.” dediği için arabasının içinde paramparça ederken ülkemiz, sevgili kardeşlerim, o kadar çok değerlerini yitirdi ki.
Bakın, bugün, aylardır çırpınmamıza rağmen, ülkemizde çok ciddi kardeşlik kaybımıza rağmen, ülkemiz kanıyorken bu Mecliste hepimiz halkımızın oylarıyla buraya gelmiş milletvekilleri olarak bir araya gelemediğimiz için, sorunlarımızı tartışamadığımız için, Suruç katliamından sonra bu Meclise grubumuzca verilen araştırma önergesi reddedildiği için bugün yazık ki 10 bin kilometre öteden gelen büyük biraderin gözetiminde sorunlarımızı tartışmak gibi bir durumla karşı karşıyayız.
Sevgili arkadaşlar, benim kanıma dokunuyor. Allah aşkına, sizin gücünüze gitmiyor mu? Gerçekten samimiyetle soruyorum. Biz, burada 550 milletvekili olarak, ülkemizin temel sorunlarını bir araya gelip bir komisyonda tartışamıyorken, acaba Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı Joe Biden iç barıştan demokrasiye, hatta hukuka nizamat vermeye kalktığı zaman, bu bizim gücümüze gitmiyor mu?
Bakın, ülkemizin Sayın Cumhurbaşkanı, evet, doğru, halkımızın yüzde 52 oyuyla seçilmiş Sayın Recep Tayyip Erdoğan, altı ay önce “Onu öyle bırakmam, bedelini ödeyecek.” diyor, altı ay sonra ısmarlama bir davayla Can Dündar ve Erdem Gül Silivri’ye konuluyor, iki gün önce Joe Biden ABD Başkan Yardımcısı Can Dündar’ın oğluna diyor ki: “Çok cesur bir baban var, onunla gurur duy.” Ne demek istiyor?Yani Türk yargısına diyor ki: “Can Dündar’ı serbest bırakın.” Ee, tabii, bu ülkenin Cumhurbaşkanı yargıya altı ay önceden talimat verip davalar açtırırsa, Amerikan Başkan Yardımcısı da gelip o davanın sonucu üzerinde akıl ve fikir yürütebilir.
Sevgili kardeşlerim, gelin, şu halkın bize verdiği oyların hakkını verelim, bir araya gelelim…
Biz bu ülkenin milletvekilleriysek, ne olur, gelin, hep birlikte bu ülkenin sorunlarına çözüm üretmek için bu Mecliste bir araya gelelim.

MESLEK HASTALIKLARI HAKKINDA SORU ÖNERGESİ VERDİ

MESLEK HASTALIKLARI SORU

CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt Sağlık Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Soru Önergesi verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

Günümüzde bireylerde baş gösteren sağlık sorunlarının birçoğunun temelinde meslek hastalıkları yer almaktadır. Çalışanlar meslekleri gereği birçok sağlık riski ile karşılaşmakta hatta sağlık açısından yüksek riskli bazı iş kollarında koruyucu önlemler alınmaması, çalışanların sağlıklarını ve hatta hayatlarını kaybetmelerine sebep olmaktadır. Türkiye’de ise, çalışma sürelerinin uzunluğu, güvencesiz ve esnek çalışmanın yaygınlığı göz önüne alındığında, her yıl yaklaşık 120 bin ila 360 bin arasında çalışan, meslek hastalığına yakalanmaktadır. Üstelik bu hastalıkların çoğunun, tanı sistemlerinin ve denetimlerin yetersiz olması sebebiyle mesleksel olduğu kanıtlanamamakta ve resmi olarak kayıt altına alınamamaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın meslek hastalıkları tıbbi kayıt sistemi olmaması gibi ülke genelinde sadece Ankara, İstanbul ve Zonguldak’ta olmak üzere 3 adet meslek hastalıkları hastanesi bulunması da sağlıklı ve kesin bilgiye ulaşmak hususunda eksiklik arz etmektedir.

 

Bu bağlamda;

 

  • Son 10 yıl itibariyle meslek hastalığı sebebiyle yaşamını yitirenlerin sayısı kaçtır; bu ölümlerin meslek gruplarına ve hastalık tanılarına göre dağılımı nedir?
  • Son 10 yıl itibariyle meslek hastalığı tanısı konan ve bu sebeple tedavi görmüş veya halihazırda tedavi gören hasta sayısı kaçtır; meslek gruplarına ve hastalık tanılarına göre dağılımı nedir?
  • Son 10 yıl itibariyle Ankara, İstanbul ve Zonguldak’taki meslek hastalıkları hastanelerine başvuranların sayısı kaçtır? Mevcut hastaneler meslek hastalıklarına yakalananların tedavisini karşılamakta yeterli midir; başka kentlerde de meslek hastalıkları hastanelerinin açılması planlanmakta mıdır?
  • Meslek hastalıklarının takibi için Bakanlık bünyesinde tıbbi kayıt sistemi oluşturulması planlanmakta mıdır?

 

MESLEK HASTALIKLARI HAKKINDA ARAŞTIRMA ÖNERGESİ

MESLEK HASTALIKLARICHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt Meslek Hastalıklarının Araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Araştırma Önergesi verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Anayasa`mızın 56. Maddesine göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir ve devletimiz herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle yükümlüdür.

Günümüzde bireylerde baş gösteren sağlık sorunlarının birçoğunun temelinde meslek hastalıkları yer almaktadır. Çalışanlar meslekleri gereği birçok sağlık riski ile karşılaşmakta hatta sağlık açısından yüksek riskli bazı iş kollarında koruyucu önlemler alınmaması, çalışanların sağlıklarını ve hatta hayatlarını kaybetmelerine sebep olmaktadır. Bu hastalıklardan korunmada işveren başta olmak üzere çalışanların, iş yeri hekimlerinin, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının ve elbette devletin sorumlulukları vardır.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre dünya genelinde meslek hastalıklarına bağlı ölümler, iş cinayetlerine bağlı ölümlerin yaklaşık 5 ila 6 katı düzeyinde olup, her yıl 1 milyon 950 bin kişi meslek hastalıklarına bağlı rahatsızlıktan dolayı yaşamını yitirmektedir. Türkiye’de ise, çalışma sürelerinin uzunluğu, güvencesiz ve esnek çalışmanın yaygınlığı göz önüne alındığında, her yıl yaklaşık 120 bin ila 360 bin arasında çalışan meslek hastalığına yakalanmaktadır. Üstelik bu hastalıkların çoğunun, tanı sistemlerinin ve denetimlerin yetersiz olması sebebiyle mesleksel olduğu kanıtlanamamakta ve resmi olarak kayıt altına alınamamaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın meslek hastalıkları tıbbi kayıt sistemi olmaması gibi ülke genelinde sadece Ankara, İstanbul ve Zonguldak’ta olmak üzere 3 adet meslek hastalıkları hastanesi bulunması da sağlıklı ve kesin bilgiye ulaşmak hususunda eksiklik arz etmektedir.

Oysa meslek hastalıkları kontrol yöntemleri doğru şekilde uygulandığında ve işyerinde gerekli önlemler alındığında önüne geçilebilir hastalıklardır. Geçtiğimiz yıllarda kamuoyunun da yakinen tanık olduğu üzere, tedavisi olmayan ama önlenebilen bir hastalık olan silikozis yüzünden kot taşlama işçileri, yaşamlarını yitirmiştir. Her ne kadar kot taşlama işçileri kadar gündemde yerini almasalar da diş protez teknikerleri, seramik, maden, karayolu, tersane ve inşaat işçileri de slikozis ve berilyozis başta olmak üzere akciğer hastalıklarına, cilt, göz işitme hastalıkları, kas-iskelet sistemi hastalıklarına yakalanmakta ve bu nedenle yaşamlarını yitirmektedir.

Meslek hastalıklarının önlenebilir hastalıklar olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu hastalıkları oluşturan sebeplerin belirlenmesi, meslek hastalığı nedeniyle hayatını kaybedenlerin ve yaşamsal faaliyetlerini sürdüremeyenlerin tespiti, meslek hastalıkları hastanelerine olan ihtiyacın belirlenmesi ve gereken önlemlerin alınması amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. Ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

Konya Milletvekili

Kabul Toplama Merkezleri Hakkında Soru Önergesi

KABUL TOPLAMA

CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Soru Önergesi verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

Özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde görevlendirilen askerlerin birliklerine katılırken ya da birliklerinden ayrılırken geçici olarak bir araya getirildikleri ve daha sonra toplu olarak nakledildikleri askeri alanlara, Kabul Toplama Merkezi denmekte ve bu merkezler vasıtasıyla askerlerin gidecekleri yere daha güvenli bir şekilde ulaştırılması hedeflenmektedir. Ne var ki, merkezlerin birçoğunun lavabo ve tuvaletlerin pislikten kullanılmadığı, yataklar ve koğuşların dışkı koktuğu, askerlere banyo imkanı sağlanmadığı döşemelerin paramparça, tavanların ise delik olduğu, musluklardan su akmadığı vb şikayetler kamuoyuna yansımaktadır.

Bu bağlamda;

  • Türkiye’de hangi illerde kaç tane Kabul Toplama Merkezi (KTM) bulunmaktadır?
  • Bu KTM’ler ne sıklıkla bakım onarımdan geçirilmektedir?
  • Yukarıda bahsi geçen iddialar doğru mudur; araştırılması düşünülmekte midir?

 

BEBEK ÖLÜMLERİNİN NEDENLERİ VE ÖNLENMESİ AMACIYLA ARAŞTIRMA ÖNERGESİ

BEBEK ÖLÜMLERİTÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Bir yaşın altındaki bir çocuğun ölümü olarak tanımlanan bebek ölüm hızı,  bir yılda canlı doğan 1000 bebekten kaçının öldüğünü göstermekle beraber aynı zamanda bir ülkenin veya bölgenin sağlık sisteminin seviyesini göstermektedir. 

Annenin gebelikte, doğum sırasında ve sonrasında sağlık hizmetlerinden yararlanması bebek ölüm hızını etkileyen başlıca etkenler arasında yer almaktadır.  Yapılan araştırmalar bebek ölümlerinin, %60’ının doğumdan sonraki 1 ay içerisinde görüldüğüne, kalan kısmının ise ilk 1 aydan sonra başlayan ve 1 yaşına kadar olan ölümler olduğuna işaret etmektedir. İlk 1 ay içerisinde görülen ölümler ağırlıklı olarak doğumsal anomalilere bağlı olduğu için 1 aydan 1 yaşına kadar olan ölümlere göre önlenebilmesi zordur. Ancak; bir aydan sonraki bebek ölümlerinin çevre ve bakım koşullarının düzeltilmesi sonucu önlenebilecek hastalıklara bağlı olduğu, uluslar arası otoritelerce de sayısız kez kanıtlanmıştır.

TÜİK verilerine göre, Türkiye’de bebek ölüm hızı 2014 yılında artmış, 2013’te binde 10,8 olan oran 2014’te binde 11,1’e yükselmiştir. Sayılar ile ifade edildiğinde, 2013 yılında 13 bin 993 olan bebek ölümü, 2014 yılında 14 bin 821’e çıkmıştır.  Bebek ölüm hızının en yüksek olduğu il ise, binde 25.7 ile Kilis olurken, Kilis’i binde 17.9 ile Şanlıurfa, binde 17.7 ile Gaziantep ve binde 17.5 ile Şırnak izlemiştir.

Her ne kadar 2002 – 2013 yılları arasında bebek ölüm hızında düzenli bir düşüş sergilese de 2014 yılındaki artış ve Avrupa ülkelerinde bebek ölüm hızı ortalamasının binde 3 ila -4 arasında seyretmesi göz önüne alındığında, ölüm nedenlerinin doğru ve güvenilir bir şekilde belirlenmesi gerektiği gerçeği ortaya çıkmaktadır. Nitekim ülkelerin gelişmişlik düzeyini gösteren birçok demografik gösterge arasında bebek ölüm hızları en önemli olanıdır.  

Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte birinci basamak sağlık hizmetlerinin giderek tüm toplumu kapsayan, koruyucu, tedavi edici olmaktan uzaklaşarak performansa ve ekonomik çıkarlara yönelik bir sisteme dönüşmesi, konunun da uzmanlarının dikkat çektiği üzere bebek ölüm hızındaki artışın asli sebepleri arasında gösterilmektedir. Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında açık farkla geride olduğumuz gerçeği ışığında özellikle koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi hususunda önemli adımlar atılması ve projeler geliştirilmesi gerekmektedir.

Yukarıda bahsi geçen hususlar ışığında, bebek ölümlerinin nedenlerinin tespiti ve gereken önlemlerin alınması amacıyla, Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. Ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT                                                                                                             

Konya Milletvekili

Rusya’nın, İran’ın, Irak’ın tehditlerine boyun eğenler İsmet İNÖNÜ’nün hayatından ders almalıdır.

 

Dönem: 26 Yasama Yılı: 1 Tarih: 24.12.2015 Birleşim: 19
MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Sayın Başkan, bugün herhâlde talihsiz konuşmalar günü. Alınan oy oranına göre politikaların doğruluğu çok da doğru bir tespit değil. Eğer öyle olsaydı herhâlde dünyanın en doğru politikalarını uygulayan politikacılar Saddam olurdu, Mübarek olurdu, Kaddafi olurdu, ülkemizde de herhâlde yüzde 92 oyla seçilen Kenan Evren olurdu. Dün Başika’ya gönderdiği askerini ertesi gün “Çekmeyeceğim.” deyip de çekenler, bir gün Rusya’nın, bir gün Amerika’nın, bir gün Irak’ın tehditlerine boyun eğenler bugün anmakla şeref duyduğumuz İsmet İnönü’nün hayatına dönüp bakmalı ve biraz olsun ders almalıdırlar. Teşekkür ediyorum.

Devrim şehidimiz Kubilay ile arkadaşlarını bir kez de Meclis Genel Kurulu’nda andık


Dönem: 26 Yasama Yılı: 1 Tarih: 23.12.2015
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı
MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Sayın Başkan, bugün seksen beş yıl önce bir güruhun katlettiği Kubilay’ı anıyoruz. Tarihimize Kubilay Olayı olarak geçen bu menfur olayın bugün aynı düşündeki çevrelerce unutturulmak istenmesine asla izin verilmemelidir. Zira, büyük önder Atatürk Kubilay’ın başının kesilmesini laik cumhuriyetin başının kesilmesi olarak değerlendirmiş, bugün de Mustafa Kemal’in askerleri olan bizler zamanımızın kravatlı Derviş Mehmetlerine asla geçit vermeme kararlılığımız ifade ediyoruz. Unutulmamalıdır ki devrim şehidi Kubilay’ı anmak demek Cumhurbaşkanı ve milletvekili olarak da ettiğimiz yeminin bir gereğidir. Son tahlilde elbette Türkiye şehitler, meczuplar, müritler memleketi olmayacaktır.

HÜSNÜ BOZKURT KPSS MAĞDURLARI İÇİN ARAŞTIRMA ÖNERGEGESİ VERDİ

KPSS

 

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt KPSS Mağdurları için TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

2014 Kamu Personeli Seçme Sınavına girmiş 1.128.032 lisans, 779.314 ön lisans ve 1.683.696 ortaöğretim mezunu olmak üzere 3,5 Milyon memur adayına, Kasım 2014/2 atamasında 5067 kadro verilmiştir. Aynı şekilde Haziran 2015/1 atamalarında verilen 9600’ü sağlık personeli olmak üzere 13 Bin 213 kadro, atanmayı bekleyen memur adayları için hayal kırıklığı yaratmıştır. 

 

Bunlara ilaveten birçok kurumun merkezi atamadan çıkartılması mağduriyetleri iki katına çıkarmıştır. Nitekim memur adaylarının dile getirdiği öncelikli taleplerden biri merkezi atamadan çıkan kurumların merkezi atama sistemine geri dönmesi yönündedir.

 

Yıllarca okuyup, büyük maddi ve manevi emeklerle KPSS’ye hazırlanan adayların bir diğer önemli sorunu da, kamu personeli alımında uygulanan mülakat sistemidir. Pek çok kişi, KPSS neticesinde yüksek puan aldıkları halde merkezi atama yerine, mülakata tabi tutulduklarını,  bu durumun haksız rekabete ve şaibeye yol açtığına dikkat çekmektedir.  Mülakat sisteminin kısıtlı birkaç kadro dışında tamamen kaldırılması da başlıca talepleri arasında yer almaktadır.

 

KPSS’ye girmiş lisans ve ön lisans mezunlarının karşılaştığı bir diğer sorun, mezun oldukları bölümler ile ilgili Devlette ihtiyacı karşılayacak kadro bulunmamasından kaynaklanmaktadır.  Üniversitelere  açılan fakülte ve yüksekokulların kamu istihdam ve ihtiyaç kapasitesi göz önünde bulundurularak açılmasına ilişkin bir çalışmanın yürütülmemesi, atama bekleyen memur adayı sayısının bu denli çok olmasının başlıca sebeplerinden biridir. İstihdam alanının sadece kamu olmadığı bilinmesine rağmen, bazı adayların mezun oldukları bölüm itibariyle özel sektörde iş bulma olanağının düşük olduğu dikkate alındığında, basit deyişiyle arz talep dengesinin titizlikle incelenmesi ve fakülte bölümlerine yeni bir düzen getirilmesi gerekmektedir.

 

Söz konusu memur adayları bugüne dek pek çok kez farklı platformlarda seslerini duyurmaya çalışmış, sorunlarını içeren mektupları başta Cumhurbaşkanı olmak üzere ülke yöneticilerine iletmişlerdir ancak talepleri karşılık bulamayıp çözüme kavuşturulmamıştır. Sayıları 3,5 milyonu bulan memur adaylarının tamamı için kadro açılmasını beklemek mümkün olmamakla birlikte, ilerleyen süreçte kamu atamalarında yüksek sayıda kadro açmak her yıl katlanarak artan yığılmanın önlenmesi açısından önem teşkil etmektedir.  

Atamaların önündeki bir diğer sorun taşeron istihdamıdır. Eğitimini aldıkları alanda çalışmak memur adaylarının en doğal hakkı iken, ilgili birimlerde taşeron eliyle istihdam yaratmak, kadro bekleyen memur adaylarının hem hakkını gasp etmekte hem de kamu hizmetlerinde niteliğin azalmasına yol açmaktadır.

 

Yukarıda bahsi geçen hususlar ışığında aileleri ile birlikte yaklaşık 10 milyon kişiyi ilgilendiren kadro sorununun çözümü için, ilgili tüm tarafların, kurum, kuruluş ve bakanlık temsilcilerinin görüş, analiz ve raporlarına başvurarak, sorun ve taleplerinin araştırılması ve çözüme kavuşturulması amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. Ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

                                                                                                              Konya Milletvekili

 

HÜSNÜ BOZKURT KARAPINAR İLÇEMİZDE MEYDANA GELEN OBRUKLAR HAKKINDA ARAŞTIRMA ÖNERGESİ VERDİ

KARAPINAR

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt Karapınar İlçemizde meydana gelen obrukların araştırılması için TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Obruk oluşumları ülkemizde artan arazi kullanımları neticesinde meydana gelen bir doğal afet olup, Konya havzasında yaygın olarak karşılaşılmaktadır. Araştırmalar havzadaki obrukların bir kısmının fosilleştiğine, bazılarının halen aktif olduğuna işaret etmektedir. Özellikle Karapınar İlçesi civarında yer altında zamanla eriyen kalker taşlarının boşluk oluşturması ve zeminin çökmesiyle oluşan obruklar, son yıllarda bölgenin sosyo-ekonomik gelişiminde büyük olumsuzluklar yaratacak derecede yoğunluk kazanmış, ekili alanlara zarar vermesinin yanı sıra yerleşim alanlarını ve bu alanlardaki insanların can güvenliğini tehdit edecek boyutlara ulaşmıştır. Yağışlar ile birlikte yer yer göçmelerin yaşandığı ilçede, son 3 ay içinde derinliği yaklaşık 70 metreyi bulan farklı çaplarda ve sonuncusu Ekim 2015’te 10 metre çapında 7 metre derinliğinde olmak üzere 10’dan fazla obruk meydana gelmiştir. Halihazırda bölgede irili ufaklı 200 civarında da obruk bulunmaktadır.

Karapınar, ekonomisi tarıma dayanan bir ilçedir ancak tarım arazilerinde obrukların meydana gelmesi çiftçiyi zor durumda bırakmaktadır. Korku içinde tarım yapan bölge halkı, obruk izlerini görünce ya tarlasını ekmekten vazgeçmekte ya da her an obruk oluşması riskiyle, can güvenliğini hiçe sayarak ekim yapmaktadır. İlçede 2008 yılının şubat ayında bir mısır tarlasında meydana gelen obruğun ardından MTA’ya müracaatta bulunulmuş, bölgenin risk haritasını oluşturmak için yetkililer tarafından çalışma başlatılmıştır. Nitekim MTA yetkilileri zaman zaman bölgeye gelerek çalışmalarını sürdürmektedir.

Konunun uzmanları, 4 milyon yıldan günümüze devam eden yeraltı karstlaşmasının bir sonucu olarak meydana gelen obrukları önlemenin mümkün olmadığını belirtmekle beraber çalışmalar neticesinde çöküntülerin gelişebileceği potansiyel alanların ve yaklaşık boyutlarının belirlenebileceğini dile getirmektedir.

Yukarıda bahsi geçen bilgiler ışığında, Konya’nın Karapınar ilçesinde belirli aralıklarla meydana gelen obrukların incelenerek, tehlike arz edip etmediğinin saptanması, olası çökmelerin meydana gelebileceği alanların belirlenmesi ve ekili alanların tespitinin ardından olası can ve mal kayıplarının önlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. Ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

                                                                                                 Konya Milletvekili

 

HÜSNÜ BOZKURT HEKİME ŞİDDET ARAŞTIRMA ÖNERGESİ VERDİ

HEKİM

 

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt Hekime şiddetin araştırılması için TBMM Başkanlığına Araştorma Önergesi verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Türkiye’de yapılan araştırmalar, çalışma hayatında meydana gelen şiddetin 1/4’ünün sağlık alanında yaşandığına dikkat çekmektedir. Asli amacı sağlık hizmeti sunmak olan hekimler ve sektörün diğer çalışanları, görevlerini yerine getirirken toplumun vicdanını yaralayan biçimde şiddete maruz kalmaktadır. Hastaneler ve diğer sağlık kurumlarında çalışanlar her geçen gün artan şiddet olayları karşısında kendilerini güvende hissetmemektedir.  

Temmuz 2015’de açıklanan Sağlık Bakanlığı 113 Beyaz Kod kayıtlarına göre; 14 Mayıs 2012’den 2015 Mart ayına kadar 18 bini hekim olmak üzere, toplam 317 bin 67 sağlık çalışanı şiddete uğramıştır. Bakanlık kayıtlarında da yer aldığı üzere Beyaz Kod uygulamasına başvuran sağlık sektörü çalışan sayısı, her geçen yıl artış göstermektedir.

Hekime şiddetin kurbanlarından olan Dr. Kamil Furtun’un Samsun’da, çalıştığı hastanede öldürülmesinin üzerinden 6 ay geçmeden 19 Kasım 2015 günü, yine Samsun’dan bir başka cinayet haberi gelmiş, Kadın Doğum uzmanı Dr. Aynur Dağdemir, birlikte çalıştığı kadın sağlık çalışanına yönelik şiddeti önlemeye çalışırken öldürülmüştür.

Sektör çalışanları ve yanı sıra meslek odalarının yaptığı araştırmalar, büyük bir ivmeyle artan şiddet vakalarının asli nedenini Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın getirdiği uygulamalara bağlamaktadır. Yanlış politikalar neticesinde hem sağlık çalışanları hem de hastalar büyük zarar görmüştür. Özelleştirilen sağlık sistemi ve performans uygulaması, hekim hasta ilişkisindeki saygı ve güven ortamını zedelemiştir. Bunlara, hastane yöneticilerinin politikaları, eğitimsizlik, hukuki boşluklar ve diğer sosyolojik unsurlar da eklenince şiddet körüklenmiştir.

Sağlık ortamındaki şiddetin artık yalnızca sağlık çalışanlarının değil toplumun ortak sorunu haline geldiği göz önüne alındığında; bu konuda her türlü kalıcı siyasi,  hukuki ve idari önlemin alınması gerektiği açıktır. Şiddet olaylarının nedenlerinin araştırılması, çözüm yollarının bulunması ve önleyici politikaların oluşturulması amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. Ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

                                                                                                              Konya Milletvekili

HÜSNÜ BOZKURT ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZIN SORUNLARI HAKKINDA SORU ÖNERGESİ VERDİ

ENGELLİ

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt engelli vatandaşlarımızın sorunları hakkında iki ayrı soru önergesi verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Sema Ramazanoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

Engellilerin eğitim, iş ve sosyal hayata eşit ve bağımsız katılabilmesi için TBMM tarafından 2005 yılında çıkarılan, kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelerin yaya geçitleri, resmi yapıları, yeşil ve spor alanları gibi alt yapılarının engellilerin erişebilirliğine uyumunu içeren 5378 sayılı Engelliler Kanunu’nun yürürlük tarihi 2012 yılında yapılan bir yasa değişikliği ile 3 yıl daha ertelenerek 7 Temmuz 2015 tarihine uzatılmıştı.

 

Bu bağlamda;

  • Yasanın Geçici 2. Maddesi “ Kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmi yapılar, mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapıların içinde engellilerin erişebilirliğine uygun duruma getirilmesine hükmetmektedir. Bu doğrultuda; Türkiye’deki 30’u Büyükşehir olmak üzere 1397 belediye olduğunu göz önünde bulundurulduğunda kanunun gerektirdiği düzenlemeleri yerine getiren belediye sayısı kaçtır ve hangileridir?
  • Kanunun gereğini yerine getirmeyen belediyeler için ne tür bir yaptırım öngörülmektedir?
  • Kanunun gerekliliğini yerine getirmedikleri gerekçesiyle kaç belediye için suç duyurusunda bulunulmuştur; bu belediyeler hangileridir?

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Efkan Ala tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

  • Konya’da ve ilçelerinde kaç adet cami bulunmaktadır; bu camilerin ilçelere göre dağılımı nedir?
  • Konya ve ilçelerindeki camilerin engelli vatandaşların rahatça ibadet edebilmesiiçin  uygun olmadığı iddiası kamuoyuna yansımıştır. Bu bağlamda engelli erişimine uygun kaç cami bulunmaktadır; camilerin ne zaman engellilerin erişimine uygun hale getirilmesi planlanmaktadır?

 

HÜSNÜ BOZKURT EREĞLİ’NİN İL OLMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ VERDİ

 EREĞLİ

 CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt Ereğli İlçemizin İl olması için kanun teklifi verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

 

  1. Döneme ait 10108 evrak numaralı kanun teklifimi İç Tüzüğün 77. Maddesi uyarınca yeniliyorum.

 

Gereğini saygılarımla arz ederim. 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

 

            Ereğli adıyla Bir İl Kurulması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

 

            Gereğini saygılarımla arz ederim.

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

GENEL GEREKÇE

            Anayasa’nın Merkezi İdarenin kuruluş şartlarını düzenleyen 126. Maddesi “Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır” diye hükmeder. Bu hükmün işlerliğini sağlayan 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun birinci ve ikinci maddeleri hükmü 1982 Anayasası’na benzer düzenleme ile mülki idarelerin kuruluş esas ve usullerini ifade eder.

            Toros Dağları’nın eteklerinde kurulmuş olan Ereğli İlçesi,  Konya il merkezine 153 km uzaklıkta olup, güneydoğusunda yer almaktadır. 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri sonrası köyler ve beldelerin mahalle statüsüne geçmesi ile bünyesinde barındırdığı mahalle sayısı 87′ ye ulaşan Ereğli, gerek milattan önce gerekse milattan sonra pek çok farklı uygarlığın birleşme noktası olmuştur. Cumhuriyetin ilanıyla da Konya’ya bağlı bir ilçe olarak varlığını sürdürmeye devam etmiştir.

            Ereğli, İç Anadolu Bölgesi’nin Güneydoğu’sunda, Toros Dağları’nın eteklerinde kurulmuş 2260 km²’lik alanı ile Türkiye’nin yüz ölçümü en büyük ilçelerinden biridir.  140 Bin‘in üzerindeki nüfus potansiyeli ile de 30’dan fazla ilden daha büyük durumda olan Ereğli,  tarımsal alanda sadece Orta Anadolu’ya değil, Türk tarımına da can vermektedir. Dünya çapında meşhur beyaz kirazı, elması ve cevizinin yanı sıra Ereğli topraklarında 50’ye yakın meyve, sebze ve tahıl ürünü yetişmektedir. Ülkenin süt ihtiyacının yaklaşık yüzde 60’ı da Ereğli’deki modern mandıralar tarafından karşılanmaktadır.

            Çevresindeki iller teşvik kapsamında iken, yukarıda saydığımız tüm özelliklere rağmen Ereğli, Konya’ya bağlı olduğu için bu teşviklerden yararlanamamaktadır. Süt ihtiyacını halihazırda Ereğli’den alan önemli kuruluşların fabrikalarını başka kentlere açmasının en büyük nedeni, ilçenin teşvik alamamasından kaynaklanmaktadır.

            Ereğli, tarihi geçmişi, coğrafi yapısı, yer altı ve yerüstü zenginlikleri ile il olmayı çoktan hak etmiş önemli bir ilçedir. İl olduğu takdirde Konya il merkezinden Ereğli yönüne olan hizmet aktarımı Ereğli’den Konya yönüne de olacak; her iki yerleşim birimi de faydalanacağı gibi çevre ilçeler daha verimli hizmet alacaktır. Bir başka yönüyle de Konya’nın üzerindeki yük azalacaktır. Bu durum beraberinde Konya’ya bağlı ilçelerde nüfus kaybının önlenmesine de katkıda bulunacaktır. Zira Konya’nın demografisi incelendiğinde yeterli hizmet götürülemediği için ilçe ve köylerde nüfusun azaldığı görülmektedir.

            Ereğli’nin il olması ayrıca sosyal ve kültürel kalkınma da demektir. Bünyesinde bir üniversite barındırdığı takdirde, fakültelere kaydolacak binlerce öğrenci, Ereğli’nin ekonomik ve sosyo-kültürel gelişimine çok büyük katkı sağlayacaktır. Aynı durum Ereğli’de çalışan memur nüfusu için de geçerli olacaktır;  kentin ekonomik kalkınması ivmeleneceği gibi, Ereğli halkı resmi işlemleri için kilometrelerce yol kat ederek Konya’ya gitmek zorunda kalmayacaktır.

            Konya’nın Emirgazi ve Halkapınar, Karaman’ın Ayrancı ve Niğde’nin Ulukışla ilçelerinde yaşayan birçok kişinin ihtiyaçlarını karşılamak için Ereğli’ye gelmesi de ilçenin önemli bir çekim alanı olduğu gerçeğini yansıtmaktadır.

            Tüm bu gerekçelerle Hititler döneminden daha önce kurulan ve bünyesinde birçok tarihi dokuyu barındıran Konya İli’ne bağlı Ereğli İlçesi’nin, “Ereğli” adıyla yeni bir il olarak kurulması öngörülmektedir. Ekli listelerde gösterilen ilçe, belde ve köyler,  Ereğli etrafında coğrafi, ekonomik ve kültürel bütünlük arz etmektedir.

 

 MADDE GEREKÇELERİ

 

            MADDE 1- Konya İli’ne bağlı Ereğli İlçesi’nin İl yapılması düzenlenmekte, bu ile bağlanacak ilçe ve köyler, ekli (1) sayılı listede gösterilmektedir.

            GEÇİCİ MADDE 1- Merkezi İdare tarafından oluşturulacak kadroların, 60 günlük süre içinde oluşturulması, bu süre içinde çıkabilecek ihtilafların halihazır bağlılık durumuna göre sonuçlandırılacağı öngörülmektedir.  

GEÇİCİ MADDE 2- Yeni kurulan İl’de İl Genel Meclisi’nin oluşumu düzenlenmektedir.

GEÇİCİ MADDE 3- Yeni kurulan İl sınırları içindeki İl Özel İdaresi personelinin özlük hakları ile alacak ve borçları düzenlemektedir.

            MADDE 2-  Yürürlük maddesidir.

            MADDE 3- Yürütme maddesidir.

 

            EREĞLİ ADIYLA BİR İL KURULMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

 

MADDE 1 – Konya İline bağlı Ereğli İlçe Merkezi merkez olmak ve ekli (1) sayılı listede adları yazılı ilçe, bucak, kasaba ve köyler bağlanmak üzere Ereğli adıyla bir il kurulmuştur.

GEÇİCİ MADDE 1- Bu Kanunla kurulan ilde merkezi idare tarafından oluşturulacak teşkilatla ilgili her türlü atama işlemleri bu Kanunun yürürlüğe girişinden itibaren geçecek 60 günlük süre içinde tamamlanır.

Bu süre içinde yeni kurulan il ve ile bağlanan ilçelerde merkezi ve mahalli idarelere ait her türlü iş ve işlemler halihazırda bağlılık durumuna göre yürütülür.

GEÇİCİ MADDE 2-  Bu kanunla kurulan İlin il genel meclisi, merkez ilçe ile bu ile bağlanan ilçelerin hâlihazır il genel meclis üyelerinden teşekkül eder. İl genel meclisi valinin davetiyle toplanır, organlarını seçer ve bütçesini yapar.

GEÇİCİ MADDE 3-   Bu kanunla kurulan İl’e bağlanan ilçelerdeki il özel idaresinin bütün nakit, varidat, tahakkuk, tahsilat, bakaya, muamele ve hesapları, menkul ve gayrimenkulleri, hak, alacak ve borçları ve bunlarla ilgili defter, dosya ve evrak, Kanunun yürürlüğe girmesini takip eden 90 ıncı günden itibaren bu ilçelerin bağlandığı İl Özel İdaresine geçer ve bu tarihi takip eden 10 günlük süre içinde devir ve teslimi yapılır.

Gayrimenkullerin tapu kayıtları harçsız olarak yeni kurulan İlin özel idaresi adına tashih ve tescil edilir.

Özel idare kadrolarında bulunup bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görev yapan memur ve sözleşmeli personel, kadroları ve her türlü hak ve alacakları ile birlikte başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu ilçelerin bağlandığı İl Özel İdaresine devredilmiş sayılır.

Bu personelin, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden 90 günlük süre içindeki maaş ve ücretleri ile her türlü hak ve alacakları halen bağlı bulundukları İl Özel İdaresince karşılanır. 90 günlük sürenin bitiminin maaş ve ücret ödeme tarihine denk gelmemesi halinde bu süre peşin ödenmiş olan en son maaş ve ücretin ait olduğu zaman sonuna kadar uzatılmış sayılır. Bu ödemeyi yapmış olan İl Özel İdaresince herhangi bir iade talebinde bulunulamaz.

Bu Kanunla kurulan İlin Özel İdare bütçesinin yürürlüğe girmesine kadar geçen süre içinde bu İl`e bağlanan ilçelerdeki özel idarelere ait personelin özlük haklarına ilişkin her türlü ödemelerin mahsubu bilahare yapılmak üzere, halen bağlı bulundukları İl Özel İdaresince karşılanmasına devam olunur.

            MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

            MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

EK (1)

 

EREĞLİ İLİ’NE BAĞLANAN BİRİMLER

Sıra No Birim   adı   İlçesi   Bucağı
1 Şehir   Merkezi Merkez Merkez
3 Belkaya
5 Acıpınar
6 Adabağ
7 Alhan
8 Akhüyük
9 Aşıklar
10 Bahçeli
11 Belceağaç
12 Beyköy
13 Beyören
14 Burhaniya
15 Büyükdede
16 Çiller
17 Çimencik
18 Gaybi
19 Göktöme
20 Gökçeyazı
21 Hacımemiş
22 Kamışlıkuyu
23 Kargacı
24 Karaburun
25 Kuskuncuk
26 Kuzukuyusu
27 Kızılgedik
28 Melicek
29 Orhaniye
30 Özgürler
31 Pınarözü
32 Sarıca
33 Sarıtopallı
34 Sazgeçit
35 Selivili
36 Taşağıl
37 Tatlıkuyu
38 Taşbudak
39 Türkmen
40 Ulumeşe
41 Yazlık  
42 Yıldızlı
43 Yellice
44 Kutören

 

 

 

HALKAPINAR İLÇESİNE BAĞLANAN BİRİMLER

Sıra No Birim   adı   İlçesi   Bucağı
1 Şehir   Merkezi Merkez Merkez
2 Aydınkent
3 Büyükdoğan
4 Çakıllar
5 Dedeli
6 Delimahmutlu
7 Eskihisar
8 Karayusuflu
9 Kayasaray
10 Körlü
11 Küsere
12 Osmanköseli
13 Seydifakılı
14 Yassıkaya
15 Yayıklı
16 Yeşilyurt

 

EMİRGAZİ İLÇESİNE BAĞLANAN BİRİMLER

Sıra No Birim   adı   İlçesi   Bucağı
1 Şehir   Merkezi Merkez Merkez
2 Demirci
3 Işıklar
4 Besci
5 Gölören
6 İkizli  
7 Karaören
8 Öbektaş
9 Meşeli
10 Yamaçköy

 

KARAPINAR İLÇESİNE BAĞLANAN BİRİMLER

 

Sıra No Birim   adı   İlçesi   Bucağı
1 Şehir   Merkezi Merkez Merkez
2 Kayalı
3 Yeşilyurt
4 Akören
5 Karakışla
6 Kazanhüyüğü
7 Kesmez
8 Oymalı
9 Yağmapınar
10 Hotamış

 

HÜSNÜ BOZKURT AKŞEHİR’İN İL OLMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ VERDİ

AKŞEHİR

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt Akşehir İlçemizin il olması için kanun teklifi verdi.

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

 

  1. Döneme ait 13048 evrak numaralı kanun teklifimi İç Tüzüğün 77. Maddesi uyarınca yeniliyorum.

 

Gereğini saygılarımla arz ederim. 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili 

  

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Akşehir adıyla Bir İl Kurulması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

 

Gereğini saygılarımla arz ederim.

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

GENEL GEREKÇE

            Anayasa’nın Merkezi İdarenin kuruluş şartlarını düzenleyen 126. Maddesi “Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır” diye hükmeder. Bu hükmün işlerliğini sağlayan 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun birinci ve ikinci maddeleri hükmü 1982 Anayasası’na benzer düzenleme ile mülki idarelerin kuruluş esas ve usullerini ifade eder.

Tarih boyunca hep önemli bir yerleşim, ticaret, kültür merkezi olmuş, Bizanslılara, Romalılara, Friglere, Lidyalılara ev sahipliği yapmış Akşehir, Konya İli’ne bağlı bir ilçedir.  1442 km²’lik yüz ölçümü ile Konya’nın merkez ilçeleri dışında kalan ilçeler arasında en büyük ikinci ilçe olma özelliğini taşımaktadır.

Büyük Taaruz’un planlarının yapıldığı yer ve Kurtuluş Savaşı’nda Batı Cephesi Karargah Merkezi olması dolayısıyla Cumhuriyet tarihinde de önemli bir yer sahip olan Akşehir, Konya’ya 135 km uzaklıkta olup, 100 bine yakın nüfus potansiyeline sahiptir. Sadece nüfus itibariyle değil sanayi altyapısı, kültürel değerleri, turistik merkezleri, doğası ve tarımsal faaliyetleri ile de ön plana çıkan Akşehir, Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte il olma mücadelesi vermiş, vermeye de devam etmektedir.

30 Mart 2014 Yerel Seçimleri sonrası köyler ve beldelerin mahalle statüsüne geçmesi ile bünyesinde barındırdığı mahalle sayısı 55′ e ulaşan Akşehir, Başta Nasreddin Hoca olmak üzere; Türk kültürünün kilometre taşı sayılan pek çok değere, Türk-İslam sanatı örneklerine ev sahipliği yapmaktadır. Bu özelliği ile turizm yönünden cazibe merkezi olma özelliğini taşıyan ilçe, sadece kendi bünyesine değil çevre il ve ilçelere değer katan ekonomisiyle de önem arz etmektedir.

Akşehir’in patentli kirazı en önemli ihraç ürünü olarak ön plana çıkarken, vişne, çilek gibi ürünlerinin de dünya standartlarının üzerindeki kalitesi dikkat çekmektedir. Pancar ve haşhaş üretimi, tarımsal alandaki faaliyetleri arasında önemli yer teşkil eden ilçenin sanayi sektöründe de son yıllardaki atılımları göze çarpmaktadır. Otomotiv sanayinde, gıda sektöründe önemli fabrikalara sahip olan Akşehir, il olduğu ve dolayısıyla teşvik aldığı takdirde, daha çok yatırıma sahip olacak, çevre ekonomisine de katkısı artacaktır.

Akşehir’in il olması Konya’nın üzerindeki yükün azalmasına vesile olacağı gibi hizmet aktarımı çift yönlü olarak daha verimli bir hale gelecektir. Bünyesinde bir üniversite barındırmasıyla fakültelere kaydolacak binlerce öğrenci, Akşehir’in ekonomik ve sosyo-kültürel gelişimine çok büyük katkı sağlayacaktır. Aynı şekilde resmi kurum ve kuruluşların varlığı önemli büyüklükte istihdam sahası yaratacak, bürokratik işlemler açısından hem Konya’nın yükü azalacak hem de Akşehir halkı kilometrelerce yolu gitmek zorunda kalmayacaktır.

Coğrafi konumu, demografisi, kültürel birikimi ve ekonomik potansiyeli yönlerinden sıraladığımız tüm bu gerekçelerle Konya İli’ne bağlı Akşehir İlçesi’nin, “Akşehir” adıyla yeni bir il olarak kurulması öngörülmektedir. Ekli listelerde gösterilen ilçeler,  Akşehir etrafında coğrafi, ekonomik ve kültürel bütünlük arz etmektedir.

MADDE GEREKÇELERİ

 

            MADDE 1- Konya İli’ne bağlı Akşehir İlçesi’nin İl yapılması düzenlenmekte, bu ile bağlanacak ilçe ve köyler, ekli (1) sayılı listede gösterilmektedir.

            GEÇİCİ MADDE 1- Merkezi İdare tarafından oluşturulacak kadroların, 60 günlük süre içinde oluşturulması, bu süre içinde çıkabilecek ihtilafların halihazır bağlılık durumuna göre sonuçlandırılacağı öngörülmektedir.  

GEÇİCİ MADDE 2- Yeni kurulan İl’de İl Genel Meclisi’nin oluşumu düzenlenmektedir.

GEÇİCİ MADDE 3- Yeni kurulan İl sınırları içindeki İl Özel İdaresi personelinin özlük hakları ile alacak ve borçları düzenlemektedir.

            MADDE 2-  Yürürlük maddesidir.

            MADDE 3- Yürütme maddesidir.

 

 

AKŞEHİR ADIYLA BİR İL KURULMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

 

MADDE 1 – Konya İline bağlı Akşehir İlçe Merkezi merkez olmak ve ekli (1) sayılı listede adları yazılı ilçe, bucak, kasaba ve köyler bağlanmak üzere Akşehir adıyla bir il kurulmuştur.

GEÇİCİ MADDE 1- Bu Kanunla kurulan ilde merkezi idare tarafından oluşturulacak teşkilatla ilgili her türlü atama işlemleri bu Kanunun yürürlüğe girişinden itibaren geçecek 60 günlük süre içinde tamamlanır.

Bu süre içinde yeni kurulan il ve ile bağlanan ilçelerde merkezi ve mahalli idarelere ait her türlü iş ve işlemler halihazırda bağlılık durumuna göre yürütülür.

GEÇİCİ MADDE 2-  Bu kanunla kurulan İlin il genel meclisi, merkez ilçe ile bu ile bağlanan ilçelerin hâlihazır il genel meclis üyelerinden teşekkül eder. İl genel meclisi valinin davetiyle toplanır, organlarını seçer ve bütçesini yapar.

GEÇİCİ MADDE 3-   Bu kanunla kurulan İl’e bağlanan ilçelerdeki il özel idaresinin bütün nakit, varidat, tahakkuk, tahsilat, bakaya, muamele ve hesapları, menkul ve gayrimenkulleri, hak, alacak ve borçları ve bunlarla ilgili defter, dosya ve evrak, Kanunun yürürlüğe girmesini takip eden 90 ıncı günden itibaren bu ilçelerin bağlandığı İl Özel İdaresine geçer ve bu tarihi takip eden 10 günlük süre içinde devir ve teslimi yapılır.

Gayrimenkullerin tapu kayıtları harçsız olarak yeni kurulan İlin özel idaresi adına tashih ve tescil edilir.

Özel idare kadrolarında bulunup bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görev yapan memur ve sözleşmeli personel, kadroları ve her türlü hak ve alacakları ile birlikte başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu ilçelerin bağlandığı İl Özel İdaresine devredilmiş sayılır.

Bu personelin, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden 90 günlük süre içindeki maaş ve ücretleri ile her türlü hak ve alacakları halen bağlı bulundukları İl Özel İdaresince karşılanır. 90 günlük sürenin bitiminin maaş ve ücret ödeme tarihine denk gelmemesi halinde bu süre peşin ödenmiş olan en son maaş ve ücretin ait olduğu zaman sonuna kadar uzatılmış sayılır. Bu ödemeyi yapmış olan İl Özel İdaresince herhangi bir iade talebinde bulunulamaz.

Bu Kanunla kurulan İlin Özel İdare bütçesinin yürürlüğe girmesine kadar geçen süre içinde bu İl`e bağlanan ilçelerdeki özel idarelere ait personelin özlük haklarına ilişkin her türlü ödemelerin mahsubu bilahare yapılmak üzere, halen bağlı bulundukları İl Özel İdaresince karşılanmasına devam olunur.

            MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

            MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

EK (1)

 

AKŞEHİR İLİ’NE BAĞLANAN BİRİMLER

Sıra No Birim Adı İlçesi Bucağı
1 MERKEZ MERKEZ MERKEZ
2 ALTUNTAŞ (B)
3 ADSIZ (B)
4 ATAKENT (B)
5 ÇAKILLAR (B)
6 DOĞRUGÖZ (B)
7 REİS (B)
8 YAZLA (B)
9 GÖLÇAYIR (B)
10 ENGİLİ (B)
11 ORTAKÖY (B)
12 KARAHÜYÜK (B)
13 ALANYURT
14 BOZLAĞAN
15 CANKURTARAN
16 ÇAMLI
17 ÇİMENDERE
18 DEĞİRMEN
19 GEDİL
20 GÖZPINARI
21 ILICAK
22 KARABULUT
23 ORTACA
24 SARAY
25 SAVAŞ
26 SORKUN
27 SÖĞÜTLÜ
28 ULUPINAR
29 ÜÇHÜYÜK
30 TEKKE
31 TİPİ
32 YAŞARLAR
33 YAYLABELEN
34 YENİKÖY
35 YEŞİLKÖY

 

 

ÇELTİK İLÇESİNE BAĞLANAN BİRİMLER

Sıra No Birim Adı İlçesi Bucağı
1 MERKEZ ÇELTİK MERKEZ
2 ADAKASIM
3 BÜYÜKHASAN
4 DOĞANYURT
5 GÖKPINAR (B)
6 İSHAKUŞAĞI
7 KAŞÖREN
8 KÜÇÜKHASAN (B)
9 TORUNLAR
10 YUKARIALİÇOMAK

 

YUNAK İLÇESİNE BAĞLANAN BİRİMLER

Sıra No Birim Adı İlçesi Bucağı
1 MERKEZ YUNAK MERKEZ
2 KOÇYAZI (B)
3 KUZÖREN (B)
4 PİRİBEYLİ (B)
5 SARAY (B)
6 SÜLÜKLÜ (B)
7 TURGUT (B)
8 ALTINÖZ
9 AYRITEPE
10 BÖĞRÜDELİK
11 CEBRAİL
12 HACIFAKILI
13 İMAMOĞLU
14 KARAYAYLA
15 KARGALI
16 KURTUŞAĞI
17 MEŞELİK
18 ODABAŞI
19 SERTLER
20 SIRAM
21 YEŞİLYAYLA
22 BEŞIŞIKLI
23 ÇABIRBAŞI
24 HACIÖMEROĞLU
25 HATIRLI
26 ORTAKIŞLA
27 ÖZYAYLA
28 SEVİNÇ
29 SİNANLI
30 EĞRİKUYU
31 HARUNLAR
32 HURSUNLU
33 KILLAR
34 KUYUBAŞI
35 YAVAŞLI
36 YEŞİLOBA
37 YIĞAR
       

 

TUZLUKÇU İLÇESİNE BAĞLANAN BİRİMLER

 

Sıra No Birim Adı İlçesi Bucağı
1 MERKEZ TUZLUKÇU MERKEZ
2 ÇÖĞÜRLÜ
3 ERDOĞDU
4 GÜRSU
5 KONARI
6 KORAŞI
7 KÖKLÜCE
8 KUNDULLU
9 MEVLÜTLÜ
10 SUBATAN
11 TURSUNLU

 

DOĞANHİSAR İLÇESİNE BAĞLANAN BİRİMLER

Sıra No Birim Adı İlçesi Bucağı
1 MERKEZ DOĞANHİSAR MERKEZ
2 AYASLAR (B)
3 BAŞKÖY (B)
4 ÇINAROBA (B)
5 DEŞTİĞİN (B)
6 KARAAĞA (B)
7 KOÇAŞ (B)
8 KONAKKALE (B)
9 YENİCE (B)
10 FURUNLU
11 GÜVENDİK
12 İLYASLAR
13 KEMER
14 TEKKE
15 UNCULAR
16 YAZIR
17 YAZLICA