TBMM GENEL KURULU’NDA YAPTIĞIM KONUŞMA VE VİDEOSU-29.06.2016

TBMM GENEL KURULU’NDA YAPTIĞIM KONUŞMA VE VİDEOSU-29.06.2016

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. 

400 sıra sayılı Kanun’un 18’inci maddesi üzerinde söz aldım. Tabii, böyle bir kanun üzerinde, günlerdir, bir gece önce saat 02.00’ye kadar, dün gece sabah saat altı buçuğa kadar çalışıyoruz. Güya çalışıyoruz, aslında itiraf ederim ki yaptığımız bir şey yok. Biz burada konuşuyoruz, sayın iktidar grubu ne söylersek söyleyelim çok da fazla kale almıyor, Sayın Bakan dinliyor ve sonra “Kabul edenler… Etmeyenler…” gidiyor. Dolayısıyla, ben hukukçu da değilim, bir doktor gözüyle baktığım zaman hakikaten ne yerseniz yiyin dediğimiz bir durumdasınız arkadaşlar, gerçekten söylüyorum.
Yani dün akşam Ilgınlı Ayhan Kaya diye bir çocuğumuz Diyarbakır Lice’de şehit düştü. Aynı saatlerde Bismil’de bir astsubayımız şehit oldu. Onun, Ayhan Kaya’nın babasını aramak için telefonunu edinmeye çalışırken televizyonlardan burada telefonlarımıza havaalanındaki patlama haberleri düşmeye başladı, 46 insan kaybettiğimizi öğrendik. Bugün Mardin Derik’te yine 2 askerimiz şehit, 3 askerimiz yaralı. Geçen sene 7 Haziranda bu salonlarda ilk defa yer aldığımız zamandan bugüne 730’dan fazla şehidimiz var, binlerce insan kaybettik ve burada sabahlara kadar devletin üç erkinden -elbette bir hiyerarşik sıra yoktur ama- en önemlisini yani mülkün temelinin nasıl bir iradeye teslim edilip edilmeyeceğini biz tartışıyoruz ama hiçbir sözün hiçbir kıymetiharbiyesi yok ne kadar haklı şeyler söylenirse söylensin. Yani ben hekimim, bana sayın grup başkan vekilleri bugün konuşma yapacağımı söyleyince gerçekten kanunu madde madde okudum. Yani ortalama bir zekâ sahibi ve ortalama eğitim sahibi kime gösterseniz, orada, insanların müktesep hakkının elinden alındığı da var, eşitler arasındaki eşitsizlik de var… Yargıtayın veya Danıştayın şu kadar üye sayısını 4 defa değiştirmişsiniz, daha önce aynı, tersi gerekçelerle üye sayısını arttırmışsınız. O zaman ki Başbakan Vekiliniz kalkmış demiş ki “Yüce Rabb’im verdikçe veriyor.” Şimdi, Yüce Rabb’inizin verdiklerinden feragat ediyorsunuz; o verilenleri gönderiyorsunuz, yeni şeyler istiyorsunuz.
Bakın, çok üzüntü verici ama hani siz çok öykünüyorsunuz… Gerçi fetih kutlamalarında da Fatih’siz fetih kutluyorsunuz tıpkı Mustafa Kemal’siz Çanakkale kutladığınız gibi ya da andığınız gibi diyelim. Şimdi, Fatih Sultan Mehmet’in çok önemli bir özdeyişini size aktarayım, diyor ki: “Aklı öldürürsen ahlak ölür.”
Arkadaşlar, sevgili AKP’li kardeşlerim; akılla hareket etmiyorsunuz, ahlakı yok ediyorsunuz. Gerçekten, samimiyetle söylüyorum. Ahlakın temeli özveri ve dürüstlüktür. Özveri başkaları için fedakârlıkta bulunmak, dürüstlük ise aldatmamaktır. Ahlakı yok ediyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) “Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür.” diyor Fatih Sultan Mehmet. Milleti böldünüz kardeşlerim. Milletin bir yarısı öbür yarısıyla aynı şeye sevinmiyor. Bir yerde orman yangını çıkıyor, öbür tarafta orman yangını çıkıyor, iki yangına aynı anda üzülemiyoruz. Ve Fatih Sultan Mehmet diyor ki: “Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür, adalet öldüğünde devlet yıkılır.” (CHP sıralarından alkışlar) Kadıyı satın alıyorsunuz kardeşlerim, yapmayın, devleti yıkarsınız. O yıkılan devletin altında hep beraber kalırız. Bir gün biri bir düdük çalar, hep beraber altında kalırız, yapmayın.
Saygı sunarım.

-“AKŞEHİR CEZAEVİ’NDE MAHKUMLARA İŞKENCE” İDDİASI YENİDEN GÜNDEMDE

1

-CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Konya Akşehir T Tipi Kapalı ve Açık Cezaevi’nde mahkumlara işkence yapıldığı yönündeki iddialara yanıt arıyor.

ANKARA (ANKA) – CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Konya Akşehir T Tipi Kapalı ve Açık Cezaevi’nde mahkumlara işkence yapıldığı yönündeki iddialara yanıt arıyor.

Bozkurt, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yazılı yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde, işkence iddialarını daha önce de Meclis gündemine getirdiğini ancak yanıt alamadığını belirtti. Kendisine ulaşan şikayetler üzerine konuyu yeniden gündeme getirdiğini ifade eden Bozkurt, infaz ve koruma memurlarınca bazı mahkumlara sözlü ve fiziki ağır işkence uygulandığı yönünde şikayetler olduğunu, cezaevi personelinin de tutuklu yakınlarına kaba davrandığının, açık görüş hakkından mahrum bırakıldıklarının belirtildiğini kaydetti. Bozkurt, Adalet Bakanı Bozdağ’a şu soruları yöneltti:

“Akşehir T Tipi Kapalı ve Açık Cezaevi’nde tutuklu ve hükümlülere işkence (darp, yaralama vb.) uygulandığına ilişkin Bakanlığınıza ve ilgili mercilere ulaşmış kaç şikayet bulunmaktadır?

Son 10 yıl içinde Akşehir T Tipi Kapalı ve Açık Cezaevi’nde bulunan tutuklu ve hükümlülerden kaçı başka cezaevlerine nakil için ve hangi gerekçelerle talepte bulunmuştur? Bu taleplerden kaçı karşılanmış,  kaçı reddedilmiştir?

Tarafıma iletildiği üzere, bazı mahkumlara darp etmek suretiyle ağır işkence uygulandığı, diğer mahkumların gördüklerini anlatmamaları için tehdit edildikleri, yaralananların hastaneye sevkinin geç yapıldığı iddialarının ivedilikle araştırılması düşünülmekte midir?

Tutuklu ve hükümlü yakınlarına cezaevi personelince kötü davranıldığı, görüş hakkının kullandırılmadığı iddialarının araştırılması düşünülmekte midir?” (ANKA)

(GO/ORH)

 

-CHP’DEN TBMM BAŞKANI’NA 3 BİN KİŞİLİK DEV İFTAR SORUSU

12006CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt, TBMM Başkanlığının vereceği iftarı Meclis gündemine taşıdı.

Bozkurt, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde şöyle dedi:

“Yüzyıllardır süre geldiği üzere kadim bir Osmanlı ve Türk geleneği olarak Ramazan ayı dini bir vecibe olan oruç ibadetini yerine getirmemizin yanı sıra, ihtiyaç sahibi kimselere yardım ettiğimiz, sofralarımıza davet ederek paylaşımda bulunduğumuz mağfiret ayıdır. Ne yazık ki son yıllarda kamuoyuna da yansıdığı üzere uhrevi anlamı olan Ramazan iftarları birçok kentte yöneticilerin birbirini görkemli salon ve mükellef sofralarda ağırladığı, gösterilere dönüştürdüğü, manevi özünden uzaklaşılan bir hal almıştır. Topluma örnek olmak durumunda olan bir makam olan Meclis Başkanlığı’nın aynı mantıktan hareketle, TBMM tarihinde ilk defa tören alanına masa ve sandalye kurmak suretiyle geçmiş dönem ve mevcut vekillerden oluşmak üzere 3000 kişilik iftar yemeği vermesi pek çok kişinin haklı tepkisine neden olmuştur. Devlet bütçesinden yapılan bu harcama ile neden ihtiyacı olmayan milletvekilleri yerine yardıma muhtaç kimseler, özellikle de günümüzde daha da önem taşıyan şehit ve gazi aileleri ile yakınlarının davet edilmesi düşünülmemiştir?”

Konyalıya İŞKUR ayıbı

meclisCHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, İŞKUR’un belediyelere ayırdığı taraflı istihdam kontenjanlarını Meclis’in gündemine getirdi…
CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından yürütülen Toplum Yararına Çalışma Projesi (TYÇP) kapsamında belediyelere ayrılan işçi kontenjanlarını Meclis’e taşıdı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle önerge veren Bozkurt, kontenjanların hangi kriterlere göre belirlendiğini sordu.

İŞKUR tarafından yürütülen Toplum Yararına Çalışma Projesi’nin işsizliğin yoğun olduğu dönemlerde işsizlerin kısa süreli istihdam ve eğitimini amaçlayan, doğrudan veya yüklenici eli ile toplum yararına bir iş ya da hizmetin gerçekleştirilmesini sağlayan programlar olduğunu hatırlatan Bozkurt, 2016 yılı için Konya’da 3’ü merkez ilçe olmak üzere mevcut 31 belediyeden 25’i için kontenjan ayrıldığını, 6 ilçe belediyesine ise istihdam sağlanmadığına dikkat çekti.

Kurumun kontenjan ayrılan belediyeleri hangi kriterlere göre belirlediğini soran CHP’li Bozkurt, Konya’da merkez ilçeler dahil 31 ilçenin 25’ine proje kapsamında kontenjan ayrılırken, Cihanbeyli, Doğanhisar, Emirgazi, Kulu, Tuzlukçu ve Yunak belediyelerine kontenjan ayrılmamasının gerekçesini sordu.

“İlçe belediyelerine ayrılan kontenjan sayıları hangi kriterlere göre belirlenmektedir?” diyen Bozkurt ayrıca, Konya’daki belediyelerin 28’i iktidar partilerine, 3’ü de muhalefet partilerine ait olduğu göz önüne alındığında, “Kontenjan ayrılmayan 6 belediyenden 3’ü nün muhalif belediyeler olması tesadüf müdür?” sorusunu yöneltti.

10.05.2016 CHP Grubu adına yaptığım konuşma

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; engelli vatandaşların kamusal hizmetlerden tam olarak yararlandırılması yollarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Milliyetçi Hareket Partisi Grubu tarafından verilen araştırma önergesinin üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini aktarmak için huzurlarınızdayım. Bu vesileyle değerli heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime, az önce burada AKP Grubu adına konuşan değerli milletvekili arkadaşımızın her söz aldığında buraya seyyar bir platform taşınıyor Sayın Başkan, değerli Meclis Başkanından ve Başkanlık Divanından -tam da Engelliler Haftası’nda- buraya bir elektronik platform yapılmasını -ola ki başka engelli arkadaşlarımız da olabilir- belki daha sağlıklı bir görüntü oluşmasını temin etmelerini rica ederek başlamak istiyorum.
Benden önce konuşan her iki konuşmacı da genel bilgileri verdiler. Tabii, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dünyada Birleşmiş Milletlere üye hemen hemen bütün ülkelerin bu hafta dolayısıyla farkındalık yaratma amacıyla değişik etkinlikler düzenlediği bir hafta.
Türkiye’de 8,5 milyon engelli yurttaşımız var, nüfusumuzum yüzde 12’si engelli. Bu konuda -az önce sözü edildi- 2012 yılında yapılan bir değişiklikle üç yıl ertelenerek uygulaması 7 Temmuz 2015 tarihine uzatılan 5378 sayılı Engelliler Kanunu’na atıfta bulunarak ben de bir önerge vermiş idim, altı aydır cevap bekliyorum. Önergemizde sorduğumuz şey şu idi: “Türkiye’de 30’u büyükşehir belediyesi olmak üzere toplam 1.397 belediye var. Bu belediyelerden kaçı bu yasanın getirdiği engelliler için kolaylıklar sağlayan ve ulaşımlarını kolaylaştıran önlemleri almışlardır? Kanunun gereğini yerine getirmeyen belediyeler hakkında bir yaptırımınız var mıdır?” gibi ama bir yanıt alamadık.
Aslında, Türkiye İstatistik Kurumunun sayfasına girdiğimiz zaman bile büyük bir ayıpla karşılaşıyoruz. 2011 yılından bu yana engelli bireylerin sorun ve beklentileriyle ilgili hiçbir araştırma yapılmamış, güncel hiçbir veri yok arkadaşlar.
Keza, engellilerimizin kamu binalarına ulaşımından başlayarak çeşitli sorunları var. En önemli sorunlarından biri de eğitim. Eğitimden yararlanabilen toplam engellilerimizin oranı yüzde 7,7 bile değil ve engellilerimizin yüzde 96’sı mesleki eğitim alamıyor.
Keza, bir işte çalışabilen engellilerimizin toplam engelli nüfusa oranı yüzde 14,3. Bu da bu noktada, hakikaten çok geride olduğumuzun en somut göstergelerinden biri arkadaşlar. Tabii, asıl engelin bedende veya zihinde değil, fikir ve vicdanlarda olduğu gerçeğinin de altını çizmek isterim. Engelli yurttaşlarımızın durumu bu. Peki, memleketin durumu ne, biraz da ona bakalım.
Sevgili arkadaşlar, demokrasilerde hükûmet olmanın yolu seçimlerde yurttaşların tercihine mazhar olmaktır. On dört yıldır yapılan seçimlerde bu tercih Adalet ve Kalkınma Partisinden yana tecelli etmektedir ve bu anlamda herhangi bir itiraza yer olmaksızın Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına Hükûmettir. Tıpkı engellilerimize olduğu gibi, devletimize bakışında da ciddi sorunlar var Adalet ve Kalkınma Partimizin. Nedir? Hükûmetler devleti yönetmek için görevlendirilmiş heyetlerdir, devlet olmak için değil. Devlet çünkü tüm yurttaşların devletidir, o devleti yönetmek görevi de hükûmet olan heyetindir. Birinci görev nedir? Vatanın sınır bütünlüğünü sağlamak. İkinci vazgeçilmez görev: O sınırların çevrelediği vatan topraklarının bütünlüğünü sağlamak. Üçüncü görev: O topraklar üzerinde bağımsızlığın simgesi olan ulusal bayrağın özgürce dalgalanmasını sağlamak. Ve nihayet hükûmet olmakta dördüncü olmazsa olmaz koşul da vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak.
Sevgili arkadaşlar, değerli AKP’li dostlar; on dört yıldır iktidardasınız. Sınırları koruyamıyorsunuz, 900 kilometrelik Suriye sınırımız kevgire dönmüş, kimin girip çıktığı belli değil, dünyanın bütün terör örgütleri ülkemizde cirit atıyor. Ankara’da, ülkenin başkentinde beş ayda 3 terör saldırısında 168 yurttaşımızı yitirdik. Diyarbakır’ın göbeğinde, garnizonda bayrağımız indiriliyor, maşallah çıt yok; çıt yok. Askerimizin başına çuval geçiriliyor çıt yok, nota “müzik notası” mı falan deniyor. Vatan topraklarının bütünlüğünü sağlamak konusunda bir eski asker ve kırk üç yıllık bir hekim olarak beni dehşete düşüren bir vurdumduymazlık içindesiniz. Bu kürsüden defalarca dile getirdik, 17 adamız 2009’dan beri Yunan işgali altında, çıtınız çıkmıyor. Hayretler içindeyim yani her şeyde, her konuda önüne gelene dava açan arkadaşlarımız, diyoruz ki “Vatan toprakları işgal altında, 17 ada işgal altında.” ne yapıyorsunuz? Hiç ses yok. Yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumakta ciddi acz içindesiniz. Yirmi beş gündür Kilis bombalanıyor. Baştan “Gökyüzünde gezerken rastgele düşen roketler.” falan dediniz; şimdi, roket atıldığı nihayet kabul edildi. Valiniz “Abdestli gezin de mundar gitmeyin.” diyor. Ve ülkemiz, şu ülke yani emperyalizme karşı ilk Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla korunmuş şu ülkeyi yönetenler NATO’dan, Birleşmiş Milletlerden ve Amerika Birleşik Devletleri’nden medet umuyor. Nere için? Kilis’i IŞİD roketlerinden korumak için. Sevgili arkadaşlar, engelli yurttaşlarımızdan özür diliyorum ama 8,5 milyon engelli yurttaşımıza şunu söylüyorum: Kilis’teki vatandaşının canını koruyamayan bir Hükûmetten size gelecek hiçbir hayır yoktur kardeşlerim. (CHP sıralarından alkışlar)
Sevgili arkadaşlar, vurdumduymazlığınız o boyutta ki bakın, üzerine bastığınız zemin altınızdan kayıyor sevgili AKP’li kardeşlerim, bunu samimiyetle söylüyorum. Bunu ister bir milletvekili uyarısı diye alın, ister okuryazar bir adam uyarısı diye alın, ister bir vatandaş uyarısı diye alın, nasıl kabul ederseniz öyle kabul edin; bakın, çok duyarlı olmanız gereken konularda hiç sesiniz çıkmıyor arkadaşlar. Kalkılıyor, “Parlamenter sistem rafa kaldırıldı.” deniyor, çıtınız çıkmıyor. “Ben seçildim, o hâlde isteseniz de istemeseniz de bu ülkenin düzeni değişmiştir.” deniyor yani Anayasa yok sayılıyor, sesiniz çıkmıyor. Oysa o Anayasa’ya göre bu Mecliste görev yapıyoruz hepimiz. Yine, “Laiklik olmamalı yeni anayasada.” deniyor. Hepimiz biliyorsunuz, siz de biz de, laiklik demokrasinin olmazsa olmazı; laiklik hepimizi şu çatı altında bir araya getiren ve şu kürsüde konuşturan en temel ilke. Yine çıtınız çıkmıyor. Hadi “iki ayyaş” dediniz, o bir densizin lafıydı diyelim; şu Meclis Başkanlığı kürsüsüne oturttuğunuz arkadaşınız “Cumhuriyeti dinsizler kurdu.” diyor, yine çıtınız çıkmıyor. Yahu, sizden engellilere ne hayır gelir Allah aşkına ya, çok ciddi soruyorum. Bu soruların yanıtı verin, gelin buraya. Yani, nasıl oluyor da Meclis Başkanlığı kürsüsüne koyduğunuz arkadaşınız bu “Cumhuriyeti dinsizler kurmuştur.” diyebilme densizliğini gösteriyor, bu kabul edilebilir bir şey mi? (CHP sıralarından alkışlar)
Ve sevgili arkadaşlar, nihayet, bütçe konuşmalarında, şurada, hepimize liderlik dersi veren ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu kendi grubuna hâkim olmamakla suçlayan -ve benim de “Sayın Davutoğlu, o kadarını asker de, çavuş da yapıyor. Liderlik belli sayıda insana lafını geçirmek değil, sözünü muhatabına dinletebilmektir.” diye yanıt verdiğim şu kürsüden- Sayın Başbakanınız kulağından tutulup kapının önüne konuyor, “Reis de bizim, Hoca da bizim.” deyip gayet büyük bir rahatlıkla yürüyüp gidiyorsunuz.
Arkadaşlar, hepimiz burada milletin verdiği oyla… Siz nasıl 23 milyon oyu temsil ediyorsanız, şu sıralardan oturan arkadaşlar 12 milyon oyu, o arkadaşlarımız o kadar oyu, MHP sıralarında oturan arkadaşlarımız şu kadar oyu… Hepimizin oyu aziz ve mübarektir, yurttaşın oyudur. O oya saygınız nasıl olmaz, nasıl olmaz böyle bir şey?
Şimdi de yani hakikaten anlamak da zorluk çekiyorum, düşük profilli bir Başbakan arıyorsunuz arkadaşlar. Arkadaşlar, bu lafı nasıl yersiniz, nasıl yutarsınız, nasıl tahammül edersiniz? T.Başbakanlık makamını devalüe etmeye sizin ne hakkınız var arkadaşlar? Nasıl böyle bir şeye rıza gösterirsiniz? Bu kabul edilemez, bu asla kabul edilemez.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık koltuğu bu kadar hakir görülemez, bu kadar gözden düşürülemez.
Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Yine de buraya bir elektronik platformun yapılması teklifimi Sayın Meclis Başkanının laiklikle boğuşmaktan boş kaldığı bir zamanda kendisine…

Seydişehir Atatürk Anıtı’nın görenlerin içini acıtan halini Meclis gündemine taşıdık

1973 yılında Türkiye’nin önemli heykeltıraşlarından Şadi Çalık tarafından yapılan Seydişehir Atatürk Anıtı’nın görenlerin içini acıtan halini Meclis gündemine taşıdık. Cengiz Holding’e bağlı Eti Alüminyum A.Ş. tesisleri içerisinde yer alan anıtın bugünkü halini ve konuyla ilgili önergemizi dikkatlerinize sunuyorum.

122

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle önerge veren Bozkurt, Seydişehir İlçesi’nde ETİ Alüminyum Tesisleri içerisinde yer alan, bronz ve alüminyumdan yapılmış, endüstriyel kalkınmayı simgeleyen ve Türkiye’deki en büyük ve ilk dövme bakır anıt olma özelliğini taşıyan Atatürk Anıtı’nın kaderine terk edildiğini söyledi. 2005 yılında ETİ Alüminyum AŞ.’nin özelleştirilmesi kapsamında Cengiz Holding tarafından satın alınması sonrası anıta gereken özenin gösterilmediğini, anıtın bakımsız olduğu gibi, etrafının hurda yığınına döndüğünü, çevresinin de depo olarak kullanıldığını ifade eden Bozkurt, mevcut durumdan son derece rahatsız olan Seydişehir halkının da şikayetlerini tarafına ayrıca ilettiğini belirtti.   Başbakan’a heykeltıraş Şadi Çalık’ın en önemli eserleri arasında yer alan Seydişehir Atatürk Anıtı’nın mevcut durumundan haberi olup olmadığını soran CHP’li Bozkurt, “ 43 yıllık anıtın yıprandığı göz önüne alındığında restore edilmesi planlanmakta mıdır?” diye sordu.   Bozkurt, önergesinde ayrıca şu soruları yöneltti:   1Cengiz Holding bünyesindeki ETİ Alüminyum AŞ.’nin anıtın etrafını depo olarak kullanmasının ve hurdaların atılmasının gerekçesi nedir; konu ile ilgili şirket yetkilileri ile görüşülmesi ve anıt çevresinin düzenlenmesinin sağlanması planlanmakta mıdır? ETİ Alüminyum AŞ.’nin özelleştirme öncesi anıt çevresinde kamuya açık törenler yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, anıtın yeniden halka açılması planlanmakta mıdır?
13119049_10154280998662089_7778585065220712384_n

 

13173774_10154280998667089_4352548332712111740_n

TÜRKİYE’DE ÇOCUK HAKLARI SORU ÖNERGESİ

meclisCHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Çocuk Hakları ile ilgili Soru Önergesi  verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

23 Nisan 1920 tarihi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu olmasının yanı sıra sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin çocuklarına değil, tüm ülkelerin çocuklarına armağan edilmiş, dünyada kutlanan ilk çocuk bayramı olma özelliğini taşımaktadır. Yaklaşık 1 asır önce ve dönemin şartları altında çocuklarımıza verilen değer, uluslararası platformda takdirle karşılanırken, bugün ülkemizin en büyük sorunlarının çocuklarla ilgili olması son derece düşündürücü ve üzücüdür. Zira 20 Kasım 1989 yılında Birleşmiş Milletler genel kurulunda kabul edilip, 1990 yılında tarafımızca imzalanan Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde yer alan çocuklarımızın yaşam, eğitim, sağlık,  güvenlik, dil ve kültür gibi temel hakları, pek çok kişi ve kurumca ihlal edilmekte, örnekleri de kamuoyuna yansımaktadır.

 

Bu bağlamda;

1)         Çocuklara yönelik cinsel istismar, kamuoyunun da yakından bildiği sorunlar arasındadır. Son 10 yıl içinde kaç çocuk istismarı ve tecavüz vakası yaşanmıştır. Bu vakalar ile ilgili kaç dava açılmıştır?

2)         Son 10 yıl itibariyle Türkiye’deki çocuk işçi sayısı kaçtır? Çocuk işçiliği ile ilgili en son ne zaman, hangi kurum veya kuruluş tarafından detaylı bir rapor hazırlanmıştır? Çocuklar en çok hangi sektörlerde çalıştırılmaktadır?

3)         Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 1. maddesine göre 18 yaşından küçük herkesin çocuk sayıldığı ve devletin başlıca görevlerinden birinin de çocukları korumak olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’de bakıma muhtaç çocuk sayısı kaçtır? Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı çocuk bakım kurumlarının illere göre dağılımı ve sayısı nedir? Bu kurumlarda kaç çocuk bulunmaktadır?

4)         Çocuk bakım evleri ve yetiştirme yurtlarında kötü muamele, psikolojik ve fiziksel şiddet, cinsel taciz, tecavüz iddia ve vakaları, pek çok kez kamuoyuna yansımıştır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı çocuk evleri ile yetiştirme yurtlarında son 10 yıl itibariyle kötü muamele, şiddet ve cinsel istismara maruz kalmış çocuk sayısı kaçtır?

5)         Türkiye’deki cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü bulunan çocuk sayısı kaçtır? En çok işlenen suçlar hangileridir; bu suçlarla ilgili istatistiksel bilgi bulunmakta mıdır?

6)         Organ ya da uyuşturucu ticaretinde kullanma, siyasi amaçla kullanma, fuhuşa zorlama veya başkaca sebeplerle çocukların kaçırıldığı bilinmektedir. Son 10 yıl itibariyle yaşa ve cinsiyetlerine göre kaybolan/kaçırılan çocuk sayısı kaçtır?

7)         Uyuşturucu ve keyif verici madde kullanma yaşının ilköğretim çağına düştüğü yapılan araştırmalarla ortadadır. Yetkili birimlerce bu konuda en son ne zaman araştırma yapılmıştır? Son 10 yıl itibariyle uyuşturucuya başlama yaşı ve kullanım oranı nedir?

Esnaf Odaları Araştırma Önergesi

 

meclisCHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, esnafların ve esnaf odalarını sorunlarını Meclis gündemine taşıdı.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun; “Odaya kayıt” başlıklı 6. Maddesine göre, esnaf ve sanatkarların sicile kayıtları yapılmadıkça, hiçbir şekilde odaya kaydı yapılamamakta, sicile kayıt olan esnaf ve sanatkarlara ait bilgiler de sicil tarafından; elektronik ortamda, ilgili odalara kayıt için gönderilmektedir.

Aynı yasanın 61. maddesinde de üyenin odaya ödeyeceği yıllık aidatın, asgari ücretin onda birinden az, yarısından fazla olamayacağı ve kayıt ücretinin alındığı yıl için ayrıca yıllık aidat alınmayacağı belirtilmektedir. Esnaf ve sanatkarların mesleki faaliyette bulunabilmeleri için, her ilde kurulu bulunan esnaf ve sanatkar siciline ve dolayısıyla ilgili odaya kayıt olmaları ve aidat ödemeleri de 5362 sayılı Kanun gereğidir.

 

Ne var ki bugün pek çok esnaf ve sanatkar odası, üye aidatlarını toplayamamaktan dert yanmaktadır. Oysaki 5362 sayılı Kanunun 14. Maddesine göre odaların ana gelirini kayıt ücreti ve yıllık aidatlar oluşturmakta, oda yönetimleri de ilgili kanunda belirtildiği üzere, esnaf ve sanatkarlar ile yanlarında çalışanların mesleki ve teknik ihtiyaçlarını karşılama, faaliyetlerini kolaylaştırma, mesleğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmelerini ve mesleki eğitimlerini sağlama gibi başlıca görevlerini neredeyse tek gelir kaynakları olan üye aidatlarını toplayabildikleri ölçüde yerine getirmektedir. Ancak bugün mali açıdan yetersiz olan ve sıkıntılar yaşayan pek çok oda, üyelerine yönelik yürütmekleri gereken hizmetlerin aksamasından rahatsızlık duymaktadır. Esnaf ve sanatkarların birçoğunun odaya kayıt yaptırdıktan sonra yıllarca uğramadığını ve birikmiş aidat borcunu ödemediğini dile getiren oda yönetimleri, zaten çeşitli zorluklarla karşı karşıya olan esnafın borcu nedeniyle üzerine gidemediklerini ve kendileri de her ne kadar oda yönetiminde de olsalar esnaf oldukları için borcun tahsilini icra takibi yoluyla uygun görmediklerini de dile getirmektedir. Bu doğrultuda esnaf ve sanatkar odaları, kendilerine verilen görevleri yerine getirebilmeleri için gelire ihtiyaçları olduğunu belirtirken, bunun sağlanması için, esnaf ve sanatkarların ödedikleri harç veya işlem ücretinden odalara pay verilmesi gibi yasal düzenlemelerle çözüm talep etmektedir.

Diğer yandan, sınırlı öz sermaye ile çalışan, sahibi oldukları küçük ticarethaneler ile hizmet sunan ve ülke istihdama önemli katkı sağlayan esnaf ve sanatkarlar piyasa koşullarıyla ve hiç durmaksızın açıan AVM’ler ile rekabet etmeye çalışmakta ve birçoğu başaramayarak kepenk kapatmaktadır. Varlığını sürdürenler ise Bağ-Kur primleri, vergi yükü, elektrik su, telefon giderleri, çalışan ücretleri, sigorta primleri gibi pek çok ödeme kalemi ile baş etmek zorunda kalmaktadır. Yukarıda sayılan sebepler dolayısıyla hem esnaf ve sanatkar odaları hem de esnaf ve sanatkarlar varlıklarını ve işlevlerini sürdürmekte ciddi sorunlar ile karşı karşıyadırlar.

Bu doğrultuda, ilgili temsilcilerin görüşlerine başvurularak, esnaf ve sanatkarların maddi koşullarını da zorlamayacak biçimde bağlı oldukları odalara ödemeleri gereken ve odaların da neredeyse tek gelir kalemi olan üye aidatlarının ödenmesine yönelik yasal yolların belirlenmesi ve bu konuda odalara Devlet desteği sağlanmasının yollarının araştırılması amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. Ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

Konya Milletvekili

Ensar Vakfı’na Yapılan Yardımları Soru Önergesi ile Meclis Gündemine Taşıdı

meclis

CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Ensar Vakfı’na Yapılan Yardımları ile ilgili Soru Önergesi  verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

 

Cinsel istismar olaylarıyla gündeme gelen Ensar Vakfı Karaman Şubesi’nin 2012’de valiliğe bağlı İl Özel İdaresi’ne başvurarak “Öğrenci hizmetleri için ihtiyaç duyulan malzemelerin satın alınmasında kullanılmak üzere” yardım yapılmasını istediği, Karaman İl Genel Meclisi’nin ilgili komisyona havale ettiği başvuru sonrası, vakfa 25 bin TL tutarında yardım yapıldığı kamuoyuna yansımıştır.

Bu bağlamda;

  • Ensar Vakfı Karaman Şubesi’ne 2012 yılı dışında Valilik veya devletin diğer organları tarafından ayni veya nakdi başka yardımlar yapılmış mıdır? Yapılmakta mıdır?
  • Karaman’da Valilik veya devletin diğer kurum veya kuruluşları tarafından yardımda bulunulmuş başka vakıf veya dernek bulunmakta mıdır?
  • Yurt genelindeki Ensar Vakfı, benzeri vakıf ve derneklere devlet organlarınca bugüne değin ne kadar yardım yapılmış ve yapılmaktadır?

Işid Hücre Evleri ile İlgili Soru Önergesi

meclisCHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt İçişleri Bakanı Sayın Efkan Ala tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Işid Hücre Evleri ile ilgili Soru Önergesi  verdi.

            TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Efkan Ala tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

 

Kars Emniyet Müdürü Sayın Faruk Karaduman’ın 28 Ekim 2015 tarihinde Kars merkez ve ilçe teşkilatlarına ‘gizli’ ibareli bir yazı gönderdiği, IŞİD içindeki bir muhbirinden aldığı bilgiye göre IŞİD’in Türkiye’nin 70 ilinde hücre evlerinin bulunduğunu, örgütün turistik bölgeleri, HDP ve CHP ile bazı sol örgütleri hedef alacağını bildirdiği basın yayın organlarına yansımıştır.

Bu bağlamda;

  • Kars Emniyet Müdürü’nün kendi teşkilatlarına gönderdiği yazıda belirttiği 70 il hangileridir? Bu hücre evlerinin tespitine yönelik ne gibi çalışmalar yapılmış ve yapılmaktadır? Bugüne değin Türkiye genelinde IŞİD terör örgütüne yönelik kaç hücre evi saptanmış ve etkisiz hale getirilmiştir? Halen Bakanlığınızca bu konuda çalışma yürütülmekte midir?
  • Kars Emniyet Müdürü’nün teşkilatlarına gönderdiği bu bilgi adı geçen diğer 70 ilin emniyet teşkilatları ile de paylaşılmış mıdır?
  • IŞİD’in HDP, CHP ve sol örgütleri hedef alacağı bilgisine dayanılarak, adı geçen siyasi parti ve örgütlerin il ve ilçe teşkilatlarına gereken uyarı yapılmış, koruma önlemleri alınmış mıdır?

EREĞLİ İLÇESİN’DEKİ TACİZ OLAYI HAKKINDA SORU ÖNERGESİ

meclisCHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Ereğli ilçesinde yaşanan taciz olayı  ile ilgili Soru Önergesi  verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

Konya’nın Ereğli ilçesinde gerçekleşen olayda, bir meslek lisesi müdürünün öğrencisiyle dini nikah kıymak suretiyle cinsel ilişkiye girdiği, öğrencinin evlenme vaadine dayanarak bu olayı çevresindekilere anlatmasıyla konunun açığa çıktığı, Konya kamuoyuna yansımıştır. CHP Ereğli İlçe Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada da olayın duyulduğu günden bu güne CHP ilçe teşkilatı tarafından titizlikle takip edildiği,  İlçe Milli Eğitim Müdürü Sayın İradet Genç’ in verdiği bilgiye göre olayın ilçe sınırlarında kalmayarak, İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerince 2 müfettiş görevlendirmek suretiyle araştırıldığı ve idari soruşturma neticesinde müdürün istifası istenerek işleme konulduğu bilgisi edinilmiştir. Olayla ilgili idari soruşturma başlatılmış olsa da, adli soruşturma noktasında henüz adım atılmamıştır.

Bu bağlamda;

  • Konuyla ilgili şahsınıza ulaşmış bilgi var mıdır; varsa ne zaman haberiniz olmuştur?
  • Konunun takibi açısından ne tür girişimlerde bulundunuz; bulunmayı planlamaktasınız?
  • Konuyla ilgili olarak adli soruşturma başlatılması için gerekli talimatlar verilmiş midir; verilmesi planlanmakta mıdır?
  • Bahsi geçen okul müdürünün daha önce de benzer vakalarda adı anılmış mıdır; hakkında yapılmış şikayet var mıdır?
  • Bahsi geçen olayın ardından öğrenciye psikolojik destek sağlanmış mıdır; sağlanılması düşünülmekte midir?
  • Ereğli İlçesindeki bir meslek lisesinde de geçtiğimiz 1 yıl içinde benzer bir olayın yaşandığı, öğrencisiyle ilişkiye giren okul müdürünün sadece müdürlükten alındığı ve öğretmen olarak Karapınar ilçesine atandığı bilgisi tarafıma ulaşmıştır. Bu olaydan bilginiz var mıdır; yoksa araştırılması düşünülmekte midir? Bahsi geçen kişinin halen öğretmen olarak görevini sürdürmesinin gerekçesi nedir?
  • Diğer yandan son dönemde okullarda cinsel istismar vakaları sıklıkla gündeme gelmeye başlamış, kamuoyu Kayseri’de öğretmeni tarafından tacize uğrayan lise son sınıf öğrencisi Cansel Buse Kınalı’nın intiharıyla olaydan haberdar olmuştur.

Eğitim camiasında cinsel taciz vakalarındaki artışın tedirgin edici boyutlara ulaştığı göz önünde bulundurulduğunda ard arda yaşanan bun olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de Dağıtıldığı İddia Edilen Rüşvet Sordum

meclis

CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Türkiye’de Dağıtıldığı İddia Edilen Rüşvet  ile ilgili Soru Önergesi  verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

İran’da “Devleti dolandırma” suçlamasıyla yargılanarak, idam cezasına mahkum edilen Babek Zencani’nin, mahkeme ifadelerinde ülkemize ilişkin de kimi iddiaların gündeme geldiği basına yansımıştır. Zencani’nin Türkiye’deki ortağı olan ve halihazırda ABD’de tutuklu bulunan iş adamı Reza Zarrab ile birlikte yürüttüğü faaliyetlerin merkezlerinden birinin Türkiye olduğunu, Türkiye’de 8.5 milyar dolar rüşvet dağıttıklarını ve 3 bakana da toplam 137 milyon TL’ye varan meblağda rüşvet verdiklerini ifade ettiği dünya ve türk kamuoyuna yansımıştır.

Bu bağlamda;

  • Zencani’nin son savunmasında dile getirildiği belirtilen uluslararası dolandırıcılık ve kara para aklama operasyonlarında Türkiye’nin merkez üslerden birisi olarak kullanıldığı iddiası doğru mudur; araştırılması düşünülmekte midir?
  • Babek Zencani’nin duruşmada Türkiye’de toplam 8.5 milyar dolar rüşvet dağıttıklarını, ismini de açıkladığı 3 bakana toplam 137 milyon TL’ye varan miktarda rüşvet verdiğini söylediği ileri sürülmektedir. Bu ifadeler gerçeği yansıtıyorsa, adı geçen 3 bakanın kimler olduğunun belirlenerek kamuoyuna açıklanması düşünülmekte midir?
  • Zencani’nin, Türkiye’de toplam 8.5 milyar dolar rüşvet dağıttığı iddialarının araştırılması, bu rüşvetlerin hangi kurum, kuruluş ve kişilere verildiğinin tespit edilerek kamuoyuna açıklanması düşünülmekte midir?
  • Zencani’nin, uluslararası basın yayın organlarına da yansıyan ifadelerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin onurunu zedelediği ve “Bakanlık” düzeyindeki devletin en üst makamlarına duyulan kamuoyu güvenini yok ettiği dikkate alındığında, bahsi geçen ifadelerin İran yetkili makamlarından istenmesi, bu doğrultuda detaylı bir araştırma yapılması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi düşünülmekte midir?  

MÜSTAFİ SUBAYLARIN HAKLARINI MECLİS GÜNDEMİN TAŞIDI

meclisCHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Başbakan Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Müstafi Subayların Hakları ile ilgili Soru Önergesi  verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

Türk Silahlı Kuvvetleri Kimlik Kartı Yönergesine göre, ‘’Müstafi subay ve astsubaylar ile emeklilik hakkını kazanmaksızın sağlık nedeniyle ayrılan subay ve astsubaylara Orduevleri, Sosyal Tesisler ve Dinlenme Merkezleri gibi askeri sosyal tesislerden günü birlik istifade etmeleri amacıyla Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlıklarınca ilgili mevzuat hükümlerine göre  ‘’Özel Giriş Kartı’’ verilmektedir. Ne  var ki bugün pek çok müstafi subay ve astsubay, onlarca yıl hizmet verdikleri Silahlı Kuvvetlere ait tesislerden günübirlik giriş hakkı dışında faydalanamamaktan şikayetçidir.

Bu bağlamda;

  • Müstafi subaylara TSK’ya bağlı tesislerden süre sınırı olmaksızın faydalanabilmeleri için “Daimi giriş kartı

“ verilmesine yönelik bir girişiminiz mevcut mudur? Bu durumda olan subay ve astsubayların yoğun talepleri göz önünde bulundurularak bu yönde bir çalışma başlatılması düşünülmekte midir?