Konyalıya İŞKUR ayıbı

meclisCHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, İŞKUR’un belediyelere ayırdığı taraflı istihdam kontenjanlarını Meclis’in gündemine getirdi…
CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından yürütülen Toplum Yararına Çalışma Projesi (TYÇP) kapsamında belediyelere ayrılan işçi kontenjanlarını Meclis’e taşıdı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle önerge veren Bozkurt, kontenjanların hangi kriterlere göre belirlendiğini sordu.

İŞKUR tarafından yürütülen Toplum Yararına Çalışma Projesi’nin işsizliğin yoğun olduğu dönemlerde işsizlerin kısa süreli istihdam ve eğitimini amaçlayan, doğrudan veya yüklenici eli ile toplum yararına bir iş ya da hizmetin gerçekleştirilmesini sağlayan programlar olduğunu hatırlatan Bozkurt, 2016 yılı için Konya’da 3’ü merkez ilçe olmak üzere mevcut 31 belediyeden 25’i için kontenjan ayrıldığını, 6 ilçe belediyesine ise istihdam sağlanmadığına dikkat çekti.

Kurumun kontenjan ayrılan belediyeleri hangi kriterlere göre belirlediğini soran CHP’li Bozkurt, Konya’da merkez ilçeler dahil 31 ilçenin 25’ine proje kapsamında kontenjan ayrılırken, Cihanbeyli, Doğanhisar, Emirgazi, Kulu, Tuzlukçu ve Yunak belediyelerine kontenjan ayrılmamasının gerekçesini sordu.

“İlçe belediyelerine ayrılan kontenjan sayıları hangi kriterlere göre belirlenmektedir?” diyen Bozkurt ayrıca, Konya’daki belediyelerin 28’i iktidar partilerine, 3’ü de muhalefet partilerine ait olduğu göz önüne alındığında, “Kontenjan ayrılmayan 6 belediyenden 3’ü nün muhalif belediyeler olması tesadüf müdür?” sorusunu yöneltti.

10.05.2016 CHP Grubu adına yaptığım konuşma

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; engelli vatandaşların kamusal hizmetlerden tam olarak yararlandırılması yollarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Milliyetçi Hareket Partisi Grubu tarafından verilen araştırma önergesinin üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini aktarmak için huzurlarınızdayım. Bu vesileyle değerli heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime, az önce burada AKP Grubu adına konuşan değerli milletvekili arkadaşımızın her söz aldığında buraya seyyar bir platform taşınıyor Sayın Başkan, değerli Meclis Başkanından ve Başkanlık Divanından -tam da Engelliler Haftası’nda- buraya bir elektronik platform yapılmasını -ola ki başka engelli arkadaşlarımız da olabilir- belki daha sağlıklı bir görüntü oluşmasını temin etmelerini rica ederek başlamak istiyorum.
Benden önce konuşan her iki konuşmacı da genel bilgileri verdiler. Tabii, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dünyada Birleşmiş Milletlere üye hemen hemen bütün ülkelerin bu hafta dolayısıyla farkındalık yaratma amacıyla değişik etkinlikler düzenlediği bir hafta.
Türkiye’de 8,5 milyon engelli yurttaşımız var, nüfusumuzum yüzde 12’si engelli. Bu konuda -az önce sözü edildi- 2012 yılında yapılan bir değişiklikle üç yıl ertelenerek uygulaması 7 Temmuz 2015 tarihine uzatılan 5378 sayılı Engelliler Kanunu’na atıfta bulunarak ben de bir önerge vermiş idim, altı aydır cevap bekliyorum. Önergemizde sorduğumuz şey şu idi: “Türkiye’de 30’u büyükşehir belediyesi olmak üzere toplam 1.397 belediye var. Bu belediyelerden kaçı bu yasanın getirdiği engelliler için kolaylıklar sağlayan ve ulaşımlarını kolaylaştıran önlemleri almışlardır? Kanunun gereğini yerine getirmeyen belediyeler hakkında bir yaptırımınız var mıdır?” gibi ama bir yanıt alamadık.
Aslında, Türkiye İstatistik Kurumunun sayfasına girdiğimiz zaman bile büyük bir ayıpla karşılaşıyoruz. 2011 yılından bu yana engelli bireylerin sorun ve beklentileriyle ilgili hiçbir araştırma yapılmamış, güncel hiçbir veri yok arkadaşlar.
Keza, engellilerimizin kamu binalarına ulaşımından başlayarak çeşitli sorunları var. En önemli sorunlarından biri de eğitim. Eğitimden yararlanabilen toplam engellilerimizin oranı yüzde 7,7 bile değil ve engellilerimizin yüzde 96’sı mesleki eğitim alamıyor.
Keza, bir işte çalışabilen engellilerimizin toplam engelli nüfusa oranı yüzde 14,3. Bu da bu noktada, hakikaten çok geride olduğumuzun en somut göstergelerinden biri arkadaşlar. Tabii, asıl engelin bedende veya zihinde değil, fikir ve vicdanlarda olduğu gerçeğinin de altını çizmek isterim. Engelli yurttaşlarımızın durumu bu. Peki, memleketin durumu ne, biraz da ona bakalım.
Sevgili arkadaşlar, demokrasilerde hükûmet olmanın yolu seçimlerde yurttaşların tercihine mazhar olmaktır. On dört yıldır yapılan seçimlerde bu tercih Adalet ve Kalkınma Partisinden yana tecelli etmektedir ve bu anlamda herhangi bir itiraza yer olmaksızın Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına Hükûmettir. Tıpkı engellilerimize olduğu gibi, devletimize bakışında da ciddi sorunlar var Adalet ve Kalkınma Partimizin. Nedir? Hükûmetler devleti yönetmek için görevlendirilmiş heyetlerdir, devlet olmak için değil. Devlet çünkü tüm yurttaşların devletidir, o devleti yönetmek görevi de hükûmet olan heyetindir. Birinci görev nedir? Vatanın sınır bütünlüğünü sağlamak. İkinci vazgeçilmez görev: O sınırların çevrelediği vatan topraklarının bütünlüğünü sağlamak. Üçüncü görev: O topraklar üzerinde bağımsızlığın simgesi olan ulusal bayrağın özgürce dalgalanmasını sağlamak. Ve nihayet hükûmet olmakta dördüncü olmazsa olmaz koşul da vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak.
Sevgili arkadaşlar, değerli AKP’li dostlar; on dört yıldır iktidardasınız. Sınırları koruyamıyorsunuz, 900 kilometrelik Suriye sınırımız kevgire dönmüş, kimin girip çıktığı belli değil, dünyanın bütün terör örgütleri ülkemizde cirit atıyor. Ankara’da, ülkenin başkentinde beş ayda 3 terör saldırısında 168 yurttaşımızı yitirdik. Diyarbakır’ın göbeğinde, garnizonda bayrağımız indiriliyor, maşallah çıt yok; çıt yok. Askerimizin başına çuval geçiriliyor çıt yok, nota “müzik notası” mı falan deniyor. Vatan topraklarının bütünlüğünü sağlamak konusunda bir eski asker ve kırk üç yıllık bir hekim olarak beni dehşete düşüren bir vurdumduymazlık içindesiniz. Bu kürsüden defalarca dile getirdik, 17 adamız 2009’dan beri Yunan işgali altında, çıtınız çıkmıyor. Hayretler içindeyim yani her şeyde, her konuda önüne gelene dava açan arkadaşlarımız, diyoruz ki “Vatan toprakları işgal altında, 17 ada işgal altında.” ne yapıyorsunuz? Hiç ses yok. Yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumakta ciddi acz içindesiniz. Yirmi beş gündür Kilis bombalanıyor. Baştan “Gökyüzünde gezerken rastgele düşen roketler.” falan dediniz; şimdi, roket atıldığı nihayet kabul edildi. Valiniz “Abdestli gezin de mundar gitmeyin.” diyor. Ve ülkemiz, şu ülke yani emperyalizme karşı ilk Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla korunmuş şu ülkeyi yönetenler NATO’dan, Birleşmiş Milletlerden ve Amerika Birleşik Devletleri’nden medet umuyor. Nere için? Kilis’i IŞİD roketlerinden korumak için. Sevgili arkadaşlar, engelli yurttaşlarımızdan özür diliyorum ama 8,5 milyon engelli yurttaşımıza şunu söylüyorum: Kilis’teki vatandaşının canını koruyamayan bir Hükûmetten size gelecek hiçbir hayır yoktur kardeşlerim. (CHP sıralarından alkışlar)
Sevgili arkadaşlar, vurdumduymazlığınız o boyutta ki bakın, üzerine bastığınız zemin altınızdan kayıyor sevgili AKP’li kardeşlerim, bunu samimiyetle söylüyorum. Bunu ister bir milletvekili uyarısı diye alın, ister okuryazar bir adam uyarısı diye alın, ister bir vatandaş uyarısı diye alın, nasıl kabul ederseniz öyle kabul edin; bakın, çok duyarlı olmanız gereken konularda hiç sesiniz çıkmıyor arkadaşlar. Kalkılıyor, “Parlamenter sistem rafa kaldırıldı.” deniyor, çıtınız çıkmıyor. “Ben seçildim, o hâlde isteseniz de istemeseniz de bu ülkenin düzeni değişmiştir.” deniyor yani Anayasa yok sayılıyor, sesiniz çıkmıyor. Oysa o Anayasa’ya göre bu Mecliste görev yapıyoruz hepimiz. Yine, “Laiklik olmamalı yeni anayasada.” deniyor. Hepimiz biliyorsunuz, siz de biz de, laiklik demokrasinin olmazsa olmazı; laiklik hepimizi şu çatı altında bir araya getiren ve şu kürsüde konuşturan en temel ilke. Yine çıtınız çıkmıyor. Hadi “iki ayyaş” dediniz, o bir densizin lafıydı diyelim; şu Meclis Başkanlığı kürsüsüne oturttuğunuz arkadaşınız “Cumhuriyeti dinsizler kurdu.” diyor, yine çıtınız çıkmıyor. Yahu, sizden engellilere ne hayır gelir Allah aşkına ya, çok ciddi soruyorum. Bu soruların yanıtı verin, gelin buraya. Yani, nasıl oluyor da Meclis Başkanlığı kürsüsüne koyduğunuz arkadaşınız bu “Cumhuriyeti dinsizler kurmuştur.” diyebilme densizliğini gösteriyor, bu kabul edilebilir bir şey mi? (CHP sıralarından alkışlar)
Ve sevgili arkadaşlar, nihayet, bütçe konuşmalarında, şurada, hepimize liderlik dersi veren ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu kendi grubuna hâkim olmamakla suçlayan -ve benim de “Sayın Davutoğlu, o kadarını asker de, çavuş da yapıyor. Liderlik belli sayıda insana lafını geçirmek değil, sözünü muhatabına dinletebilmektir.” diye yanıt verdiğim şu kürsüden- Sayın Başbakanınız kulağından tutulup kapının önüne konuyor, “Reis de bizim, Hoca da bizim.” deyip gayet büyük bir rahatlıkla yürüyüp gidiyorsunuz.
Arkadaşlar, hepimiz burada milletin verdiği oyla… Siz nasıl 23 milyon oyu temsil ediyorsanız, şu sıralardan oturan arkadaşlar 12 milyon oyu, o arkadaşlarımız o kadar oyu, MHP sıralarında oturan arkadaşlarımız şu kadar oyu… Hepimizin oyu aziz ve mübarektir, yurttaşın oyudur. O oya saygınız nasıl olmaz, nasıl olmaz böyle bir şey?
Şimdi de yani hakikaten anlamak da zorluk çekiyorum, düşük profilli bir Başbakan arıyorsunuz arkadaşlar. Arkadaşlar, bu lafı nasıl yersiniz, nasıl yutarsınız, nasıl tahammül edersiniz? T.Başbakanlık makamını devalüe etmeye sizin ne hakkınız var arkadaşlar? Nasıl böyle bir şeye rıza gösterirsiniz? Bu kabul edilemez, bu asla kabul edilemez.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık koltuğu bu kadar hakir görülemez, bu kadar gözden düşürülemez.
Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Yine de buraya bir elektronik platformun yapılması teklifimi Sayın Meclis Başkanının laiklikle boğuşmaktan boş kaldığı bir zamanda kendisine…

Seydişehir Atatürk Anıtı’nın görenlerin içini acıtan halini Meclis gündemine taşıdık

1973 yılında Türkiye’nin önemli heykeltıraşlarından Şadi Çalık tarafından yapılan Seydişehir Atatürk Anıtı’nın görenlerin içini acıtan halini Meclis gündemine taşıdık. Cengiz Holding’e bağlı Eti Alüminyum A.Ş. tesisleri içerisinde yer alan anıtın bugünkü halini ve konuyla ilgili önergemizi dikkatlerinize sunuyorum.

122

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle önerge veren Bozkurt, Seydişehir İlçesi’nde ETİ Alüminyum Tesisleri içerisinde yer alan, bronz ve alüminyumdan yapılmış, endüstriyel kalkınmayı simgeleyen ve Türkiye’deki en büyük ve ilk dövme bakır anıt olma özelliğini taşıyan Atatürk Anıtı’nın kaderine terk edildiğini söyledi. 2005 yılında ETİ Alüminyum AŞ.’nin özelleştirilmesi kapsamında Cengiz Holding tarafından satın alınması sonrası anıta gereken özenin gösterilmediğini, anıtın bakımsız olduğu gibi, etrafının hurda yığınına döndüğünü, çevresinin de depo olarak kullanıldığını ifade eden Bozkurt, mevcut durumdan son derece rahatsız olan Seydişehir halkının da şikayetlerini tarafına ayrıca ilettiğini belirtti.   Başbakan’a heykeltıraş Şadi Çalık’ın en önemli eserleri arasında yer alan Seydişehir Atatürk Anıtı’nın mevcut durumundan haberi olup olmadığını soran CHP’li Bozkurt, “ 43 yıllık anıtın yıprandığı göz önüne alındığında restore edilmesi planlanmakta mıdır?” diye sordu.   Bozkurt, önergesinde ayrıca şu soruları yöneltti:   1Cengiz Holding bünyesindeki ETİ Alüminyum AŞ.’nin anıtın etrafını depo olarak kullanmasının ve hurdaların atılmasının gerekçesi nedir; konu ile ilgili şirket yetkilileri ile görüşülmesi ve anıt çevresinin düzenlenmesinin sağlanması planlanmakta mıdır? ETİ Alüminyum AŞ.’nin özelleştirme öncesi anıt çevresinde kamuya açık törenler yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, anıtın yeniden halka açılması planlanmakta mıdır?
13119049_10154280998662089_7778585065220712384_n

 

13173774_10154280998667089_4352548332712111740_n

Bugün o kara günün yıl dönümü…

11

” TAM BAĞIMSIZ VE GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE ” idealinin devrimci önderleri, DENİZ ’in, YUSUF’ un ve HÜSEYİN’ in darağacına gönderilişlerinin 44. utanç yıl dönümü…

Kara kış bitti, mevsim bahara döndü derken, Ankara’nın acı ayazının yüreklerde hissedildiği, 3 fidandan korkuları ve inatları uğruna “ Üçe üç “ bağırtıları ile idamları onaylayan işbirlikçi ellerin tarihe kelepçelendiği gün…

“ O güzel insanların o güzel atlara binip gittikleri “ gün…

Duvardaki adalet yazısına bakıp gülmekte ne kadar da haklıymış Deniz…

Ama “ O mahur beste “ kulaklarımızda çınlıyor hala…

Ve “ En güzel yüz metresini koştu “ ğu DEVRİM ‘ in uzun koşusunda, Onlar’ dan aldığımız bayrakla yollardayız inadına…

Biliyoruz ki; “VATAN İÇİN UYKULARI KAÇANLAR YOLLARDAYSA, DEVRİM YAKIN , ÇANLAR FAŞİZM İÇİN ÇALIYOR DEMEKTİR”…

Devleti yönetmenin ön koşulu, vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamaktır

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hükûmet olmak ciddi iştir. Hükümetlerin birinci görevi ise iradelerini başkalarını teslim etmek değil, o iradeyle devleti yönetmektir. Devleti yönetmenin ön koşulu vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak, vatanın toprak bütünlüğünü temin etmektir. Kilis’te yurttaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamakta acze düşen Hükûmet, Ege’de 17 adamızın Yunanlılar tarafından işgalini de kulağının üstüne yatmış izlemektedir. Bu konuda Meclisi derhâl bilgilendirmelerini ve Yunan işgaline derhâl son verecek tedbirleri almalarını kendilerinden bekliyoruz.

Teşekkür ederim.

 

TÜRKİYE’DE ÇOCUK HAKLARI SORU ÖNERGESİ

meclisCHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Çocuk Hakları ile ilgili Soru Önergesi  verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

23 Nisan 1920 tarihi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu olmasının yanı sıra sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin çocuklarına değil, tüm ülkelerin çocuklarına armağan edilmiş, dünyada kutlanan ilk çocuk bayramı olma özelliğini taşımaktadır. Yaklaşık 1 asır önce ve dönemin şartları altında çocuklarımıza verilen değer, uluslararası platformda takdirle karşılanırken, bugün ülkemizin en büyük sorunlarının çocuklarla ilgili olması son derece düşündürücü ve üzücüdür. Zira 20 Kasım 1989 yılında Birleşmiş Milletler genel kurulunda kabul edilip, 1990 yılında tarafımızca imzalanan Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde yer alan çocuklarımızın yaşam, eğitim, sağlık,  güvenlik, dil ve kültür gibi temel hakları, pek çok kişi ve kurumca ihlal edilmekte, örnekleri de kamuoyuna yansımaktadır.

 

Bu bağlamda;

1)         Çocuklara yönelik cinsel istismar, kamuoyunun da yakından bildiği sorunlar arasındadır. Son 10 yıl içinde kaç çocuk istismarı ve tecavüz vakası yaşanmıştır. Bu vakalar ile ilgili kaç dava açılmıştır?

2)         Son 10 yıl itibariyle Türkiye’deki çocuk işçi sayısı kaçtır? Çocuk işçiliği ile ilgili en son ne zaman, hangi kurum veya kuruluş tarafından detaylı bir rapor hazırlanmıştır? Çocuklar en çok hangi sektörlerde çalıştırılmaktadır?

3)         Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 1. maddesine göre 18 yaşından küçük herkesin çocuk sayıldığı ve devletin başlıca görevlerinden birinin de çocukları korumak olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’de bakıma muhtaç çocuk sayısı kaçtır? Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı çocuk bakım kurumlarının illere göre dağılımı ve sayısı nedir? Bu kurumlarda kaç çocuk bulunmaktadır?

4)         Çocuk bakım evleri ve yetiştirme yurtlarında kötü muamele, psikolojik ve fiziksel şiddet, cinsel taciz, tecavüz iddia ve vakaları, pek çok kez kamuoyuna yansımıştır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı çocuk evleri ile yetiştirme yurtlarında son 10 yıl itibariyle kötü muamele, şiddet ve cinsel istismara maruz kalmış çocuk sayısı kaçtır?

5)         Türkiye’deki cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü bulunan çocuk sayısı kaçtır? En çok işlenen suçlar hangileridir; bu suçlarla ilgili istatistiksel bilgi bulunmakta mıdır?

6)         Organ ya da uyuşturucu ticaretinde kullanma, siyasi amaçla kullanma, fuhuşa zorlama veya başkaca sebeplerle çocukların kaçırıldığı bilinmektedir. Son 10 yıl itibariyle yaşa ve cinsiyetlerine göre kaybolan/kaçırılan çocuk sayısı kaçtır?

7)         Uyuşturucu ve keyif verici madde kullanma yaşının ilköğretim çağına düştüğü yapılan araştırmalarla ortadadır. Yetkili birimlerce bu konuda en son ne zaman araştırma yapılmıştır? Son 10 yıl itibariyle uyuşturucuya başlama yaşı ve kullanım oranı nedir?

Esnaf Odaları Araştırma Önergesi

 

meclisCHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, esnafların ve esnaf odalarını sorunlarını Meclis gündemine taşıdı.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun; “Odaya kayıt” başlıklı 6. Maddesine göre, esnaf ve sanatkarların sicile kayıtları yapılmadıkça, hiçbir şekilde odaya kaydı yapılamamakta, sicile kayıt olan esnaf ve sanatkarlara ait bilgiler de sicil tarafından; elektronik ortamda, ilgili odalara kayıt için gönderilmektedir.

Aynı yasanın 61. maddesinde de üyenin odaya ödeyeceği yıllık aidatın, asgari ücretin onda birinden az, yarısından fazla olamayacağı ve kayıt ücretinin alındığı yıl için ayrıca yıllık aidat alınmayacağı belirtilmektedir. Esnaf ve sanatkarların mesleki faaliyette bulunabilmeleri için, her ilde kurulu bulunan esnaf ve sanatkar siciline ve dolayısıyla ilgili odaya kayıt olmaları ve aidat ödemeleri de 5362 sayılı Kanun gereğidir.

 

Ne var ki bugün pek çok esnaf ve sanatkar odası, üye aidatlarını toplayamamaktan dert yanmaktadır. Oysaki 5362 sayılı Kanunun 14. Maddesine göre odaların ana gelirini kayıt ücreti ve yıllık aidatlar oluşturmakta, oda yönetimleri de ilgili kanunda belirtildiği üzere, esnaf ve sanatkarlar ile yanlarında çalışanların mesleki ve teknik ihtiyaçlarını karşılama, faaliyetlerini kolaylaştırma, mesleğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmelerini ve mesleki eğitimlerini sağlama gibi başlıca görevlerini neredeyse tek gelir kaynakları olan üye aidatlarını toplayabildikleri ölçüde yerine getirmektedir. Ancak bugün mali açıdan yetersiz olan ve sıkıntılar yaşayan pek çok oda, üyelerine yönelik yürütmekleri gereken hizmetlerin aksamasından rahatsızlık duymaktadır. Esnaf ve sanatkarların birçoğunun odaya kayıt yaptırdıktan sonra yıllarca uğramadığını ve birikmiş aidat borcunu ödemediğini dile getiren oda yönetimleri, zaten çeşitli zorluklarla karşı karşıya olan esnafın borcu nedeniyle üzerine gidemediklerini ve kendileri de her ne kadar oda yönetiminde de olsalar esnaf oldukları için borcun tahsilini icra takibi yoluyla uygun görmediklerini de dile getirmektedir. Bu doğrultuda esnaf ve sanatkar odaları, kendilerine verilen görevleri yerine getirebilmeleri için gelire ihtiyaçları olduğunu belirtirken, bunun sağlanması için, esnaf ve sanatkarların ödedikleri harç veya işlem ücretinden odalara pay verilmesi gibi yasal düzenlemelerle çözüm talep etmektedir.

Diğer yandan, sınırlı öz sermaye ile çalışan, sahibi oldukları küçük ticarethaneler ile hizmet sunan ve ülke istihdama önemli katkı sağlayan esnaf ve sanatkarlar piyasa koşullarıyla ve hiç durmaksızın açıan AVM’ler ile rekabet etmeye çalışmakta ve birçoğu başaramayarak kepenk kapatmaktadır. Varlığını sürdürenler ise Bağ-Kur primleri, vergi yükü, elektrik su, telefon giderleri, çalışan ücretleri, sigorta primleri gibi pek çok ödeme kalemi ile baş etmek zorunda kalmaktadır. Yukarıda sayılan sebepler dolayısıyla hem esnaf ve sanatkar odaları hem de esnaf ve sanatkarlar varlıklarını ve işlevlerini sürdürmekte ciddi sorunlar ile karşı karşıyadırlar.

Bu doğrultuda, ilgili temsilcilerin görüşlerine başvurularak, esnaf ve sanatkarların maddi koşullarını da zorlamayacak biçimde bağlı oldukları odalara ödemeleri gereken ve odaların da neredeyse tek gelir kalemi olan üye aidatlarının ödenmesine yönelik yasal yolların belirlenmesi ve bu konuda odalara Devlet desteği sağlanmasının yollarının araştırılması amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. Ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

Konya Milletvekili

ULUSUMUZUN 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN

13076937_10154252666547089_8500315454442785715_n

Laik Türkiye Cumhuriyetinin en önemli yapı taşı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından bir bayram olarak tüm dünya çocuklarına armağan edilmesi ne büyük onur…

Bu kutlu günün 96. yılında Cumhuriyet meşalesini devralacak olan tüm çocuklarımıza aydınlık yarınlar diliyorum.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Cumhuriyetimizin ve Gazi Meclisimizin kuruluşunda görev alan kahramanları rahmet, minnet ve özlemle anıyorum.

“Küçük hanımlar, küçük beyler,

Sizin hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız.

Memlekete asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.

Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

Anadolu aydınlanmasının ve Cumhuriyet devriminin ilk adımı olan GAZİ MECLİSİMİZİN bir üyesi olma onuru ile yeniden milleti ümmet, bireyi kul, vatanı memalik yapma ham hayali peşinde koşan karşı devrim güruhuna rağmen, her 23 Nisan’ı artacak bir şevk ve aşkla anma kararlılığımı haykırıyorum.

ULUSUMUZUN 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN.

Dr.Mustafa Hüsnü Bozkurt

CHP Konya Milletvekili

Demokrasi ve Rejim Değişikliği Paneli

Demokrasi ve Rejim Değişikliği panelinde, demokrasi geliştirilerek güçlü bir başbakanlığın olması gerektiği mesajı verildi

 

CHP Konya Gençlik Kolları Halk-Liselilerin düzenlediği Demokrasi ve Rejim Değişikliği konulu panele CHP Parti Meclisi Üyesi ve İstanbul Milletvekili Eren Erdem ve CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt konuşmacı olarak katıldı. Panel’de Türkiye’nin birlik ve beraberliğine önem vermesinin yanında, demokrasisini geliştirerek güçlü bir başbakanlığın olması gerektiği mesajı verildi.

 

Konya Esnaf ve Sanatkârlar Odalar Birliği Salonunda gerçekleştirilen Demokrasi ve Rejim Değişikliği panelinin yöneticiliğini CHP Konya İl Başkan Yardımcılarından Mehmet Gayretli yaptı. Panele, CHP Konya İl Başkanı Mehmet Ali Ünal, yönetim kurulu üyeleri, CHP Parti Meclisi Üyesi İstanbul Milletvekili Eren Erdem, CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, İlçe başkanları, Eğitim-İş Genel Sekreteri Mehmet Altıntop, gençlik kolları ve partililerin yanı sıra sivil toplum kuruluşları ve sendika temsilcileri katıldı.

Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Gençlik Kolları Halk-Liseliler Başkanı Mehmet Emin Altunses, “ Bizim fikrimiz ve zihnimiz Mustafa Kemal’dir. Nefesimiz yettiği kadar mücadelemiz devam edecektir. Kadını ve erkeği ayıran siyasal iktidardan ahlak dersi almaya ihtiyacımız yoktur. Cumhuriyetimize sonsuza kadar sahip çıkacağız” dedi.

CHP Konya İl Başkanı Mehmet Ali Ünal’da, “Buradan Konyalı hemşerilerimize sesleniyoruz. Ülke olarak iyi günlerden geçmiyoruz. Bu dönemi ancak Mustafa Kemalin ışığında aşacağız. Konya’da halkımızın desteğiyle milletvekilimizi artıracağız. Bunu birlikte başaracağız. Bu memleketin taşı toprağı milletindir. Birileri bu memleketin yüzde 50’si bizim diyor. Bu milleti bölemezsiniz. Bu ülkenin sahibi bizler ve milletimizdir. Sizi başkanlık yok diyoruz. Bunun yerine demokrasi ve meclis diyoruz. Birlikte ülkemize sahip çıkıp, üretip yaşamımızı sürdüreceğiz. Bu ülkenin başbakanı şehrimizden çıktı. Taşkentliler mert olur. Teslim olmazlar. Başbakan sözünün arkasında dursun. Çocuklarımızın arkasında durması gerekenler Ensar Vakfının arkasında durdular. Bu yanlıştan dönsünler” diye konuştu.

Devletin Görevi Çocuklarımızın Namusunu Korumaktır

Panelde konuşan CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt ülke gündemini değerlendirerek, “Karamandaki olay, ülkemizin üzerine ve cumhuriyetimizin genlerini çökmüş çağ dışı bir olaydır. Bu ülkenin çocukları, kadınları ve erkekleri her şeyiyle devlete emanettir. Devletin ve iktidarın görevi Karamandaki çocuklarımızın namusunu kurtarmaktır. Bugün yaşanılanlar sistematik biçimde laiklik ve bilisellikten uzaklaşmanın sonucudur. Laik cumhuriyete savaş açanların ülkeye ne hale getirdiği ortadadır. Sorunlarımız büyüktür. Cumhuriyet başarılı bir projedir. Yokluk içinde dünyanın en namuslu ve en ahlaklı ülkesini Mustafa Kemal’le birlikte milletimiz kurmuştur. 56 İslam ülkesinin içinde bulunduğu coğrafyada 1 milyar 200 milyon insan yaşamaktadır. Bu coğrafyada nüfusunun yarısı kadın olan ülkemiz cumhuriyettir. Bugün ayakta kaldıysa bunun temelinde ahlaklı ve namuslu insanların hamurundan kaynaklıdır. Son din dinimiz İslamdır. Temeli ise yaratılmışı yaratandan dolayı sevmektir. Biz milletvekilinin kursi dokunulmazlığının dışında diğer dokunulmazlığının kaldırılmasını savunuyoruz. Bugün ülkemizdeki dokunulmazlığının kaldırılması tamamen gündemi saptırmadır. Dünyada kredisi sıfırlanmış insanların kendilerine hala güçlü denmeleri için oyalıyorlar. Biz bu konuda haklıyız. Ne yaparlarsa yapsınlar Anadolu insanını bölemezler. Cumhuriyetimize ve değerlerine sahip çıkmaya devam edecektir.  Gerek dokunulmazlıklarla gerekse başkanlıkla bu ülkede rejim değiştiremezler. Buna ne Anadolu İnsanı nede biz izin vermeyeceğiz. Ülke yönetiminde asıl olan ahlaktır. Geldiğin yeri bilmektir. Bugüne kadar iç savaş çıkmadıysa bunun en önemli nedeni Türk ve Kürt kardeşliğidir. Birbirlerine olan sevgidir. Kardeş kavgasına izin vermeyeceğiz. Bu ülke laiklik ve iç barış olmadan bütün kalmaz. Onun içinde laik cumhuriyetimize ve iç barışımızı hep birlikte koruyacağız.”

Ülkede Getirilecek nokta, Güçlendirilmiş Bir Başbakanlıktır

CHP Parti Meclisi Üyesi İstanbul Milletvekili Eren Erdem’de Türkiye’ye getirilecek noktanın güçlendirilmiş bir başbakanlık olduğuna dikkat çekerek, “Dokunulmazlık konusunda samimi olmayan iktidar partisi meclisteki fezlekeleri işleme koymak istiyor.  Dokunulmazlık kürsü ile sınırlansın diyoruz. Ama bunların niyetinde bu yoktur. Bu bir oyalamadır. Gelinen noktada ülkeyi yönetenlerin korkuları yanlış yaptırıyor. Herkes bir birinden korkuyor. Asla başkanlığı getiremeyecekler. Getirecekleri nokta güçlendirilmiş bir başbakanlık olacaktır. Biz anayasayı ilk dört maddeyi koruyarak restore ederek yenileyeceğiz. Dört maddeden taviz verilmeyen bir anayasa olsun istiyoruz. Tarihte İslama en büyük zararı saraydaki ulemalara anlattıranlar vermiştir. Biz Karbela’da birileri gibi yezitle birlikte değiliz. Hz. Hüseyin’le beraberiz. Biz sarayların gösterişlerinin karşısındayız. Komşusu aç iken tok yatanlar bizden değildir diyenlere soruyorum? Aç olan çocuklar ve yoksul sayısı çoksa bunu nereye koyacaksınız. Ensar Vakfında görülmesi gereken olayın sorumlusunun ülkeyi yönetenler olduğudur. Ahlak rafa kaldırılmış ve bütün değerler sömürü haline gelmiştir. Bunun karşısında olmak ve değiştirmek bizim görevimizdir.  Gerçekleri korkmadan milletimize anlatacağız. Parlamentodaki muhalefeti yok etmek için fezleke gönderiyorlar. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ensar Vakfı hemen kapatılsın. Ancak ahlak kriterleri yüksek olan vakıflarımız vardır. Bunları ayırmak gerekir. Biz tacizcileri aklayanlarla aynı masada siyaset yapmayız. O çocukların hesabını sonuna kadar soracağız. Bu halkımızın da görevidir. Böylede olmalıdır” şeklinde konuştu.

Daha sonra Eren Erdem kitaplarını imzaladı.