CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Ensar Vakfı’na Yapılan Yardımları ile ilgili Soru Önergesi verdi.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Mustafa Hüsnü BOZKURT
Konya Milletvekili
Cinsel istismar olaylarıyla gündeme gelen Ensar Vakfı Karaman Şubesi’nin 2012’de valiliğe bağlı İl Özel İdaresi’ne başvurarak “Öğrenci hizmetleri için ihtiyaç duyulan malzemelerin satın alınmasında kullanılmak üzere” yardım yapılmasını istediği, Karaman İl Genel Meclisi’nin ilgili komisyona havale ettiği başvuru sonrası, vakfa 25 bin TL tutarında yardım yapıldığı kamuoyuna yansımıştır.
Bu bağlamda;
Ensar Vakfı Karaman Şubesi’ne 2012 yılı dışında Valilik veya devletin diğer organları tarafından ayni veya nakdi başka yardımlar yapılmış mıdır? Yapılmakta mıdır?
Karaman’da Valilik veya devletin diğer kurum veya kuruluşları tarafından yardımda bulunulmuş başka vakıf veya dernek bulunmakta mıdır?
Yurt genelindeki Ensar Vakfı, benzeri vakıf ve derneklere devlet organlarınca bugüne değin ne kadar yardım yapılmış ve yapılmaktadır?
MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
NASA verilerine göre Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölge dokuz yüz yılın en büyük kuraklığını yaşıyor. Bu bağlamda, ilimin Ereğli ilçesinde de üreticiler ciddi sıkıntı içinde, büyük bir kuraklık var. Yıllardır devam eden ve bir türlü bitirilemeyen Ereğli İvriz kapalı sulama sistemi hakkında sorduğumuz soruya da sayın bakandan yanıt alamadık ama sayın bakan “NASA bilmez, biz biliriz. Kuraklık tehlikesi yok.” dedi, yüreğimize su serpti.
Elbette kuraklık tehlikesi geçiştirilebilir belki ama bu Meclisin kendi kuruluş gününü, ulusal egemenliği yok sayarak şehitler için kurulmuş bu Meclisin kuruluş gününde Mecliste bir resepsiyon verilmesinin ertelemesini gerçekten üzüntüyle karşıladığımı belirtiyor, yüce heyete saygılar sunuyorum.
CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt İçişleri Bakanı Sayın Efkan Ala tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Işid Hücre Evleri ile ilgili Soru Önergesi verdi.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Efkan Ala tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Mustafa Hüsnü BOZKURT
Konya Milletvekili
Kars Emniyet Müdürü Sayın Faruk Karaduman’ın 28 Ekim 2015 tarihinde Kars merkez ve ilçe teşkilatlarına ‘gizli’ ibareli bir yazı gönderdiği, IŞİD içindeki bir muhbirinden aldığı bilgiye göre IŞİD’in Türkiye’nin 70 ilinde hücre evlerinin bulunduğunu, örgütün turistik bölgeleri, HDP ve CHP ile bazı sol örgütleri hedef alacağını bildirdiği basın yayın organlarına yansımıştır.
Bu bağlamda;
Kars Emniyet Müdürü’nün kendi teşkilatlarına gönderdiği yazıda belirttiği 70 il hangileridir? Bu hücre evlerinin tespitine yönelik ne gibi çalışmalar yapılmış ve yapılmaktadır? Bugüne değin Türkiye genelinde IŞİD terör örgütüne yönelik kaç hücre evi saptanmış ve etkisiz hale getirilmiştir? Halen Bakanlığınızca bu konuda çalışma yürütülmekte midir?
Kars Emniyet Müdürü’nün teşkilatlarına gönderdiği bu bilgi adı geçen diğer 70 ilin emniyet teşkilatları ile de paylaşılmış mıdır?
IŞİD’in HDP, CHP ve sol örgütleri hedef alacağı bilgisine dayanılarak, adı geçen siyasi parti ve örgütlerin il ve ilçe teşkilatlarına gereken uyarı yapılmış, koruma önlemleri alınmış mıdır?
MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
17 Nisan’da merhum Turgut Özal’ı andınız, ben de bir eksiği tamamlayayım izninizle; 17 Nisan, genç cumhuriyetin dünya eğitim tarihine de en özgün Türk model olarak sunduğu köy enstitülerinin 76’ncı kuruluş yıl dönümü. Bu vesileyle, merhum Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’i ve köy enstitülerinin babası -Tonguç Baba- İsmail Hakkı Tonguç’u rahmet ve minnetle anıyorum ve köy enstitülerini türlü yalan ve oyunlarla kapatıp bugün çocuklarımızı çocuk tecavüzcülerinin insafına terk eden bu düzenin bir an önce değişmesi dileklerimle saygılar sunuyorum
CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Ereğli ilçesinde yaşanan taciz olayı ile ilgili Soru Önergesi verdi.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Mustafa Hüsnü BOZKURT
Konya Milletvekili
Konya’nın Ereğli ilçesinde gerçekleşen olayda, bir meslek lisesi müdürünün öğrencisiyle dini nikah kıymak suretiyle cinsel ilişkiye girdiği, öğrencinin evlenme vaadine dayanarak bu olayı çevresindekilere anlatmasıyla konunun açığa çıktığı, Konya kamuoyuna yansımıştır. CHP Ereğli İlçe Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada da olayın duyulduğu günden bu güne CHP ilçe teşkilatı tarafından titizlikle takip edildiği, İlçe Milli Eğitim Müdürü Sayın İradet Genç’ in verdiği bilgiye göre olayın ilçe sınırlarında kalmayarak, İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerince 2 müfettiş görevlendirmek suretiyle araştırıldığı ve idari soruşturma neticesinde müdürün istifası istenerek işleme konulduğu bilgisi edinilmiştir. Olayla ilgili idari soruşturma başlatılmış olsa da, adli soruşturma noktasında henüz adım atılmamıştır.
Bu bağlamda;
Konuyla ilgili şahsınıza ulaşmış bilgi var mıdır; varsa ne zaman haberiniz olmuştur?
Konunun takibi açısından ne tür girişimlerde bulundunuz; bulunmayı planlamaktasınız?
Konuyla ilgili olarak adli soruşturma başlatılması için gerekli talimatlar verilmiş midir; verilmesi planlanmakta mıdır?
Bahsi geçen okul müdürünün daha önce de benzer vakalarda adı anılmış mıdır; hakkında yapılmış şikayet var mıdır?
Bahsi geçen olayın ardından öğrenciye psikolojik destek sağlanmış mıdır; sağlanılması düşünülmekte midir?
Ereğli İlçesindeki bir meslek lisesinde de geçtiğimiz 1 yıl içinde benzer bir olayın yaşandığı, öğrencisiyle ilişkiye giren okul müdürünün sadece müdürlükten alındığı ve öğretmen olarak Karapınar ilçesine atandığı bilgisi tarafıma ulaşmıştır. Bu olaydan bilginiz var mıdır; yoksa araştırılması düşünülmekte midir? Bahsi geçen kişinin halen öğretmen olarak görevini sürdürmesinin gerekçesi nedir?
Diğer yandan son dönemde okullarda cinsel istismar vakaları sıklıkla gündeme gelmeye başlamış, kamuoyu Kayseri’de öğretmeni tarafından tacize uğrayan lise son sınıf öğrencisi Cansel Buse Kınalı’nın intiharıyla olaydan haberdar olmuştur.
Eğitim camiasında cinsel taciz vakalarındaki artışın tedirgin edici boyutlara ulaştığı göz önünde bulundurulduğunda ard arda yaşanan bun olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?
CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Türkiye’de Dağıtıldığı İddia Edilen Rüşvet ile ilgili Soru Önergesi verdi.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Mustafa Hüsnü BOZKURT
Konya Milletvekili
İran’da “Devleti dolandırma” suçlamasıyla yargılanarak, idam cezasına mahkum edilen Babek Zencani’nin, mahkeme ifadelerinde ülkemize ilişkin de kimi iddiaların gündeme geldiği basına yansımıştır. Zencani’nin Türkiye’deki ortağı olan ve halihazırda ABD’de tutuklu bulunan iş adamı Reza Zarrab ile birlikte yürüttüğü faaliyetlerin merkezlerinden birinin Türkiye olduğunu, Türkiye’de 8.5 milyar dolar rüşvet dağıttıklarını ve 3 bakana da toplam 137 milyon TL’ye varan meblağda rüşvet verdiklerini ifade ettiği dünya ve türk kamuoyuna yansımıştır.
Bu bağlamda;
Zencani’nin son savunmasında dile getirildiği belirtilen uluslararası dolandırıcılık ve kara para aklama operasyonlarında Türkiye’nin merkez üslerden birisi olarak kullanıldığı iddiası doğru mudur; araştırılması düşünülmekte midir?
Babek Zencani’nin duruşmada Türkiye’de toplam 8.5 milyar dolar rüşvet dağıttıklarını, ismini de açıkladığı 3 bakana toplam 137 milyon TL’ye varan miktarda rüşvet verdiğini söylediği ileri sürülmektedir. Bu ifadeler gerçeği yansıtıyorsa, adı geçen 3 bakanın kimler olduğunun belirlenerek kamuoyuna açıklanması düşünülmekte midir?
Zencani’nin, Türkiye’de toplam 8.5 milyar dolar rüşvet dağıttığı iddialarının araştırılması, bu rüşvetlerin hangi kurum, kuruluş ve kişilere verildiğinin tespit edilerek kamuoyuna açıklanması düşünülmekte midir?
Zencani’nin, uluslararası basın yayın organlarına da yansıyan ifadelerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin onurunu zedelediği ve “Bakanlık” düzeyindeki devletin en üst makamlarına duyulan kamuoyu güvenini yok ettiği dikkate alındığında, bahsi geçen ifadelerin İran yetkili makamlarından istenmesi, bu doğrultuda detaylı bir araştırma yapılması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi düşünülmekte midir?
CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Başbakan Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Müstafi Subayların Hakları ile ilgili Soru Önergesi verdi.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Aşağıdaki sorularımın Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Mustafa Hüsnü BOZKURT
Konya Milletvekili
Türk Silahlı Kuvvetleri Kimlik Kartı Yönergesine göre, ‘’Müstafi subay ve astsubaylar ile emeklilik hakkını kazanmaksızın sağlık nedeniyle ayrılan subay ve astsubaylara Orduevleri, Sosyal Tesisler ve Dinlenme Merkezleri gibi askeri sosyal tesislerden günü birlik istifade etmeleri amacıyla Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlıklarınca ilgili mevzuat hükümlerine göre ‘’Özel Giriş Kartı’’ verilmektedir. Ne var ki bugün pek çok müstafi subay ve astsubay, onlarca yıl hizmet verdikleri Silahlı Kuvvetlere ait tesislerden günübirlik giriş hakkı dışında faydalanamamaktan şikayetçidir.
Bu bağlamda;
Müstafi subaylara TSK’ya bağlı tesislerden süre sınırı olmaksızın faydalanabilmeleri için “Daimi giriş kartı
“ verilmesine yönelik bir girişiminiz mevcut mudur? Bu durumda olan subay ve astsubayların yoğun talepleri göz önünde bulundurularak bu yönde bir çalışma başlatılması düşünülmekte midir?
MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Laikliğin kabulünün yıl dönümü nedeniyle söz aldım. Efendim, birtakım olaylar yaşıyoruz değerli Adalet ve Kalkınma Partili saygıdeğer üyelere de seslenmek istiyorum. Gerçekten burada bir parti farkı gözetmeksizin samimi duygularımla hitap ettiğimi kabul etmenizi istirham ediyorum. Pek çok olay yaşıyoruz, örneğin Karaman olayı diye siyasi literatürümüze giren vahim bir olayı yaşadık. Aynı günlerde sadece Karaman’la sınırlı olmayan, işte Rize’den Osmaniye’ye, Elâzığ Harput’tan Balıkesir’e, Aydın Nazilli’den Adana’ya, Kayseri’den Antalya’ya, Ankara’ya, Trabzon’a, Konya Selçuklu’ya, Afyonkarahisar’a, Kars’a, Bartın’a, Tokat’a, Konya Ereğli’ye kadar pek çok il ve ilçemizde ilköğretim okullarında, yurtlarda, vakıf evlerinde ya da yetiştirme yurtlarında kız ya da erkek çocuklarımızın tecavüze, cinsel istismara tabi olduklarını, uğradıklarını gördük.
Değerli arkadaşlar, altmış beş yıldır ülkemizi -1950’den beri- siyasi literatürde sağda tavsif edebileceğimiz partiler yönetiyor, on dört yıldır da Adalet ve Kalkınma Partimiz iktidarda. Tabii ki halkın oylarıyla geliyor, son derece saygıdeğer ama özellikle son dört yıl, beş yıl içinde AKP iktidarlarının laikliği yok sayan, laik eğitimi ortadan kaldıran, yasalarımızın Millî Eğitim Bakanlığına verdiği ilk ve orta dereceli okul çocuklarımız için yurt açma görevini bilerek ortadan kaldırıp bu alanı vakıf ve derneklerin yurt ve evlerine açan, eğitimin laik temelini, bilimsel temelini yok eden ve laik cumhuriyet kurucularına savaş açan, laik cumhuriyeti tahrip eden bir anlayışıyla karşı karşıyayız. Bunun bilinçsiz yapıldığını söylemek mümkün değil. Bakın, asla kişiselleştirmeden şunu görmemiz gerekiyor: Eğer bu coğrafyada, bin yıldır yurt edindiğimiz Anadolu’da laik cumhuriyet olarak devam edemezsek, yurttaşlarımızı öğretim birliği ilkesi içinde laik, özgür yurttaş bilinciyle yetiştiremezsek bu coğrafyada inanın ne ulusal birliğimizi ne millî birliğimizi ne de vatan bütünlüğümüzü tehdit altında kalmaktan kurtarma şansımız yoktur. Ben, bütün iyi niyetimle hepinize istirham ediyorum: Lütfen laik cumhuriyeti koruyalım, kollayalım. Türkiye Cumhuriyeti’nin kilit taşı sevgili AKP’li kardeşlerim, Mustafa Kemal Atatürk’tür, laiklik ilkesidir. Atatürk’ü kötüleyerek…
Bakın, geçen hafta, Eskişehir’de İkinci İnönü Zaferi’nin doksan beşinci yıl kutlamalarına gittik, Twitter’da paylaştım, altına bir kardeşimiz “İnönü’nün neyini kutluyorsunuz?” diyor. Geçen gün bir şehit ailesi, şehit yakını Sayın İçişleri Bakanımıza sitem ediyor. Bir başka arkadaşımız “Bu da paralelci, vikvikleyip duruyor, dışlansın.” diyor. Bu şekilde toplumda kin ve nefret tohumları ekerek ve hele hele dindar ve kindar nesiller yetiştirme amacına yönelerek inanın bana varabileceğiniz hiçbir yer yok. Bu toplum bin yıldır Müslüman, bu toplum bin yıldır dindar, ilk defa AKP’yle dindar olmadı ama kin dinle bir arada telaffuz edilebilecek bir şey değil. O bakımdan, lütfen laik cumhuriyeti, cumhuriyetin kurucu babalarını asla ama asla yok ederek, aşağılayarak, onlara hakaret ederek varabileceğimiz bir nokta olmadığının bilinciyle gelin, gelin…
Gelin, tekrar hepinizden rica ediyorum, şu Mecliste bir araya gelelim dört parti, bakın ülkemiz kan revan içinde, gelin hep beraber bu sorunlara çözüm üretelim kardeşlerim. Bizi buraya gönderen halk iradesi hepimize bu cumhuriyetin Anayasa’sına bağlı olduğumuz için bu kürsülerde hitap edebilme yetkisini verdi. “Bu Anayasa’yı tanımıyoruz.” diyerek, “Bu yasalara uymayın.” diyerek, kurucu babalara hakaret ederek varabileceğimiz hiçbir yer yok.
Türkiye Cumhuriyeti’nin -tekrar altını çizerek söylüyorum- kilit taşı, o kubbeyi bir arada tutan Mustafa Kemal Atatürk ve laikliktir. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu burada çekersek inanın o yıkılacak kubbenin altında hep beraber kalacağız, bu kan deryasının içinde boğulacağız. Gelin hep beraber lütfen bu ülkenin geleceğine sahip çıkalım diyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, aile sağlık elemanlarının sorunlarını Meclis gündemine taşıdı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle önerge veren Bozkurt, 5258 Sayılı Aile Hekimliği Kanunu’na tabi olarak hizmet veren ve sayıları yaklaşık 4 bini bulan, kamuda istihdam edilmelerine rağmen, “Kamu dışı eleman” olarak nitelendirilen aile sağlığı elemanlarının birçok haktan mahrum bırakıldığını söyledi.
Aile sağlığı elemanlarının işe KPSS ile alındıklarını ancak kadro talebinde bulunduklarında veya yer değişikliği talep ettiklerinde kendilerine “Kamu dışı” personel oldukları yanıtı verildiğini ifade eden CHP’li Bozkurt, aynı şekilde iş güvenceleri olmaması nedeniyle birçok konuda mobbinge maruz kaldıklarını, hastalanmaları halinde rapor almalarına rağmen izin dahi kullanamadıklarına dikkat çekti.
Kendilerine nöbet, eğitim gibi durumlarda kamu kuralları uygulanan aile sağlığı elemanlarının kamu kurumlarında çalışan sağlık görevlileri ile eşit iş yapmalarına rağmen “kadro” başta olmak üzere pek çok haktan mahrum olmaları sebebiyle pek çok sorun yaşadığını ifade eden Bozkurt, aile sağlığı elemanlarının, kamu kurumlarında çalıştıkları halde neden “Kamu personeli olmayan aile sağlığı elemanı” olarak nitelendirildiğini sordu.
CHP’li Bozkurt önergesinde ayrıca şu soruları yöneltti:
– Aile sağlığı elemanlarına diğer kurumlardaki memurlarla aynı işi yapıyor olmalarına ve nöbet, eğitim gibi kamu kuralları uygulanmasına rağmen, yer değişikliği hakkı tanınmamasının gerekçesi nedir?
– 4 bin civarındaki aile sağlığı elemanın sıkıntılarının çözümü ve özlük haklarının iyileştirilmesi hususunda çalışmanız var mıdır?
– Aile sağlığı elemanlarının kadroya alınmasına yönelik bir çalışma planlanmakta mıdır?
CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt TBMM Başkanı Sayın İsmail Kahraman tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na AKP Milletvekili Galip Ensarioğlu’nun YASAMA bizde, YARGI bizde, YÜRÜTME bizde sözlerini ile ilgili Soru Önergesi verdi.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Aşağıdaki sorularımın TBMM Başkanı Sayın İsmail Kahraman tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Mustafa Hüsnü BOZKURT
Konya Milletvekili
AKP Diyarbakır Milletvekili Sayın Galip Ensarioğlu, 4 Nisan 2016 akşamı A Haber’de katıldığı ve Başkanlık sisteminin tartışıldığı “Arka Plan”programında “Bugün parlamenter sistem en fazla bizim işimize gelir. Mevcut parlamenter sistem en fazla bizim işimize gelir. Ak Parti’nin işine gelir. Çünkü YASAMA bizde, YARGI bizde, YÜRÜTME bizde. Her şey bizde…” sözlerini sarf etmiştir.
Sayın Ensarioğlu’nun bu sözleri, Anayasal güvence altında olan “Kuvvetler Ayrılığı” ilkesinin ihlal edildiğinin itirafı ve Anayasa suçudur. Sayın Ensarioğlu bir AKP milletvekilidir. İfadelerinden anlaşıldığı üzere, yasama, yürütme ve yargı ilkelerinin AKP iktidarınca kullanılmakta olduğunu itiraf etmektedir. Bunun anlamı, Sayın Ensarioğlu’nun Anayasa’yı ve yasaları, parlamentoda temsil edilen diğer siyasi partiler ile vekillerini ve TBMM’yi tanımadığıdır.
Bu bağlamda;
TBMM Başkanı olarak, Meclis çatısı altında milletvekili sıfatıyla görev yapan Sayın Galip Ensarioğlu’nun bu açıklamalarını kabul edilebilir buluyor musunuz?
Sayın Ensarioğlu hakkında ne gibi bir işlem yapmayı düşünüyorsunuz?
CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından aylık çıkarılan çocuk dergisinin Nisan sayısında anlatılan ’Şehitlik’ konulu çizgi hikayeyi Meclis gündemine taşıdı.
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle önerge veren Bozkurt, ebeveynlerle çocukları arasında geçen “Şehit olan cennette o kadar mutlu olur ki on defa şehit olmak ister”, “Keşke ben de şehit olabilsem” gibi ifadeler içeren hikayenin kamuoyunda da tepkiye neden olduğunu ifade etti.
Özellikle çocuk yaştaki bireylerin zihinlerini yıkayarak örgüt üyesi yapan ve canlı bomba olarak kullanan, bu şekilde Türkiye’de ve Avrupa’da yüzlerce insanın ölmesine ve yaralanmasına sebep olan IŞİD terör örgütünün de, Diyanet’in dergisinde bahse konu olan “İslam uğruna ve Allah için şehit olma ve cennete gitme” söylemlerini kullandığına dikkat çeken Bozkurt, çocuk dergisinde şehitliğin çekici hale getirilerek işlenmesinin tepkilerin büyümesine neden olduğunu ifade etti.
’Babanın öz kızı’ ile ilgili verdiği fetva nedeniyle tepki toplayan Diyanet İşleri Başkanlığının çocuk dergisinin Ocak sayısında da, ’Görünmeyen Elbise’ adlı hikayesinde anne kaplumbağayı türbanlı olarak göstermesinin de kamuoyu gündemine geldiğini hatırlatan CHP’li Bozkurt, konunun uzmanlarının derginin hitap ettiği çocukların yaş aralığı da göz önünde bulundurulduğunda bahsi geçen türden yayınların çocukların algı ve ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceği uyarılarında bulunduğunu belirtti.
Diyanet’in aylık çıkarılan çocuk dergisinin Nisan sayısında ele alınan ’Şehitlik’ konusunun bu şekilde işlenmesinin Başbakanlıkça uygun bulunup bulunmadığını soran Bozkurt, dergideki aylık konuların neye göre belirlendiğini ve konular belirlenirken pedagogların ve çocuk eğitimcilerinin görüşünün alınıp alınmadığını sordu.
CHP Konya Milletvekili Bozkurt önergesinde ayrıca şu soruları yöneltti; “IŞİD’in de aynı argümanları kullandığı göz önüne alınarak, Allah yolunda şehit olmanın çocuklara çekici hale getirilerek işlenmesinden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ne gibi bir fayda elde edeceği düşünülmektedir? Diyanet İşleri Başkanlığının laik Cumhuriyetin bir kurumu olduğu ve sorumlu davranması gerektiği konusunda Başbakanlıkça uyarılması düşünülmekte midir?”
Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Mustafa Hüsnü BOZKURT
Konya Milletvekili
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından aylık çıkarılan çocuk dergisinin Nisan sayısında “Şehitlik” konusu işlenmiş, ne var ki ebeveynlerle çocukları arasında geçen diyalogların “Şehit olan cennette o kadar mutlu olur ki on defa şehit olmak ister”, “Keşke ben de şehit olabilsem” gibi ifadeler içermesi nedeniyle kamuoyunda tepkilere neden olmuştur.
Özellikle çocuk yaştaki bireylerin zihinlerini yıkayarak örgüt üyesi yapan ve canlı bomba olarak kullanan, bu şekilde Türkiye’de ve Avrupa’da yüzlerce insanın ölmesine ve yaralanmasına sebep olan IŞİD terör örgütünün de, Diyanet’in dergisinde bahse konu olan “İslam uğruna ve Allah için şehit olma ve cennete gitme” söylemlerini kullandığı bilinmekteyken, çocuk dergisinde şehitliğin çekici hale getirilerek işlenmesi tepkilerin büyümesine neden olmuştur.
Diğer yandan, yakın zaman içinde “Babanın öz kızı” ile ilgili verdiği fetva nedeniyle tepki toplayan Diyanet İşleri Başkanlığının çocuk dergisinin Ocak sayısında da, “Görünmeyen Elbise” adlı hikayesinde anne kaplumbağayı türbanlı olarak göstermesi kamuoyu gündemine gelmiş, konunun uzmanları, derginin hitap ettiği çocukların yaş aralığı da göz önünde bulundurulduğunda bahsi geçen türden yayınların çocukların algı ve ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceği uyarılarında bulunmuştur.
Bu bağlamda;
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın aylık çıkarılan çocuk dergisinin Nisan sayısında ele alınan “Şehitlik” konusunun bu şekilde işlenmesi Başbakanlıkça uygun bulunmakta mıdır?
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bahse konu dergisindeki aylık konular neye göre belirlenmektedir? Bu konular belirlenirken pedagogların ve çocuk eğitimcilerinin görüşü alınmakta mıdır?
IŞİD’in de aynı argümanları kullandığı göz önüne alınarak, Allah yolunda şehit olmanın çocuklara çekici hale getirilerek işlenmesinden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ne gibi bir fayda elde edeceği düşünülmektedir?
Diyanet İşleri Başkanlığının laik Cumhuriyetin bir kurumu olduğu ve sorumlu davranması gerektiği konusunda Başbakanlıkça uyarılması düşünülmekte midir?
CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, her geçen gün artan şehit sayısı ile ilgili önemli bir iddia ortaya attı.
Son 8 ayda 300’ün üzerinde, 10 günde de 30’a yakın şehit vermemizin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan şehit sayısındaki artışın sebebini paralel yapıya yakın polis ve askerlere bağlayıp, istihbarat paylaşımında sorun olduğunu dile getirse de, Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan basın açıklamaları, Temmuz 2015’te başlatılan terör operasyonlarına yaklaşık 6 ay boyunca TSK’nın katılmadığı yönünde çok ciddi başka bir iddiaya işaret ediyor.
CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle önerge vererek, Sur’da ve İdil’de yürütülen terör operasyonlarının yetersiz güvenlik gücüyle yapıldığı iddialarını sordu.
TERÖR OPERASYONLARINA 6 AY BOYUNCA TSK NEDEN YER ALMADI?
Başbakanlık Koordinasyon Merkezi’nden Temmuz 2015’de yapılan açıklamada, ülkemizin ve milletimizin güvenliği ve huzuru için başlatılan operasyonların devam ettiği belirtilerek, terörle mücadelede alınacak ilave tedbirlerin kararlaştırıldığı, ilgili kurumlara gerekli talimatların verildiği, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğini, güvenlik güçleri ile sivil vatandaşlarının huzur ve emniyetini tehdit eden terör örgütlerine yönelik operasyonların yurtiçi ve sınır ötesi olarak sürdürüldüğünün ifade edildiğini hatırlatan CHP’li Bozkurt, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 9 Mart 2016 tarihinde yapılan basın açıklamasına dikkat çekti.
Söz konusu açıklamada İdil operasyonu ile ilgili bilgilerin kamuoyu ile paylaşıldığını, buna göre, “Başbakanlığın 13 Aralık 2015 tarihli direktifi ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/D maddesine istinaden, Şırnak Valiliğinin kuvvet talebi ile 16 Şubat 2016 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü unsurlarıyla birlikte müşterek operasyon başlatılmıştır” dendiğini belirten Bozkurt, aynı şekilde Genelkurmay’ın Sur İlçesi’nde yürütülen operasyonlarla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/D maddesine istinaden, Diyarbakır Valiliğinin 17 Aralık 2015 tarihli kuvvet talebi ile 18 Aralık 2015 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü unsurlarıyla birlikte başlatılan müşterek operasyon 09 Mart 2016’da tamamlanmıştır.” açıklamasında bulunduğuna dikkat çekti.
Her iki açıklamaya göre, Başbakanlığın İdil’deki operasyonlar için 13 Aralık 2015’te, Diyarbakır Valiliği’nin de Sur’daki operasyonlar için 17 Aralık 2015’te Genelkurmay Başkanlığı’ndan askeri kuvvet talep ettiğine dikkat çeken Bozkurt, Temmuz-Aralık 2015 tarihleri arasında bölgedeki terörle mücadele kapsamındaki operasyonların yetersiz güç ile yapıldığı iddialarının doğru olup olmadığını sordu.
Önergesinde, Başbakanlığın terörle mücadele konusunda yaptığı açıklama ile Genelkurmay’ın Başbakanlığın İdil Operasyonu için Genelkurmay’dan asker istediğine yönelik direktifini içeren açıklaması arasında 6 ay zaman bulunduğunu ifade eden Bozkurt, “Son 8 ayda 300’ün üzerinde güvenlik gücümüzün terörle mücadele esnasında şehit olduğu göz önüne alındığında, Temmuz-Aralık arasındaki 6 aylık sürede içinde TSK’dan askeri kuvvet talebi yapılmamış olmasının gerekçesi nedir? Şehit sayısının yüksek olmasının operasyonlarda askerin görev almamasından kaynaklandığı iddiaları doğru mudur?” diye sordu.
Bozkurt önergesinde ayrıca, “Temmuz 2015 tarihinden itibaren terör saldırılarının başladığı ve 300’ün üzerinde şehit verdiğimiz göz önünde bulundurulduğunda askere operasyon talimatı verilmesi için neden 6 beklenmiştir? Kamuoyuna bununla ilgili açıklama yapılması düşünülmekte midir?” sorusunu yöneltti.