Konya çiftçisi kaderine terk edilmiş durumda

Konya Ovası’nda yaşanan kuraklık herkesin bildiği bir konu. Başta Ereğli, Karapınar, Bozkır, Güneysınır ilçelerimiz olmak üzere havzadaki pek çok ekili arazi önce kuraklıktan, sonra da dolu felaketinden büyük zarar gördü. Bu zararlar yetkili kurumların raporlarıyla da tespit edilmiş olmasına, tarafımdan da defaatle dile getirilmesine rağmen hâlen çiftçimiz kaderine terk edilmiş durumda. Ürünleri zarar gören çiftçilerin maddi kayıplarının ne zaman tazmin edilmesi düşünülmektedir, ne beklenmektedir?
Öte yandan, Toprak Mahsulleri alım ofisleriyle ilgili de ciddi sorunlar var. Daha önce, konuyla ilgili, Tarım Bakanımıza bir önerge vermiş ve Genel Müdürle de konuyu görüşmüş olmamıza rağmen üretici ciddi sorun yaşıyor. Şu anda mısır alımı yapılmakta olan bu ofislerde ancak günlük bin ton kota var ama randevular kasım sonuna kadar dolu. Çiftçinin ürünü ya elinde kalacak ya tüccarın insafına terk edilecek. Yetkilileri çözüm bulmaya davet ediyorum.

Darbe fırsatçılığı LAİK CUMHURİYETİ yıkmak isteyen bir karşı devrime dönüşüyor

Gemi azıya almak” diye güzel bir özdeyişimiz var. Millî Eğitim Bakanlığınca proje okullar kapsamında katledilmek istenen Kabataş Erkek Lisesine müdür yardımcısı yapılmış biri “Artık bütün okulların imam hatip olmasının vakti gelmiştir.” diyor. Bir başkası, gazeteci kılıklı biri de “Müslüman şeriatçı olmak zorundadır, Diyanetin görevi şeriatı öğretmektir.” buyuruyor. Bu tiplerin yalnız olmadıkları da ortada. Malum, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı “Yeni anayasada laiklik olmamalı.” derken Recep Tayyip Erdoğan Bey de öteden beri bilinen “Ben İstanbul imamıyım, ben şeriatçıyım. Demokrasi travmadır. Dindar ve kindar nesiller yetiştireceğiz.” benzeri söylemlerinden vazgeçmiş değil.
Anıtkabir’de yapılmaya çalışılanlar da ortada. Görünen, darbeyi fırsata çevirerek menzile ulaştıklarını düşünüp tramvaydan inmeye hazırlanan bu zevatın “Yenikapı ruhu” derken laik cumhuriyeti ve çağdaş bilimsel eğitimi yok etme amaçlı karşı devrim çabalarına payanda bulmak olduğudur.

 

CHP KONYA MİLLETVEKİLİ MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT: -İSTANBUL’UN KURTULUŞU’NA NEDEN GEREKEN ÖNEM VERİLMEDİ?

husnu-bozkurtCHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Başbakan’ın yanıtlaması istemiyle önerge verdi; İstanbul’un fethini görkemli törenlerle kutlayan Devlet yetkililerinin, kurtuluşunu neden es geçtiğini sordu.

İstanbul’un yerleşim tarihi 300 bin, kentsel tarihi yaklaşık 3 bin, başkentlik tarihi de 1600 yıla kadar uzanan, kıtaları birleştiren, yüzyıllar boyunca farklı uygarlık ve kültürlere ev sahipliği yaparak medeniyetleri buluşturan, geçmişten günümüze dünyanın en önemli kentlerinden biri olduğunu belirten Bozkurt, 29 Mayıs 1453’te 2. Mehmed (Fatif Sultan Mehmet) önderliğindeki Osmanlı ordusu tarafından fethedilmesinden sonra da400 yıldan uzun bir süre Osmanlı hakimiyetinde kaldığını ifade etti.

6. Mehmed’in (Sultan Vahideddin) padişahlığında Mondros Mütarekesi’ni takiben 13 Kasım 1918’de İtilaf donanmasınca işgal edilen İstanbul’un yaklaşık 5 yıl süren işgalin ardından, 6 Ekim 1923 tarihinde Milli Mücadele’yi yöneten Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki TBMM ordularının Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordusunun şehre girmesiyle işgalden kurtulduğuna dikkat çeken Bozkurt, böylelikle kentin, 29 Mayıs 1453’te Osmanlı himayesine alınmasının ardından 2. kez emperyalist güçlerden kurtarıldığını ve Türkiye Cumhuriyeti topraklarında kaldığını belirtti.

İSTANBUL’UN GERÇEK VE TEK KURTULUŞU 6 EKİM 1923 TARİHİDİR

İstanbul’un Fethi’nin tarih sayfamızın altın yapraklarından biri olduğunu, bunun için de geçtiğimiz Mayıs ayında fetihin 563. yılında Yenikapı’da görkemli bir tören düzenlendiğini dile getiren CHP’li Bozkurt, buna karşın, İstanbul’un gerçek ve tek kurtuluşu olan 6 Ekim 1923 tarihinin 93. yıl dönümüne hak ettiği ve beklenen önemin verilmemesinin tepkilere neden olduğunu belirtti.

Önergesinde, özel bir kutlama organizasyonunun yapılmaması bir yana, Devlet yetkililerinin en azından tören, sempozyum vb. bir etkinlik düzenlemek yerine, bu önemli günü sade mesajlarla geçiştirmelerinin kamuoyunda eleştirileri de beraberinde getirdiğine dikkat çeken Bozkurt, “ Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda düşman işgalinden kurtulan illerimizin ve ilçelerimizin kurtuluş yıl dönümleri her yıl çeşitli etkinlik ve törenlerle kutlanmaktayken, İstanbul’un Türk ordusunca emperyalist işgalden kurtarılmasının 93. yıl dönümünde Meclis Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık tarafından herhangi bir kutlama, etkinlik, anma gibi program düzenlenmemesinin, böylesi önemli bir günün tarafınızca yalnızca birkaç cümlelik mesaj, Cumhurbaşkanı’nca da Vali Vasip Şahin ile Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a gönderilen tebrik telgrafı ile geçiştirilmesinin gerekçesi nedir?” sorusunu yöneltti.

CHP’li Bozkurt ayrıca, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın laik, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu sağlayan ve milletçe verilen çok önemli bir mücadele olduğunu, bu mücadelenin en önemli sonuçlarından birinin de, 6 Ekim 1923’te İstanbul gibi bir dünya kentinin Türkiye Cumhuriyeti topraklarında kalmasını temin ettiğini hatırlatarak, “Bu bilinç ile milli birlik ve beraberliğimize de hizmet edeceği düşünülerek, önümüzdeki yıldan itibaren İstanbul’un Kurtuluşu’nu görkemli törenlerle kutlamayı düşünüyor musunuz?” sorusunu yöneltti.

CHP’li Bozkurt’tan Öğrenci Andı Önerisi

husnu-bozkurt

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, İzmir Karşıyaka’daki bir ortaokulda öğrencilerin andımızı okumalarına karşı çıkan okul müdürünün “Kendinize gelin. Dingo’nun ahırı mı burası?” diye tepki göstermesiyle yeniden alevlenen Öğrenci Andı ile ilgili tartışmaları Meclis gündemine taşıdı.

 

Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlanması için önerge veren Bozkurt, ülkemizin uzunca bir süredir, yükselen terör olayları ile mücadele ettiğini, özellikle son 1 yılda artan saldırılar neticesinde yüzlerce sivil yurttaşımızın ve vatan topraklarını koruyan güvenlik güçlerimizin şehit edildiğini hatırlatarak, terörle mücadele verdiğimiz bu süreçte, ordumuz ve milletimizin iradesiyle bertaraf edilen 15 Temmuz  hain darbe girişiminin de, tarihimizin en kirli kumpaslarından biri olarak ulusal hafızamıza kazındığını ifade etti.

CHP’li Bozkurt, yaşadığımız bu kritik süreçte milli birlik ve beraberlik çağrılarının sözde kalmaması ve darbe ihanetinden gereken dersin alındığının milletimize gösterilmesi adına, 8 Ekim 2013 tarihinde kaldırılan “Öğrenci Andı” nın okullarda yeniden okutulmasının ve kamu kurum ve kuruluşlarından kaldırılan “TC” ibaresinin yeniden konulmasının düşünülüp düşünülmediğini sordu.

ANITKABİR’DE YAPILAN ÇOCUK PARKINI MECLİS GÜNDEMİNE TAŞIDI

park-1Anıtkabir’deki tepki toplayan çocuk parkı ile ilgili CHP de harekete geçti. CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde şu soruların yanıtını istedi:
1) Anıtkabir’in her yıl milyonlarca yurttaş tarafından ziyaret edildiği bir saygı mekanı olduğu göz önüne alındığında, çocuk oyun parkı yapmanın anlamı ve gerekçesi nedir?
2) Çocuk parkı yapımı fikri kime aittir; kimlerden onay alınmıştır?
3) Anıtkabir’in bir eğlence mekanı olmadığı, ailelerin çocuklarını oraya Atatürk’ü tanımaları ve anmaları amacıyla götürdükleri göz önüne alındığında, kamuoyunda da büyük tepkilere yol açan çocuk parkının ivedilikle kaldırılması düşünülmekte midir?
4) Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı olarak, Anıtkabir’e kurulan çocuk parkını, Atatürk’ün manevi hatırasına bir saygısızlık olarak görüyor musunuz?

 

14449026_10154688630287089_8854225614048783627_n

GATA VE ASKERİ LİSELERİN SAĞLIK BAKANLIĞI’NA DEVRİ SONRASI HİZMET VE GÜVENLİK ZAAFİYETİNİ MECLİS GÜNDEMİNE TAŞIDI

27304CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, GATA VE askeri hastanelerin Sağlık Bakanlığı’na devri sonrası baş gösteren hizmet ve güvenlik zafiyetini Meclis gündemine taşıdı.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Binali Yıldırım tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

Mustafa Hüsnü BOZKURT
Konya Milletvekili

17 Ağustos 2016 Tarihli ve 29804 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu’nun 2016/9109 sayılı Kararı ile Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) ve askeri hastaneler Sağlık Bakanlığı’na devredilmiştir. Ne var ki bu devir sonrası, gerek GATA’da gerekse askeri hastanelerde askeri hekimlik hizmetlerinin ortadan kaldırılmasından doğan sağlık zafiyeti ve ayrıca ciddi güvenlik sorunları yaşandığına dair şikayetler tarafıma iletilmiş, basın yayın organları aracılığı ile de kamuoyuna yansımıştır.

Bilindiği üzere, dünyanın bütün çağdaş ordularında silahlı kuvvetlerinin kendi sağlık hizmetleri ve buna bağlı uzmanlık alanları mevcuttur. Kimyasal, biyolojik, radyolojik, nükleer tehditlere karşı savunma, hava, uzay, su altı hekimliği, harp cerrahisi gibi çok özel uzmanlık gerektiren alanlar, sivil tıp fakültelerinde eğitime tabi değildir. Ülkemizde de bahsi geçen faaliyetleri yürütmekle sadece GATA ve askeri hastanelerin yetkili kılındığı gibi rehabilitasyon merkezi ve gazi uyum evlerinde sunulan hizmet askeri uzmanlık gerektirmektedir. GATA ve askeri hastanelerin devri ile özellik gerektiren söz konusu sağlık alanlarında Sağlık Bakanlığı’nın yetişmiş hekimi olmadığı gerçeği ışığında Türk ordusu bu hizmetlerden mahrum bırakılmıştır.

Diğer yandan GATA’da tedavi gören yakınlarını ziyaret edenler, devir öncesi ziyaretlerinde hastane girişinde güvenlik kontrolünden geçtiklerini ancak mevcut durumda hiçbir kontrole tabi tutulmadıklarını dile getirmektedir. Hastane bahçesini Suriyeli’lerin mesken tuttuğu, burada kendi aralarında eğlence düzenledikleri tarafıma iletilen şikayetler arasındadır. Nitekim Van Asker Hastanesi’nin Sağlık Bakanlığı’na devri sonrasında, PKK’lı olduğu iddia edilen bir hemşirenin hastanede tedavi gören askerlerimizi zehirlemek isterken yakalandığı bilgisi de kamuoyuna yansımıştır.

Bu bağlamda;

1) Vatandaşlarımızı kimyasal, biyolojik, radyolojik, nükleer tehditlere karşı savunmak, hava, uzay, su altı hekimliği, harp cerrahisi faaliyetlerini yürütmekle ülkemizde sadece GATA ve askeri hastaneler yetkili kılınmıştı. Bu hastanelerin Sağlık Bakanlığı’na devri sonrası, yukarıda bahsi geçen hizmet açıklarının ne şekilde kapatılması düşünülmektedir?
2) GATA ve askeri hastanelerin Sağlık Bakanlığı’na devri sonrası, hastanelerdeki güvenlik zafiyetine ilişkin Başbakanlığa ya da Sağlık Bakanlığı’na ulaşmış kaç şikayet bulunmaktadır?
3) Hastane girişlerinde güvenlik kontrolünün yapılmamasının gerekçesi nedir? Çoğu terörle mücadele ederken yaralandıkları için tedavi gören askerlerimizin, terör örgütüne mensup kişi ya da kişilerce hastanede şehit edilmesi halinde bunun sorumluluğunu kim üstelenecektir?
4) Gazilerimizin ve askeri hastanelerde tedavi gören askerlerimizin güvenliğini yeniden tesisi etmek için GATA ve askeri hastanelerin Sağlık Bakanlığı’na devrini öngören KHK’nın gözden geçirilerek, GATA’nın yeniden Genelkurmay’a, askeri hastanelerin de TSK bünyesindeki kendi kuvvet komutanlıklarına devri düşünülmekte midir?
5) Olası darbe girişimlerinin önlenmesi adına GATA ve askeri hastaneler Sağlık Bakanlığı’na bağlanırken nasıl bir fayda sağlaması amaçlanmıştır?

BOZKURT, CEMAAT MAĞDURU ASTSUBAYLARI MECLİS GÜNDEMİNE TAŞIDI

14192672_1047142212020912_6723223906770897835_n

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, astsubaylıktan subaylığa geçmek için yazılı sınavda başarılı olan ancak cemaate yakın askerler tarafından mülakatta elendiklerini söyleyen astsubayların durumunu Meclis gündemine taşıdı.

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’ın yanıtlaması istemiyle önerge veren Bozkurt, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası pek çok astsubayın, subaylığa terfi etmek için girdikleri mülakatlarda başarısız oldukları gerekçesiyle yaşadıkları mağduriyet?leri tarafına ilettiğini ifade etti.

Türkiye’nin farklı kentlerinde görev yapan astsubayların, subay olmak için yıllarca sınavlara girdiklerini, yazılı sınavdan başarılı oldukları halde, sözlü sınav olarak tabir edilen mülakatlarda elendiklerini, karanet kişisel sayfalarında yazılı sınavdan aldıkları puan bilgisi mevcut iken, sözlü sınav puan bölümünün boş bırakıldığını, sadece “Sonuç Başarısız” şeklinde ifade yer aldığının dile getirildiğini belirten Bozkurt, önergesinde “Yaklaşık 200 astsubay benzer sorunları yaşadığını, darbe girişimi sonrası TSK’dan ilişiği kesilen kişilerin söz konusu mülakat heyetlerinde görev alan isimler olduğunu, dolayısıyla yapılan mülakatların kati surette adil olmadığını ifade etmektedir. Üstelik bu mağduriyeti yaşayan astsubaylar arasında, Türkiye genelinde yazılı sınavda dereceye girmiş olanlar da bulunmaktadır.” ifadelerine yer verdi.

Milli Savunma Bakanlığı’nın ilgili birimlerine bahsi geçen konu ile ilgili kaç şikayet ulaştığını, subaylığa geçiş mülakatlarında yaşanan hak gasplarının tespiti için bakanlık bünyesinde bir komisyon kurulup kurulmadığını soran Bozkurt ayrıca, “Birçoğu takdir, üstün hizmet belgeleriyle ödüllendirilmiş, Türkiye’nin dört bir yanında görevlerini başarı ile yerine getirmiş, subaylık sınavına girmeye hak kazandıkları gibi, yüksek puanlarla da yazılı sınavdan geçmiş astsubayların, TSK’daki ihtiyaç da göz önüne alınarak, mağduriyetlerinin giderilmesi için ne yapılması düşünülmektedir?” sorusunu yöneltti.

SİVAS KONGRESİNİN 97. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN !

sivas-kongresi

4 Eylül 1919;
Anadolu’ nun esaret ve zillet zincirlerini kırma, Sevr’ i tarihin çöp sepetine atma azim ve kararının kayıt altına alındığı, emperyalist suratlara haykırıldığı gün…
4 Eylül 1919;
Anadolu’ nun bağrında Sivas Kongresi’ nin toplandığı, milletin kaderine yine milletin el koyduğu, Kuvva-yı Milliye’ nin hayat bulduğu gün…
4 Eylül 1919;
” Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini ” feryadına
” Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini ” namus yanıtının Sivas’ tan dalga dalga namuslu yüreklere aktarıldığı, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi’ nin Mustafa Kemal Paşa başkanlığında Türk’ ün kurtuluş ateşini yaktığı gün…
4 Eylül 1919;
Kurtuluştan 1 yıl sonra kurulan ve kurulduktan 50 gün sonra devlet kuran dünyanın ilk ve tek siyasi partisinin, CUMHURİYET HALK PARTİSİ’ nin 1. Büyük Kurultayının toplandığı gün…
4 EYLÜL 1919 – 4 EYLÜL 2016
SİVAS KONGRESİNİN 97. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN !
Bu toprak kolay vatan olmadı…
Bu cumhuriyet kolay kurulmadı…
Kıymetini bilelim, bileceğiz…

Dr.Mustafa Hüsnü Bozkurt

CHP Konya Milletvekili

KORKMAYACAĞIZ, YILMAYACAĞIZ, SİNMEYECEĞİZ !

Başlıksız-1

Bu ülkede onyıllardır CHP liderleri, il, ilçe Başkan’ları hep suikastlere, saldırılara uğradılar…
Ama bütün CHP Genel Başkan’ları, örgütleri demokrasiye bağlılıklarından asla taviz vermediler, yılmadılar, sinmediler, korkmadılar…
İlk Genel Başkan’ımız, Cumhuriyetimiz’ in kurucusu ATATÜRK’ ümüze, daha kurtuluş savaşı günlerinden başlayarak, çoğu kamuoyuna yansımamış, en bilineni İzmir Suikastı olan, çok sayıda suikast düzenlendi…
1960 öncesi 2. Genel Başkan’ımız İSMET İNÖNÜ Uşak’ ta, Topkapı’ da, Yargıtay Başkan’ı İmran Öktem’ in cenazesinde Ankara’ da saldırılara uğradı, linçten kurtuldu…
12 Eylül öncesi 3. Genel Başkan’ımız BÜLENT ECEVİT’ e İzmir Çiğli’ de suikast düzenlendi, Kayseri’ de, Nevşehir’ de taşlandı, İl, İlçe Başkan’larımız katledildi…
2010 da 4. Genel Başkan’ımız DENİZ BAYKAL’ a ahlaksız bir kumpasla itibar suikastı düzenlendi, siyasi hayatı bitirilmek istendi…
Ve nihayet bugün de Genel Başkan’ımız KEMAL KILIÇDAROĞLU hain bir suikast girişiminden kıl payı kurtuldu.
Ne garip kaderdir ( ya da ne acı kıymet bilmezliktir ), 7 düvelle savaşmış, vatan kurtarmış, Cumhuriyeti kurmuş, ülkeye demokrasiyi getirmiş, darbelere, dikta arayışlarına karşı daima demokrasiyi savunmuş, her darbede, her demokrasi dışı iktidar zorbalığında bedel ödemiş CHP; hep DARBECİ’ likle suçlandı…
Tıpkı, yıllardır dinimizi istismar ederek siyasi rant aracı olarak kullananlarca DİNSİZ’ likle itham edildiği gibi…
Tıpkı; kimden gelirse gelsin her tür teröre ve bütün terör örgütlerine ” ama ” sız, ” fakat ” sız karşı olduğu pekala bilindiği halde, hem de terör örgütlerine yardım ve yataklık ettikleri tescilli ve kendi itirafları ile ispatlı siyasilerce TERÖR YANDAŞLIĞI ile itham edildiği gibi…
Kim ne derse desin; tarih baba yazıyor kimin ne olduğunu…
İşte CHP; bu tarihe, bu birikime, bu bilince, böyle Genel Başkan’lara sahip olduğu için BÜYÜKTÜR.
İşte CHP; kendinden sonra iktidar olmuş tüm partiler, iktidarı kaybettiklerinde yok olup gitmişken, bu nedenle 93 yıldır dimdik ayaktadır…
CHP; bu ülkenin temel direği, milli birliğimizin çimentosudur.
Ve bu topraklarda CHP var oldukça; LAİK CUMHURİYETİMİZ de, DEMOKRASİMİZ de
sonsuza dek yaşayacaktır.
CHP var oldukça; darbeci çakallar da, terörist hainler de; dikta heveslisi aymazlar da, emperyalist efendileri de amaçlarına asla ulaşamayacaktır.
KORKMAYACAĞIZ, YILMAYACAĞIZ, SİNMEYECEĞİZ !

Laik Eğitime ve Cumhuriyetin Kuruluş Ayarlarına Dönülmelidir.

detayf4db94f2fde3818323316f5698661c71

2016 yılında darbe yapılabilir ülke olma ayıbını kapkara bir damga gibi alnımızın ortasına vuran bir ihanetle karşılaştık milletçe…
Sormayacak mıyız, bu şerefsizlerin bu ihanete kalkışacak gücü, cesareti nereden bulduklarını ?
Elbette bir ÜST AKIL var, adı da BATI ( AB-D ) EMPERYALİZMİ, dilimizde tüy bitti onyıllardır, siz BOP eşbaşkanlığı ile övünürken….
Gerçekleri görmez, dürüstçe konuşmaz, gereğini yapmazsak, ÜST AKIL üst akıllığına devam eder…
” Allah da milletimiz de affetsin bizi ” demek, iyidir, doğrudur, ama yetmez. Yapılan hataları belirtip özeleştiri yapma samimiyetini de göstermek gerekir…
Bakalım şimdi şu FETÖ, neymiş ?
Her dönemde, her kritik kavşakta HİZMET’ e amade, DİNCİ – ŞERİATÇI bir CEMAAT örgütlenmesi, tereddüt yok…
40 yıldır devlete sızmaya (!) çalıştığı, iktidarlarca korunup kollandığı, desteklendiği malum…
Ancak; yıllarca sürdürdüğümüz uyarılarımız dikkate alınmaksızın, 2002 AKP iktidarıyla birlikte ” Asgari müştereklerde anlaşıldığı, Allah dedikleri ” gerekçesiyle iktidara ortak edildikleri, ” ne istedilerse verildiği ” bizzat Sn. Cumhurbaşkanı’ nın sözleri ile ispatlanmış durumda…
Laik Cumhuriyeti din devletine dönüştürmek ( asgari müşterek ) amaçlı bir İŞ BİRLİĞİ hatta SUÇ ORTAKLIĞI söz konusu yani…
14 yıllık AKP iktidarı süresince, bu hain terör örgütünün devlete, özellikle de orduya alabildiğine yerleştirildikleri ( sızmadıkları ), 2012-13-14 ve 2015 YAŞ kararları ile bugün apaçık ortada…
Bu kullanışlı HİZMET örgütünün 2002 den itibaren, eğitim alanını, yargıyı, emniyeti ve devlet ihalelerini nasıl tekeline aldığı da ortada…
2007 Ergenekon, 2010 Balyoz ve diğer kumpas davalarında AKP için nasıl mıntıka temizliği yaptığı, 2011 referandumu ve genel seçimlerinde nasıl ” mezardaki ölülere bile ” oy kullandırdığı da malum…
O halde sorulmalıdır :
Yarattığı bu FRANKEŞTAYN; 17 – 25 Aralık 2013 de tapeler ve tutuklamalarla AKP’ nin kirli çamaşırlarını ortaya döküp, iktidarı tek başına ele geçirmeye kalkışmasaydı, bu ortaklık bozulacak mıydı ?
Bu sorunun yanıtı, Sayın Erdoğan ve AKP tarafından dürüstçe verilmelidir.
” Diğer cemaatler müsterih olsun ” gibi, aynı ortaklığın diğer dincilerle yürütüleceği izlenimi veren açıklamalar bu yola ümit vermiyor, maalesef…
Son OHAL kararnamesi ile TSK emir komuta zincirinin dağıtılması, ordunun 7 ayrı makama bağlanması ve benzeri yanlış kararlar da öyle…
Keza FETÖ temizliğinin bir cadı avına dönüşmekte olduğu görünümü de…
Bu hain darbe girişiminden herkes, ama önce yönetim sorumluluğu taşıyanlar başta olmak üzere siyasetçiler ders almalıdır.
Yaşadığımız felaketin, Laik Cumhuriyetle kavga etmenin ve Cumhuriyetin kurucu babalarına hakaret edip, kuruluş felsefesine savaş açmanın sonucu olduğu anlaşılmalıdır.
Bu hain çete devletten temizlenmelidir.
Laik eğitime ve cumhuriyetin kuruluş ayarlarına dönülmelidir.
Türkiye Cumhuriyetinin kilit taşı ile oynamaktan vazgeç geçilmelidir.