CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt’un katıldığı Ulusal Kanal “Başkent Kulisi” programı-12.07.2016
Kategori arşivi: Video Galerisi
Dolu afetinden zarar gören Konya ve Karaman çiftçisi Bakan Çelik’ten müjde bekliyor
CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt TBMM’de yaptığı konuşmada “Dolu afetinden zarar gören Konya ve Karaman çiftçisi Bakan Çelik’ten müjde bekliyor” dedi.
Başbakan “Vatandaş acil servise kız bakmaya gidiyor” sözleri dolayısıyla özür dilemeli
CHP Konya Milletvekili Dr.Hüsnü Bozkurt TBMM’de söz alarak “Başbakan “Vatandaş acil servise kız bakmaya gidiyor” sözleri dolayısıyla özür dilemeli” dedi.
TBMM GENEL KURULU’NDA YAPTIĞIM KONUŞMA VE VİDEOSU-29.06.2016
TBMM GENEL KURULU’NDA YAPTIĞIM KONUŞMA VE VİDEOSU-29.06.2016
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
400 sıra sayılı Kanun’un 18’inci maddesi üzerinde söz aldım. Tabii, böyle bir kanun üzerinde, günlerdir, bir gece önce saat 02.00’ye kadar, dün gece sabah saat altı buçuğa kadar çalışıyoruz. Güya çalışıyoruz, aslında itiraf ederim ki yaptığımız bir şey yok. Biz burada konuşuyoruz, sayın iktidar grubu ne söylersek söyleyelim çok da fazla kale almıyor, Sayın Bakan dinliyor ve sonra “Kabul edenler… Etmeyenler…” gidiyor. Dolayısıyla, ben hukukçu da değilim, bir doktor gözüyle baktığım zaman hakikaten ne yerseniz yiyin dediğimiz bir durumdasınız arkadaşlar, gerçekten söylüyorum.
Yani dün akşam Ilgınlı Ayhan Kaya diye bir çocuğumuz Diyarbakır Lice’de şehit düştü. Aynı saatlerde Bismil’de bir astsubayımız şehit oldu. Onun, Ayhan Kaya’nın babasını aramak için telefonunu edinmeye çalışırken televizyonlardan burada telefonlarımıza havaalanındaki patlama haberleri düşmeye başladı, 46 insan kaybettiğimizi öğrendik. Bugün Mardin Derik’te yine 2 askerimiz şehit, 3 askerimiz yaralı. Geçen sene 7 Haziranda bu salonlarda ilk defa yer aldığımız zamandan bugüne 730’dan fazla şehidimiz var, binlerce insan kaybettik ve burada sabahlara kadar devletin üç erkinden -elbette bir hiyerarşik sıra yoktur ama- en önemlisini yani mülkün temelinin nasıl bir iradeye teslim edilip edilmeyeceğini biz tartışıyoruz ama hiçbir sözün hiçbir kıymetiharbiyesi yok ne kadar haklı şeyler söylenirse söylensin. Yani ben hekimim, bana sayın grup başkan vekilleri bugün konuşma yapacağımı söyleyince gerçekten kanunu madde madde okudum. Yani ortalama bir zekâ sahibi ve ortalama eğitim sahibi kime gösterseniz, orada, insanların müktesep hakkının elinden alındığı da var, eşitler arasındaki eşitsizlik de var… Yargıtayın veya Danıştayın şu kadar üye sayısını 4 defa değiştirmişsiniz, daha önce aynı, tersi gerekçelerle üye sayısını arttırmışsınız. O zaman ki Başbakan Vekiliniz kalkmış demiş ki “Yüce Rabb’im verdikçe veriyor.” Şimdi, Yüce Rabb’inizin verdiklerinden feragat ediyorsunuz; o verilenleri gönderiyorsunuz, yeni şeyler istiyorsunuz.
Bakın, çok üzüntü verici ama hani siz çok öykünüyorsunuz… Gerçi fetih kutlamalarında da Fatih’siz fetih kutluyorsunuz tıpkı Mustafa Kemal’siz Çanakkale kutladığınız gibi ya da andığınız gibi diyelim. Şimdi, Fatih Sultan Mehmet’in çok önemli bir özdeyişini size aktarayım, diyor ki: “Aklı öldürürsen ahlak ölür.”
Arkadaşlar, sevgili AKP’li kardeşlerim; akılla hareket etmiyorsunuz, ahlakı yok ediyorsunuz. Gerçekten, samimiyetle söylüyorum. Ahlakın temeli özveri ve dürüstlüktür. Özveri başkaları için fedakârlıkta bulunmak, dürüstlük ise aldatmamaktır. Ahlakı yok ediyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) “Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür.” diyor Fatih Sultan Mehmet. Milleti böldünüz kardeşlerim. Milletin bir yarısı öbür yarısıyla aynı şeye sevinmiyor. Bir yerde orman yangını çıkıyor, öbür tarafta orman yangını çıkıyor, iki yangına aynı anda üzülemiyoruz. Ve Fatih Sultan Mehmet diyor ki: “Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür, adalet öldüğünde devlet yıkılır.” (CHP sıralarından alkışlar) Kadıyı satın alıyorsunuz kardeşlerim, yapmayın, devleti yıkarsınız. O yıkılan devletin altında hep beraber kalırız. Bir gün biri bir düdük çalar, hep beraber altında kalırız, yapmayın.
Saygı sunarım.
Konya ilçelerindeki çiftçilerimizin sorunlarını gündeme getirdim
Konya ilçelerindeki çiftçilerimizin sorunlarını gündeme getirdim
Yarbay Mehmet Alkan’ın şehit yakınları yaptığı sohbet nedeniyle TSK’dan ihracı isteniyor.
Yarbay Mehmet Alkan’ın şehit yakınları yaptığı sohbet nedeniyle TSK’dan ihracı isteniyor.
Halk Tv’de Öğleden Sonra Programının Konuğu Oldum-23.06.2016
CHP Konya Milletvekili Dr. Mustafa Hüsnü Bozkurt Halk Tv’de Öğleden Sonra Programının konuğu oldu.
AKP yeni bir tasarı ile Yargıtay ve Danıştay’ı bir kez daha ele geçirebilmek için harekete geçti
AKP yeni bir tasarı ile Yargıtay ve Danıştay’ı bir kez daha ele geçirebilmek için harekete geçti
8 Haziran 2016 Halk Tv’de Güne Başlarken Programınını Konuğu Oldum
CHP Konya Millletvekili Dr. M. Hüsnü Bozkurt 8 Haziran 2016 tarihinde Halk Tv’de Güne Başlarken programının konuğu oldu.
1. Bölüm
2. Bölüm
04.06.2016 Halk TV “Türkiye Nereye Gidiyor” Programı
- Bölüm
2. Bölüm
01.06.2016 Halk TV Ana Haber Bülteni
CHP Konya Milletvekili Dr.Mustafa Hüsnü Bozkurt 1 Haziran 2016 tarihinde Halk Tv Anahaber Bülteninde gündemi değerlendirdi
10.05.2016 CHP Grubu adına yaptığım konuşma
MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; engelli vatandaşların kamusal hizmetlerden tam olarak yararlandırılması yollarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Milliyetçi Hareket Partisi Grubu tarafından verilen araştırma önergesinin üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini aktarmak için huzurlarınızdayım. Bu vesileyle değerli heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime, az önce burada AKP Grubu adına konuşan değerli milletvekili arkadaşımızın her söz aldığında buraya seyyar bir platform taşınıyor Sayın Başkan, değerli Meclis Başkanından ve Başkanlık Divanından -tam da Engelliler Haftası’nda- buraya bir elektronik platform yapılmasını -ola ki başka engelli arkadaşlarımız da olabilir- belki daha sağlıklı bir görüntü oluşmasını temin etmelerini rica ederek başlamak istiyorum.
Benden önce konuşan her iki konuşmacı da genel bilgileri verdiler. Tabii, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dünyada Birleşmiş Milletlere üye hemen hemen bütün ülkelerin bu hafta dolayısıyla farkındalık yaratma amacıyla değişik etkinlikler düzenlediği bir hafta.
Türkiye’de 8,5 milyon engelli yurttaşımız var, nüfusumuzum yüzde 12’si engelli. Bu konuda -az önce sözü edildi- 2012 yılında yapılan bir değişiklikle üç yıl ertelenerek uygulaması 7 Temmuz 2015 tarihine uzatılan 5378 sayılı Engelliler Kanunu’na atıfta bulunarak ben de bir önerge vermiş idim, altı aydır cevap bekliyorum. Önergemizde sorduğumuz şey şu idi: “Türkiye’de 30’u büyükşehir belediyesi olmak üzere toplam 1.397 belediye var. Bu belediyelerden kaçı bu yasanın getirdiği engelliler için kolaylıklar sağlayan ve ulaşımlarını kolaylaştıran önlemleri almışlardır? Kanunun gereğini yerine getirmeyen belediyeler hakkında bir yaptırımınız var mıdır?” gibi ama bir yanıt alamadık.
Aslında, Türkiye İstatistik Kurumunun sayfasına girdiğimiz zaman bile büyük bir ayıpla karşılaşıyoruz. 2011 yılından bu yana engelli bireylerin sorun ve beklentileriyle ilgili hiçbir araştırma yapılmamış, güncel hiçbir veri yok arkadaşlar.
Keza, engellilerimizin kamu binalarına ulaşımından başlayarak çeşitli sorunları var. En önemli sorunlarından biri de eğitim. Eğitimden yararlanabilen toplam engellilerimizin oranı yüzde 7,7 bile değil ve engellilerimizin yüzde 96’sı mesleki eğitim alamıyor.
Keza, bir işte çalışabilen engellilerimizin toplam engelli nüfusa oranı yüzde 14,3. Bu da bu noktada, hakikaten çok geride olduğumuzun en somut göstergelerinden biri arkadaşlar. Tabii, asıl engelin bedende veya zihinde değil, fikir ve vicdanlarda olduğu gerçeğinin de altını çizmek isterim. Engelli yurttaşlarımızın durumu bu. Peki, memleketin durumu ne, biraz da ona bakalım.
Sevgili arkadaşlar, demokrasilerde hükûmet olmanın yolu seçimlerde yurttaşların tercihine mazhar olmaktır. On dört yıldır yapılan seçimlerde bu tercih Adalet ve Kalkınma Partisinden yana tecelli etmektedir ve bu anlamda herhangi bir itiraza yer olmaksızın Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına Hükûmettir. Tıpkı engellilerimize olduğu gibi, devletimize bakışında da ciddi sorunlar var Adalet ve Kalkınma Partimizin. Nedir? Hükûmetler devleti yönetmek için görevlendirilmiş heyetlerdir, devlet olmak için değil. Devlet çünkü tüm yurttaşların devletidir, o devleti yönetmek görevi de hükûmet olan heyetindir. Birinci görev nedir? Vatanın sınır bütünlüğünü sağlamak. İkinci vazgeçilmez görev: O sınırların çevrelediği vatan topraklarının bütünlüğünü sağlamak. Üçüncü görev: O topraklar üzerinde bağımsızlığın simgesi olan ulusal bayrağın özgürce dalgalanmasını sağlamak. Ve nihayet hükûmet olmakta dördüncü olmazsa olmaz koşul da vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak.
Sevgili arkadaşlar, değerli AKP’li dostlar; on dört yıldır iktidardasınız. Sınırları koruyamıyorsunuz, 900 kilometrelik Suriye sınırımız kevgire dönmüş, kimin girip çıktığı belli değil, dünyanın bütün terör örgütleri ülkemizde cirit atıyor. Ankara’da, ülkenin başkentinde beş ayda 3 terör saldırısında 168 yurttaşımızı yitirdik. Diyarbakır’ın göbeğinde, garnizonda bayrağımız indiriliyor, maşallah çıt yok; çıt yok. Askerimizin başına çuval geçiriliyor çıt yok, nota “müzik notası” mı falan deniyor. Vatan topraklarının bütünlüğünü sağlamak konusunda bir eski asker ve kırk üç yıllık bir hekim olarak beni dehşete düşüren bir vurdumduymazlık içindesiniz. Bu kürsüden defalarca dile getirdik, 17 adamız 2009’dan beri Yunan işgali altında, çıtınız çıkmıyor. Hayretler içindeyim yani her şeyde, her konuda önüne gelene dava açan arkadaşlarımız, diyoruz ki “Vatan toprakları işgal altında, 17 ada işgal altında.” ne yapıyorsunuz? Hiç ses yok. Yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumakta ciddi acz içindesiniz. Yirmi beş gündür Kilis bombalanıyor. Baştan “Gökyüzünde gezerken rastgele düşen roketler.” falan dediniz; şimdi, roket atıldığı nihayet kabul edildi. Valiniz “Abdestli gezin de mundar gitmeyin.” diyor. Ve ülkemiz, şu ülke yani emperyalizme karşı ilk Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla korunmuş şu ülkeyi yönetenler NATO’dan, Birleşmiş Milletlerden ve Amerika Birleşik Devletleri’nden medet umuyor. Nere için? Kilis’i IŞİD roketlerinden korumak için. Sevgili arkadaşlar, engelli yurttaşlarımızdan özür diliyorum ama 8,5 milyon engelli yurttaşımıza şunu söylüyorum: Kilis’teki vatandaşının canını koruyamayan bir Hükûmetten size gelecek hiçbir hayır yoktur kardeşlerim. (CHP sıralarından alkışlar)
Sevgili arkadaşlar, vurdumduymazlığınız o boyutta ki bakın, üzerine bastığınız zemin altınızdan kayıyor sevgili AKP’li kardeşlerim, bunu samimiyetle söylüyorum. Bunu ister bir milletvekili uyarısı diye alın, ister okuryazar bir adam uyarısı diye alın, ister bir vatandaş uyarısı diye alın, nasıl kabul ederseniz öyle kabul edin; bakın, çok duyarlı olmanız gereken konularda hiç sesiniz çıkmıyor arkadaşlar. Kalkılıyor, “Parlamenter sistem rafa kaldırıldı.” deniyor, çıtınız çıkmıyor. “Ben seçildim, o hâlde isteseniz de istemeseniz de bu ülkenin düzeni değişmiştir.” deniyor yani Anayasa yok sayılıyor, sesiniz çıkmıyor. Oysa o Anayasa’ya göre bu Mecliste görev yapıyoruz hepimiz. Yine, “Laiklik olmamalı yeni anayasada.” deniyor. Hepimiz biliyorsunuz, siz de biz de, laiklik demokrasinin olmazsa olmazı; laiklik hepimizi şu çatı altında bir araya getiren ve şu kürsüde konuşturan en temel ilke. Yine çıtınız çıkmıyor. Hadi “iki ayyaş” dediniz, o bir densizin lafıydı diyelim; şu Meclis Başkanlığı kürsüsüne oturttuğunuz arkadaşınız “Cumhuriyeti dinsizler kurdu.” diyor, yine çıtınız çıkmıyor. Yahu, sizden engellilere ne hayır gelir Allah aşkına ya, çok ciddi soruyorum. Bu soruların yanıtı verin, gelin buraya. Yani, nasıl oluyor da Meclis Başkanlığı kürsüsüne koyduğunuz arkadaşınız bu “Cumhuriyeti dinsizler kurmuştur.” diyebilme densizliğini gösteriyor, bu kabul edilebilir bir şey mi? (CHP sıralarından alkışlar)
Ve sevgili arkadaşlar, nihayet, bütçe konuşmalarında, şurada, hepimize liderlik dersi veren ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu kendi grubuna hâkim olmamakla suçlayan -ve benim de “Sayın Davutoğlu, o kadarını asker de, çavuş da yapıyor. Liderlik belli sayıda insana lafını geçirmek değil, sözünü muhatabına dinletebilmektir.” diye yanıt verdiğim şu kürsüden- Sayın Başbakanınız kulağından tutulup kapının önüne konuyor, “Reis de bizim, Hoca da bizim.” deyip gayet büyük bir rahatlıkla yürüyüp gidiyorsunuz.
Arkadaşlar, hepimiz burada milletin verdiği oyla… Siz nasıl 23 milyon oyu temsil ediyorsanız, şu sıralardan oturan arkadaşlar 12 milyon oyu, o arkadaşlarımız o kadar oyu, MHP sıralarında oturan arkadaşlarımız şu kadar oyu… Hepimizin oyu aziz ve mübarektir, yurttaşın oyudur. O oya saygınız nasıl olmaz, nasıl olmaz böyle bir şey?
Şimdi de yani hakikaten anlamak da zorluk çekiyorum, düşük profilli bir Başbakan arıyorsunuz arkadaşlar. Arkadaşlar, bu lafı nasıl yersiniz, nasıl yutarsınız, nasıl tahammül edersiniz? T.Başbakanlık makamını devalüe etmeye sizin ne hakkınız var arkadaşlar? Nasıl böyle bir şeye rıza gösterirsiniz? Bu kabul edilemez, bu asla kabul edilemez.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık koltuğu bu kadar hakir görülemez, bu kadar gözden düşürülemez.
Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Yine de buraya bir elektronik platformun yapılması teklifimi Sayın Meclis Başkanının laiklikle boğuşmaktan boş kaldığı bir zamanda kendisine…
Devleti yönetmenin ön koşulu, vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamaktır
MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Hükûmet olmak ciddi iştir. Hükümetlerin birinci görevi ise iradelerini başkalarını teslim etmek değil, o iradeyle devleti yönetmektir. Devleti yönetmenin ön koşulu vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak, vatanın toprak bütünlüğünü temin etmektir. Kilis’te yurttaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamakta acze düşen Hükûmet, Ege’de 17 adamızın Yunanlılar tarafından işgalini de kulağının üstüne yatmış izlemektedir. Bu konuda Meclisi derhâl bilgilendirmelerini ve Yunan işgaline derhâl son verecek tedbirleri almalarını kendilerinden bekliyoruz.
Teşekkür ederim.
