Emniyet Kemeri Kullanımı Konusunda Toplumsal bilincin Oluşması İçin Meclis Araştırması İstedi

4

 

CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt emniyet kemeri kullanımı konusunda toplumsal bilincin arttırılması konusunda politikaların oluşturulması amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istedi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğunu düzenleyen 78. Maddesi, “Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur ve kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir” şeklinde hükmetmektedir. Kuralları ihlal eden sürücülere uygulanacak cezaların yer aldığı Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde de araçların türüne göre hangi koruyucu tertibatların kullanılacağına dair bilgiler yer almaktadır.

 

Ceza konusu ise, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’un 78/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, emniyet kemeri bulundurulması zorunluluğu olan araçlarda emniyet kemeri bulundurmamak veya kullanmamak, 2016 Yılı Trafik İdari Para Ceza Rehberine göre, 92 TL, erken ödemede 69 TL olarak belirlenmiştir.

 

Ne var ki, ülkemizde trafiğe çıkan pek çok sürücü, zorunlu olmasına rağmen, emniyet kemeri takmamakta, hem kendi hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliğini tehlikeye sokmaktadır. Her gün binlerce kazanın yaşandığı ülkemizde pek çok insan emniyet kemerini kullanmadığı için yaşamını kaybetmektedir. Her ne kadar, bu kayıpları önleyecek uygulamalara 2014 yılında geçilse de halen birçok sürücü, emniyet kemerini takmamakta ısrar etmektedir.

 

Oysa araştırmalar, ölümlü kazalarda emniyet kemeri kullananların % 24.8’inin hiç zarar görmeden kazayı atlatırken, emniyet kemeri kullanmayanlarda bu oranın % 6.3 olduğuna işaret etmektedir. Emniyet kemeri kullanımının arka koltukta meydana gelen ölüm ve yaralanmaların 2/3’nü ve ön koltuktaki ölümlerin ise % 6’sını önlediği saptanmıştır. Bütün ağır yaralanmalarda ise, arka koltuk emniyet kemerleri yaralanmanın şiddetini % 50 oranında azaltmaktadır.

 

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Eylül 2014 içinde gerçekleştirdiği ulusal çalışmanın neticesine göre ise, ülkemizde sürücülerin sadece %43.6’sı, ön koltuk yolcularının ise %35.9’u emniyet kemeri kullanmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı trafik ekiplerinin yaptığı denetimlerde 2013 yılında 719.583 kişiye emniyet kemeri kullanmama cezası almışken, 2014 yılında 533.400 kişiye ceza verilmiştir.

Türkiye küresel trafik kazası ölümlerinin neredeyse yarısını oluşturan on ülke arasında yer almaktadır. Sıklıları, sağlık ve ekonomik sonuçları açısından trafik kazalarının halk sağlığı gündeminde öncelikli bir yeri olmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün trafik kazasına neden olan 5 temel faktörü kask kullanmamak, emniyet kemeri takmamak, alkollü sürüş, aşırı hız ve çocuk koltuğu kullanmamak olarak açıkladığı ve ülkemizde emniyet kemeri kullanım oranının %50’lileri dahi yakalamadığı göz önünde bulundurulduğunda bunun bir tercih değil, zorunluluk olduğu bilinci yerleştirilmelidir.

 

Bu doğrultuda, emniyet kemeri kullanımı konusunda toplumsal bilincin arttırılması konusunda politikaların oluşturulması amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

Konya Milletvekili

 

 

Esnaf ve Sanatkarların Sorunları Hakkında Meclis Araştırması İstedi

3

 

 

CHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt esnaf ve sanatkarların büyük marketler ve AVM’ler karşısında başta rekabet olmak üzere, karşı karşıya kaldıkları sorunların araştırılması için meclis araştırması açılmasını istedi.

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Son yıllarda dünya genelinde alışveriş kültüründe giderek yaygınlaşan değişim gözlenmektedir. İnsanlar, alışverişin yanı sıra eğlence, sinema, sosyal etkinlik gibi imkanlar da sunduğu için sokak mağazalarından, büyük bir hızla açılan alışveriş merkezlerine yönelmişlerdir. Her ne kadar AVM’ler kalite, güvence, fiyat istikrarı, kayıt dışı ticaretin önlenmesi vb konularda önemli faydalar sağlasa da, sayılarının giderek artmasının ve plansız inşa edilmelerinin olumsuz sonuçları da bulunmaktadır.

Diğer yandan, Anayasamızın  “Esnaf ve sanatkarların korunması” başlıklı 173’üncü maddesi, “Devlet, esnaf ve sanatkarı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır.” şeklinde hükmetmektedir. Zira sınırlı öz sermaye ile çalışan ve sahibi oldukları küçük ticarethaneler ile hizmet sunan esnaf ve sanatkarlar, kentsel ticaretin en önemli aktörleri, ülke ekonomisinin de can damarıdır ancak; günümüzde baş etmek zorunda kaldıkları sorunların başında hızla ve denetimsiz şekilde açılan büyük marketler ve AVM’ler gelmektedir.  Şehir içlerinde plansız bir şekilde açılan AVM’ler bölgedeki esnaf ve sanatkarların sosyo-ekonomik yapısını etkilemekte, üretme ve işletme süreci zarara uğrayan esnaf kepenk kapatmak zorunda kalmaktadır.

Her ne kadar her AVM’de esnaf ve sanatkarımıza en az yüzde 5 pay yer ayrılması zorunluluğu getiren 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 29 Ocak 2015 tarihinde yürürlüğe girmiş olsa da esnaf ve sanatkarlar etkisini hissedemediklerini dile getirdikleri yasada eksiklikler bulunduğunu, kanunun beklentilerin karşılayamadığını, özellikle esnafa yer verilmesini öngören hükmün de işlerlik kazanabilmesi için elden geçirilmesi gerektiğini ifade etmektedir.

Bu doğrultuda, esnaf ve sanatkarların büyük marketler ve AVM’ler karşısında başta rekabet olmak üzere, karşı karşıya kaldıkları sorunların ilgili temsilcilerin de görüş ve raporlarına başvurularak araştırılması ve gerekli yasal düzenlemelerin tespiti amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. Ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

    Konya Milletvekili

 

Esenboğa’daki aktarma çilesini Meclis Gündemine Taşıdı

1

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

 

Aşağıdaki sorularımın Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Binali Yıldırım tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

Konya Milletvekili

 

Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan dünyanın birçok şehrine direkt uçuş olmaması, pek çok kişinin mağdur olmasına sebep olduğu gibi, kentin Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti konumuyla bağdaşmamaktadır. Ankara’nın birçok ülke başkentiyle direkt seferi olmaması, bir başka deyişle İstanbul aktarmalı seyahat etme olanağı, sıklıkla sefer yapmak zorunda olan iş adamlarını, yabancı misyon temsilcilerini ve aileleriyle birlikte vatandaşları zor duruma sokmaktadır. Ankara’dan yurt dışına gitmek isteyenler, önce İstanbul’a uçmak ve ikinci aşama için beklemek zorunda kalmakta, bu durum ciddi zaman kaybı, yığılma ve aksamalara yol açmaktadır. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız Türkiye’ye gelirken aktarmalar yüzünden sıkıntı çektiklerini defaatle dile getirmektedir.

Bugün itibariyle İsveç’te yaşamakta olan 50 binin üzerinde Konyalı vatandaşımız, özellikle tatillerde ve yaz aylarında memleketlerine gelmek istedikleri zaman İstanbul aktarmalı uçuşların büyük sıkıntı yarattığını da tarafıma ayrıca iletmişlerdir.

 

Bu bağlamda;

  • Ankara Esenboğa Havalimanından, kaç ülke ve başkentine direkt uçuş bulunmaktadır?
  • Yaşanan mağduriyetler göz önünde bulundurulduğunda Ankara-Stockholm arası direkt sefer konulması planlanmaktadır? Planlanmakta ise, seferler ne zaman başlayacaktır?
  • Esenboğa Havalimanı’ndan yurt dışına direkt uçuşların artırılması, çevre iller ve ilçelerin de işine yaracak, Ankara ile hızlı tren bağlantısı olan kentlerde yaşayanlar, yurt dışına Ankara üzerinden gidebileceklerdir. Bu doğrultuda, hangi yurtdışı şehirler ile Esenboğa arasında direkt uçak seferi planlanmaktadır?

CHP’li Bozkurt: Tarihi Konya Anadolu Lisesi ranta mı kurban edilecek?

1CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Konya’nın en önemli simgelerinden olan tarihi Konya Lisesi’nin ranta açılacağı iddialarını TBMM gündemine taşıdı. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevaplaması istemiyle önerge veren Bozkurt, eğitim-öğretim sürerken okulda başlatılan inşaat çalışmalarını ve Konya halkının endişelerini sordu.

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, 1889 yılında idadi olarak eğitim vermeye başlamış, zaman içinde Konya Erkek Lisesi, Konya Gazi Lisesi, Konya Lisesi ve son olarak Konya Anadolu Lisesi olarak eğitim vermeye devam eden, gerek mimarisi gerek 127 yıllık tarihi yapısıyla Türkiye’nin sayılı eğitim kurumlarından olan lisenin geçtiğimiz yıllarda Yazma Eserler Müzesi’ne çevrilme girişimine maruz kaldığını hatırlattı. Bozkurt, bünyesinde pek çok cumhurbaşkanı, başbakan, bakan ve bilim adamı yetiştirmiş olan okulda şimdilerde inşaat faaliyetleri başladığına, Büyükşehir Belediye ekiplerinin fizik ve kimya laboratuvarları ile kapalı spor salonunun bulunduğu binayı yıkma çalışmaları başlattığına dikkat çekti.

KONYA LİSESİ OKUL STATÜSÜNDEN ÇIKARTILARAK BAŞKA AMAÇ İÇİN Mİ KULLANILACAK?

İnşaat faaliyeti başlatılmasının sebebini ve neden eğitim-öğretimin sürdüğü bir dönemde çalışma yapıldığını soran CHP’li Bozkurt, yıkılan binaların yerine ne planlandığını sordu. Bozkurt ayrıca, Konya kamuoyunda tarihi okul binasının akıbeti ile ilgili tedirginlik hakim olduğunu ifade ederek, “Okulun başka bir yere taşınacağı ve binanın okul statüsünden çıkartılarak başka bir amaç için kullanılacağı iddiaları doğru mudur? Büyükşehir Belediyesi ile bu yönde bir anlaşma yapılmış mıdır?” sorularını yöneltti.

Cumhuriyet

12 Şubat Tarihli Bazı Gazetelerde Çıkan Gerçek Dışı Haberler ile ilgili Basın Açıklaması Metnidir

Dr.-Hüsnü-Bozkurt1

BASIN VE KAMUOYUNA

Bugün bazı hükümet yanlısı basın yayın organlarında şahsım hakkında son derece mesnetsiz ve hedef değiştirmeye yönelik haberler yer almıştır. Üyesi olduğum Milli Savunma Komisyonu toplantısındaki açıklamalarım saptırılarak kamuoyunda asla kastım olmayan, telaffuz dahi etmediğim sözler üzerinden şahsım ve partim adına olumsuz algı yaratılmaya çalışılmaktadır.

Bahsi geçen haberlerdeki gibi bölücü terör örgütü PKK mensupları için “Gerilla” ifadesi kullandığım tamamen asılsız olup, 11 Şubat 2016 tarihli komisyon tutanaklarında da sabit olduğu üzere, Güneydoğuda yaşanan olaylar hakkında kullandığım ve askeri bir terminoloji olan “Şehir gerillası savaşı” sözlerim, teröristlere “Gerilla” demişim gibi yansıtılmıştır.

Söz konusu haberlerin, partimizin 29 Temmuz 2015 günü, toplumsal barışı tehdit eden artan terör olaylarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergemizi birlikte reddeden AKP ve MHP’nin 6 ay içinde teröre kurban verdiğimiz 300’e yakın şehidimizin vebalinin sorumluluğu ve suçluluk duygusuyla yapıldığı aşikardır.

“Çözüm Süreci” adı altında ülkemizi ayrıştıran, Habur’da davul zurnalarla teröristleri ülkeye sokan, bugün terörist dedikleri PYD’yi dün Ankara’da ağırlayan, Güneydoğuda hendekler kazılırken göz yuman, istikrar vaatleriyle ülke yönetme yetkisini isteyerek şehit ateşi düşmemiş bir karış toprak bırakmayan AKP’nin terörle mücadele konusundaki başarısızlığını, kökleri Ulusal Bağımsızlık Savaşı’ndan gelen CHP’ye ve milletvekillerine havuz medyası eliyle mal etme çabası ancak acz olarak açıklanabilir.

Hakkımda çıkan haberleri bir kez daha kesin bir dille reddediyorum.

Komisyon tutanaklarında da sabit olduğu üzere, toplantının son sözünü alarak teröristlere asla “Gerilla” demediğimi, sadece askeri bir terminoloji kullandığımı altını çizerek ifade etmeme rağmen, bu tür haberlerin yapılmasının basın özgürlüğü ve iyi niyetle bağdaşmadığını belirtiyor, kamuoyunun bilgisine ve takdirine sunuyorum.

Saygılarımla
M. Hüsnü BOZKURT

CHP’li Bozkurt’tan iddialara yanıt geldi

ab4db1b4e2a4c22c_480x270CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, PKK’lılara “gerilla” dediği iddialarıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt yaptığı açıklamada şöyle dedi:

Bugün bazı hükümet yanlısı basın yayın organlarında şahsım hakkında son derece mesnetsiz ve hedef değiştirmeye yönelik haberler yer almıştır. Üyesi olduğum Milli Savunma Komisyonu toplantısındaki açıklamalarım saptırılarak kamuoyunda asla kastım olmayan, telaffuz dahi etmediğim sözler üzerinden şahsım ve partim adına olumsuz algı yaratılmaya çalışılmaktadır.

Bahsi geçen haberlerdeki gibi bölücü terör örgütü PKK mensupları için “Gerilla” ifadesi kullandığım tamamen asılsız olup, 11 Şubat 2016 tarihli komisyon tutanaklarında da sabit olduğu üzere, Güneydoğuda yaşanan olaylar hakkında kullandığım ve askeri bir terminoloji olan “Şehir gerillası savaşı” sözlerim, teröristlere “Gerilla” demişim gibi yansıtılmıştır.

Söz konusu haberlerin, partimizin 29 Temmuz 2015 günü, toplumsal barışı tehdit eden artan terör olaylarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergemizi birlikte reddeden AKP ve MHP’nin 6 ay içinde teröre kurban verdiğimiz 300’e yakın şehidimizin vebalinin sorumluluğu ve suçluluk duygusuyla yapıldığı aşikardır.

“Çözüm Süreci” adı altında ülkemizi ayrıştıran, Habur’da davul zurnalarla teröristleri ülkeye sokan, bugün terörist dedikleri PYD’yi dün Ankara’da ağırlayan, Güneydoğuda hendekler kazılırken göz yuman, istikrar vaatleriyle ülke yönetme yetkisini isteyerek şehit ateşi düşmemiş bir karış toprak bırakmayan AKP’nin terörle mücadele konusundaki başarısızlığını, kökleri Ulusal Bağımsızlık Savaşı’ndan gelen CHP’ye ve milletvekillerine havuz medyası eliyle mal etme çabası ancak acz olarak açıklanabilir.

Hakkımda çıkan haberleri bir kez daha kesin bir dille reddediyorum.
Komisyon tutanaklarında da sabit olduğu üzere, toplantının son sözünü alarak teröristlere asla “Gerilla” demediğimi, sadece askeri bir terminoloji kullandığımı altını çizerek ifade etmeme rağmen, bu tür haberlerin yapılmasının basın özgürlüğü ve iyi niyetle bağdaşmadığı belirtiyor, kamuoyunun bilgisine ve takdirine sunuyorum.​

gerçek gündem

Esenboğa’da aktarma çilesi

595c31fd1b61daec_480x270CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Başkent’in yurt dışı seferlerdeki aktarma çilesini Meclis gündemine taşıdı.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle önerge verene Bozkurt, Esenboğa Havalimanı’ndan dünyanın birçok şehrine direkt uçuş olmamasının yarattığı sorunlara dikkat çekerek, mağduriyetlerin giderilmesi için dünyanın çeşitli başkentlerine direkt sefer planlanıp planlanmadığını sordu.

ANKARA’DAN BİRÇOK BAŞKENTE DİREKT SEFERİ OLMAMASI BAŞKENT KONUMUYLA BAĞDAŞMAMAKTA

Önergesinde, Ankara’nın birçok ülke başkentiyle direkt seferi olmamasının, sıklıkla sefer yapmak zorunda olan iş adamlarını, yabancı misyon temsilcilerini ve aileleriyle birlikte vatandaşları zor durumda bıraktığına dikkat çeken Bozkurt, bu durumun kentin Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti konumuyla bağdaşmadığını ifade etti.

Ankara’dan yurt dışına gitmek isteyenlerin, önce İstanbul’a uçmak ve ikinci aşama için beklemek zorunda kaldığını, bu durumun da ciddi zaman kaybı, yığılma ve aksamalara yol açtığını ifade eden CHP’li Bozkurt, özellikle yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye’ye gelirken aktarmalar yüzünden sıkıntı çektiklerini defaatle dile getirdiğini belirtti.

“YURT DIŞINDA YAŞAYAN 50 BİNİN ÜZERİNDE KONYALI İSTANBUL’DA AKTARMA ÇİLESİ ÇEKMEKTE”

Bugün itibariyle İsveç’te yaşamakta olan 50 binin üzerinde Konyalının özellikle tatillerde ve yaz aylarında memleketlerine gelmek istedikleri zaman yaşadıkları aktarma sorununun kendisine pek çok kez iletildiğini belirten Bozkurt, mağduriyetler göz önünde bulundurulduğunda Ankara-Stockholm arası direkt sefer konulmasının planlanıp planlanmadığını sordu.

Ankara Esenboğa Havalimanından, kaç ülke ve başkentine direkt uçuş bulunduğunu soran CHP Konya Milletvekili Bozkurt ayrıca, Esenboğa Havalimanı’ndan yurt dışına direkt uçuşların artırılmasının çevre iller ve ilçelerin de işine yaracağını, Ankara ile hızlı tren bağlantısı olan kentlerde yaşayanların, yurt dışına Ankara üzerinden gidebileceğine dikkat çekerek “Bu doğrultuda, hangi yurt dışı şehirler ile Esenboğa arasında direkt uçak seferi planlanmaktadır?” sorusunu yöneltti.

gerçek gündem

Bozkurt’tan KGC’ye ziyaret

278018Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Konya Milletvekili Dr. Hüsnü Bozkurt, Konya Gazeteciler Cemiyeti (KGC)’ni ziyaret etti.

 Ziyarette konuşan, CHP Konya Milletvekili Dr. Hüsnü Bozkurt, 1950’lerden beri Türkiye’nin her dönemini yaşamış bir vatandaş olduğunu söyledi. CHP’li Bozkurt, Türkiye’nin bugün ki geldiği durumu iç açıcı bulmadığını ifade ederek, yerel ve ulusal basının sorunlarına değindi. Örgütlülüğün her türlüsünün iyi olduğunu söyleyen Bozkurt, “Örgütlü toplum halk toplumudur. Ama yeter ki örgütler sektör çalışanlarının hak ve çıkarları yanında, ulusal çıkarları ve halkın çıkarlarını da gözeten bir anlayış içinde olabilsin. Ama giderek faşizme kayan bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız maalesef. Bir müddet sonra göreceğiz, buna çok inanarak söylüyorum, Türkiye, yapanlarında altında kalacağı bir felakete doğru gidiyor. İktidar-muhalefet eleştirisine girmeyeceğim ama bugün içinde yaşadığımız Türkiye’de basın açısından muhalif olmak ciddi olarak zor. Ama tarih şunu göstermiştir ki belli kamuoyu odaklarının doğru bilgi vermediği, belli muhalefet üstlerinin olmadığı her türlü rejim sonunda, kendi kendini kaybetmiştir. Dolayısıyla bugün içinde yaşadığımız şartlar neredeyse, en ufak bir laf edene hakaret davalarının açıldığı, bin 309 dava açılmış biride benim, hukukun içine düşürüldüğü durum sadece gazetecilik mesleğini değil, sokaktaki vatandaşın yargıya güveninin 92 yıllık Cumhuriyet tarihinin en alt düzeyini yaşıyor” dedi.

“BASININ SORUNLARINI ÇÖZECEK OLAN SADECE İKTİDAR DEĞİL”

Cemiyet Başkanı Sefa Özdemir ise CHP’li Bozkurt’a ziyaretinde dolayı teşekkür ederek, Meclis çalışmalarında başarılar diledi. Konuşmasında basının yaşadığı sorunlara değinen KGC Başkanı Özdemir, önümüzdeki dönem parlamentoyu ziyaret edeceğini belirterek, “Biz KGC olarak basının sorunlarıyla ilgili kendisine bir dosya takdim edeceğiz. Amacımız önümüzde ki dönemle ilgili bir çalışma yapmak. Bu çalışmada yerel basının sorunları var. Basının sorunlarını çözecek olan sadece iktidar değil. Elbette şuanda çözümün büyük ortağı olarak görülüyor ama sadece onların çözeceği bir şey değil. Çünkü basın herkese lazım. Basın adalet gibidir. Basın muhalefetteki inanın da sesini duyurmalı, iktidardakinin de sesini duyurmalıdır” dedi.  Son dönemlerde basında bir kamplaşma ve bölünmenin söz konusu olduğunu belirten Başkan Özdemir, “Konya’da bu noktada çok ciddi sıkıntılarımız yok ama genelde basın açısından baktığımız zaman bir taraf söz konusu, ya bu taraftasınız ya da karşı tarafta olacaksınız. Artık bu işin ortası kalmayacak noktaya getirildi. Bunun basınımızın ve basın özgürlüğümüzün geleceği açısından çok iç açıcı olarak görmüyorum. Ama ümitsiz de değiliz. Önümüzdeki dönemde bu konuda daha başarılı çalışmalar yapacağımıza inanıyoruz. Mecliste bu sorunlarımızı dile getireceğiz. Basının bağımsız olabilmesi için, ekonomik özgürlüğünü yakalayabilmesi gerekiyor. Ama bu noktada da yerelde yerel yönetimler, genelde de iktidar, hükümetin kaynaklarını belli bir mecraya kaydırdığı zaman diğer basın bu noktada güçsüz kalıp sessini duyuramıyor. Bunları aşmak için kendilerinden destek isteyeceğiz” dedi. Başkan Özdemir, CHP Konya Milletvekili Bozkurt’a içinde basının sorunlarının yer aldığı dosyayı takdim ederek ziyaret sona erdi.

MemleketMemleketMemleketmemleket_logo

BOZKURT: MEMUR VE EMEKLİLERE MAAŞLARININ EN AZ % 50’Sİ ORANINDA PROMOSYON SAĞLANMALI

12006

 

CHP Konya milletvekili Hüsnü Bozkurt, kamu kurum ve kuruluşlarında memurlara maaş aldıkları bankalar tarafından yatırılan promosyonlar ile ilgili önerge verdi; tüm memurlar için sağlanan banka promosyonlarının adil bir şekilde emeklileri de kapsamasını istedi.

MİLLETVEKİLİ MAAŞ PROMOSYONLARI KAMUOYU VİCDANINDA HAKLI BİR RAHATSIZLIĞA SEBEP OLMUŞTUR

Bozkurt, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, TBMM Başkanlığı’nın milletvekili ve personel maaşlarının yatırıldığı banka ile yaptığı anlaşma gereği, söz konusu banka tarafından milletvekillerinin hesabına 3 yılda 1 defaya mahsus olmak üzere maaşlarının yüzde 54.05’i oranında 8 bin ila 10 bin TL arasında promosyon yatırıldığını, maaşlara oranla yatırılan promosyonların aynı oran üzerinden TBMM personeli için de sağlandığını belirterek, söz konusu tutarının, kamu vicdanında ciddi rahatsızlık yarattığına dikkat çekti.
Milletvekillerine yatırılan tutarın, asgari ücretle çalışan bir kişinin aldığı neredeyse 1 yılık maaşı kadar olduğunu belirten Bozkurt, işçilere, memurlara ve özellikle emeklilere de, tıpkı milletvekili maaşlarında olduğu gibi maaşlarının yüzde 50’sinden az olmamak üzere promosyon sağlanması yönünde bir çalışma olup olmadığını sordu.

“EMEKLİLER UMUT İÇİNDE MAAŞ PROMOSYONU BEKLEMEKTEDİR”
Kamu çalışanlarına ödenen promosyonlardan sayıları 11 milyonu bulan emeklilerin mahrum kaldığını, yıllardır talep etmelerine karşın emeklilerin Devlet tarafından sağlanan maaş promosyonu uygulamasından emeklilerin faydalanamıyor olmasının haksızlığa sebep olduğunu ifade eden CHP’li Bozkurt, önergesinde “Geçtiğimiz Ekim ayında yaptığınız ve kamuoyuna da yansıyan, emeklilere maaş konusunda aracılık eden bankalarla anlaşma yapılacağı yönündeki açıklamanıza istinaden, milyonlarca emekli büyük bir umut içinde maaş promosyonu beklemektedir.” ifadelerine yer verdi.

Bozkurt, önergesinde ayrıca şu soruları yöneltti:
-Bazı Bakanlıklar ve bağlı kurum ve kuruluşlar belli bölgelerdeki çalışanları için bankalarla çok avantajlı koşullarda anlaşmalar yapabilmekteyken, aynı bakanlığa bağlı bir başka bölgedeki çalışanlar aynı koşullardan mahrum kalabilmektedir. Başbakanlıkça tüm kamu çalışanlarını ve emeklileri kapsayacak şekilde, maaş promosyonlarına belli bir standart getirilmesi ve çok daha yüksek oranda promosyon sağlanması hususunda çalışmanız var mıdır; yapılması planlanmakta mıdır?
– Memurlara, işçilere ve emeklilere maaşlarının yüzde 50’sinden az olmamak üzere promosyon imkanı sağlanıncaya kadar, TBMM’nin söz konusu banka ile yaptığı anlaşmanın askıya alınması düşünülmekte midir?

chp.org.tr

Yüzlerce Mülteci ‘Rant Uğruna’ Can Verdi

suriyeli-multeci-haberler-gocmen-kacakcilari-umut-tacirleri-1075114h
Avrupa’ya geçmek için ölümü göze alan Suriyelilere her gün yenileri eklenirken CHP Milletvekili Bozkurt, mültecilerin dramına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Kaçak Suriyeliler üzerinden rantekonomisi oluştuğunu kaydeden Bozkurt, “Göçmen kaçakçıları ve umut tacirleri, mültecilerin içinde bulunduğu durumdan ekonomik yarar sağlıyor” dedi.

Türkiye, her gün Ege kıyılarından Yunanistan’a geçmeye çalışan Suriyeli mültecilerin dramlarına şahitlik ediyor. Kaçak Suriyeliler üzerinden rantekonomisi oluştuğunu belirten CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, göçmen kaçakçılarının yanı sıra umut tacirler de mültecilerin içinde bulunduğu durumdanekonomik yarar sağladığını kaydetti. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’ye gelen Suriyeliler’in sayısı 2 milyon 540 bine ulaştı. Bunların 2 milyon 271 bini sokakta ya da kiraladıkları evde yaşıyor. 

SADECE 269 BİNİ KAMPLARDA

Avrupa’ya binlerce mülteci göç etmesine rağmen, Türkiye’deki Suriyeli sayısı 15 günde 40 bin kişi arttı. Hâl böyle olunca 2015 yılına kadar 72 şehirde bulunan Suriyeliler, 81 ilin tamamına yerleşti. Kamplarda sadece 269 bin 193 sığınmacı kaldı. Geriye kalanı Anadolu’nun dört bir tarafına göçtü. En fazla Suriyeli, Şanlıurfa’da bulunuyor. 378 bin 691 kişi, Şanlıurfa ve ilçelerine yerleşirken en az Suriyeli ise 14 kişiyle Bartın’da yaşıyor.

KİLİS’İN NÜFUSUNU YAKALADI

Hatay’da 363 bin 933 sığınmacı bulunurken dünya şehri İstanbul’da ise 357 bin 225 Suriyeli ikamet ediyor. Suriyelilerin hiç gitmedikleri Erzincan, Giresun, Gümüşhane, Kastamonu, Sinop, Tunceli, Bayburt ve Iğdır’da da artık Suriyeli bulunuyor. Bazı şehirlerdeki Suriyeli sayısı ise o ilin toplam nüfusuna ulaşmış durumda. 129 bin nüfuslu Kilis’te 124 bin 287 Suriyeli barınıyor.

ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTLERİ

CHP’li Bozkurt, 2015’te Türkiye üzerinden yasa dışı yollarla Avrupa’ya gitmek isteyen yüzlerce Suriyeli’nin hayatını kaybettiğini belirtti. 86 bin kaçak göçmenin de kurtarıldığına dikkat çeken Bozkurt, Suriyeliler üzerinden rant ekonomisi oluştuğunu söyledi. “Türkiye’nin doğu ve güney bölgelerinden giriş yapan yabancılar, göçmen kaçakçılığı yapan organize suç örgütlerinin yardımı ve refakatiyle ağırlıklı olarak İstanbul, İzmir, Mersin ve Hatay illerine geçmekte, sonrasında Ege adalarına veya Kıbrıs’a kaçmak amacıyla yüksek meblağlar karşılığında Ege ve Akdeniz sahillerine götürülmektedir. Büyük bir rant elde eden göçmen kaçakçılarının yanı sıra umut tacirleri de mültecilerin içinde bulunduğu durumdan ekonomik yarar sağlamaktadır” diye konuştu.

3 BİN EURO VE KİRA SÖZÜ CAZİP GELİYOR

Mülteciler iltica ettikleri ülkelerin tüm sosyal haklardan yararlanıyorlar. Özellikle Batı Avrupa ülkelerinde iltica eden ailelere ödenen paralar iltica için itici güç oluyor. Örneğin Danimarka’da bir karı kocaya 3 bin euro ödeniyor. Ayrıca ev kirası yardımı yapılıyor. Mülteciler için her şehirde belediyeye ait evlerde belirli oranda kontenjan ayrılıyor.  Muhacir Derneği Başkanı İbrahim Bektaş, Türkiye’de çadır kentlerde kalan Suriyelilere 80 TL verildiğini belirterek “Almanya’da Suriyeliler’e fert başına 3 bin euro veriliyor. Bir de kira yardımı yapılıyor. İş imkânları da bol olduğu için ölüm pahasına lastik botlarla deniz yolculuğunu göze alıyorlar” dedi.

KAÇAKÇILARA PLANLI OPERASYON YAPILMIYOR

Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi (GÜSAM ) Başkanı Ercan Taştekin, kaçak göçmenlerin botlara binmeden engellenememesine ilişkin değerlendirmeler yaptı. Taştekin, “Olayın bir sosyolojik boyutu ve güvenlik boyutu var. Güvenlik boyutuna baktığımızda Suriye’nin iç karışıklığından bu yana güvenlik alanındaki çalışmalar son derece yetersiz. Sınır güvenliği etkin olarak alınamaması, kayıt sisteminin tutulamaması ve Suriye’den gelen kişilerle ilgili güvenlik prosedürlerinin profesyonelce yerine getirilmemesi sorunu büyütüyor” dedi.

ÇIKAR AMAÇLI SUÇ ÖRGÜTLERİ

Kaçakçıların sahte can yelekleriyle Ege’de göçmen taşımaya devam etmelerinin perde arkasını da açıklayan Ercan Taştekin şu bilgileri verdi:  “Göçmen kaçakçılığı profesyonel bir alan ve bu suçla ciddi gelir elde eden çıkar amaçlı suç örgütleri var. Çıkar amaçlı suç örgütleriyle ilgili profesyonel mücadele edilemiyor. Bunlarla ilgili teknik takip, istihbari çalışma, planlı ve projeli operasyonlar yapılmadıkça facia büyüyerek devam ediyor.”

Aktif Haber

CHP’li Bozkurt: Erdoğan açıkça yasalara aykırı davrandığını söylemiştir

1Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Başkanlık Sistemi’ kampanyası başlattığını belirterek, “Cumhurbaşkanlığı makamının hassasiyet ve ağırlığıyla bağdaştırılması mümkün değildir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki gün Türkiye Anayasa Platformutarafından düzenlenen programdaki açıklamalarını değerlendiren CHP milletvekili Hüsnü Bozkurt, yazılı basın açıklaması yaptı.

Söz konusu programla ‘Başkanlık Sistemi’ kampanyasının başlatıldığını belirten Bozkurt, Erdoğan’ın “Eğer mevzuat amcayla bu işi yürütmeye kalksaydık biz yanmıştık. Onu kendimize uydurduğumuz için bu işi başardık.” sözlerine dikkat çekti. Bu açıklamaların Cumhurbaşkanlığı makamının hassasiyet ve ağırlığıyla bağdaştırılmasının mümkün olmadığını ifade eden Bozkurt, Erdoğan’ın bu sözlerle, yasaları umursamadığını, aykırı davrandığını açıkça söylediğini dile getirdi.

‘EMPERYAL BOP PLANI ADIM ADIM YÜRÜMÜŞ VE SON AŞAMASINA GELMİŞTİR’

Bozkurt, ülkede artan törer eylemleri ve 200 bin insanın bölgeden göç ederken yapılan açıklamaları eleştirerek şöyle konuştu: “Ülkemiz kan revan içindeyken, son 2 gündeki 6 şehidimiz dahil 200’ün üzerinde vatan evladını şehit vermişken, bilinen 44’ü çocuk, 53’ü kadın 300’e yakın sivil yurttaşımız yaşamını yitirmişken, 200 bin yurttaşımız kendi ülkesinde göçebe, neredeyse mülteci durumuna düşmüşken, eli kanlı hain terör örgütü Cumhurbaşkanının bizzat kendi sözleri ile sabit olduğu üzere, çözüm sürecinde eli kolu bağlanan güvenlik güçlerimizin gözleri önünde şehirleri zapt etmiş oluk oluk kan döküyorken, bölge adeta 2. Dünya Savaşı film kareleri gibi harabeye dönmüşken, eğitim yapılamaz, sağlık hizmeti sunulamazken ve ticaret tamamen durmuşken yapılan bu açıklamaları anlamak mümkün değildir.”

Dış politikanın yerle yeksan olduğunu ifade eden CHP’li Bozkurt, Suriye sınırında uçak dahi uçurulamadığı, 2,5 milyon Suriyeli mültecinin ülkenin her yerine dağıldığı, canlı bombaların büyük kentlerde cirit attığı ve sokaktaki sade vatandaşta bile can güvenliği endişesinin yayıldığı bir ortamda, Büyük Ortadoğu Projesi’nin daha 90’larda harita ile kaydedilmiş ülkemizi bölme ve rejimi değiştirme planının adım adım yürüdüğünü ve son aşamasına geldiğini belirtti.

Bozkurt, açıklamasının sonunda şunları kaydetti: “Bunca sorun arasında sayın Erdoğan’ın ‘Biz parlamenter sistemin ülkemizde miadını doldurduğuna inanıyoruz’ açıklamaları ise yıllardır ısrarla sürdürdüğümüz sorunları TBMM çatısı altında görüşme ve çözüme ulaştırma çağrılarımızın neden AKP hükümetlerince cevapsız bırakıldığının somut göstergesidir. Cumhurbaşkanı’nın ‘Bu işi başardık’ dediği kara tablo karşısında hayrete düşmemek mümkün değildir. ‘Başarı’ buysa, sayın Cumhurbaşkanının başarısızlığından Allah milletimizi, bölgemizi ve dünyayı korusun!”

Cihan Haber Ajansı

28 Ocak 2016 Tarihinde TBMM Genel Kurulunda Yaptığım Konuşma


 

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Saygıdeğer milletvekilleri, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu hafta Demokrasi Haftası. Tam da iç barışımızın ciddi tehdit altında olduğu, ulusal birliğimizin tartışıldığı, sınırlarımızın tartışıldığı ve ülkemizin hem iç barış yönünden hem de dış politika yönünden ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu, âdeta kan kaybettiği bir dönemde, 24 Ocak 1993 Uğur Mumcu’nun katli ve 31 Ocak 1990 Muammer Aksoy Hocamızın katlini kapsayan bu bir hafta bu ülkenin biz devrimcileri, solcuları açısından son derece önemli. Çünkü Uğur Mumcu şunu söylüyordu: “Ben Atatürkçüyüm, ben cumhuriyetçiyim, ben laikim, ben antiemperyalistim, ben özgürlükçüyüm, ben tam bağımsız Türkiye’den yanayım.” diyordu. Ben bu Mecliste bu söylemlere karşı çıkan bir tek milletvekili olduğuna inanmak istemiyorum. Ama o bunları dediği için yok edildi. Onunla birlikte ülke pek çok değerini de kaybetti. Uğur Mumcu’nun şahsında biz araştırmacı gazeteciliği, ülke sorunlarına doğru ve demokrasi açısından bakışı da yitirdik. Uğur Mumcu, “Tam bağımsız Türkiye’den yanayım.” derken, tıpkı Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’dan yola çıkarken söylediği gibi, ya istiklal ya ölüm yolundaydı, tıpkı 1969’da Samsun’dan Ankara’ya tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye yürüyüşünü yapan Deniz Gezmişlerin idealini dile getiriyordu. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ü “iki ayyaş” diye aşağılarken, biz Deniz Gezmiş’i 25 yaşında ipe gönderirken, biz Uğur Mumcu’yu “Tam bağımsız Türkiye’den yanayım” dediği için, “Atatürkçüyüm, bağımsızlıkçıyım, özgürlükçüyüm.” dediği için arabasının içinde paramparça ederken ülkemiz, sevgili kardeşlerim, o kadar çok değerlerini yitirdi ki.
Bakın, bugün, aylardır çırpınmamıza rağmen, ülkemizde çok ciddi kardeşlik kaybımıza rağmen, ülkemiz kanıyorken bu Mecliste hepimiz halkımızın oylarıyla buraya gelmiş milletvekilleri olarak bir araya gelemediğimiz için, sorunlarımızı tartışamadığımız için, Suruç katliamından sonra bu Meclise grubumuzca verilen araştırma önergesi reddedildiği için bugün yazık ki 10 bin kilometre öteden gelen büyük biraderin gözetiminde sorunlarımızı tartışmak gibi bir durumla karşı karşıyayız.
Sevgili arkadaşlar, benim kanıma dokunuyor. Allah aşkına, sizin gücünüze gitmiyor mu? Gerçekten samimiyetle soruyorum. Biz, burada 550 milletvekili olarak, ülkemizin temel sorunlarını bir araya gelip bir komisyonda tartışamıyorken, acaba Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı Joe Biden iç barıştan demokrasiye, hatta hukuka nizamat vermeye kalktığı zaman, bu bizim gücümüze gitmiyor mu?
Bakın, ülkemizin Sayın Cumhurbaşkanı, evet, doğru, halkımızın yüzde 52 oyuyla seçilmiş Sayın Recep Tayyip Erdoğan, altı ay önce “Onu öyle bırakmam, bedelini ödeyecek.” diyor, altı ay sonra ısmarlama bir davayla Can Dündar ve Erdem Gül Silivri’ye konuluyor, iki gün önce Joe Biden ABD Başkan Yardımcısı Can Dündar’ın oğluna diyor ki: “Çok cesur bir baban var, onunla gurur duy.” Ne demek istiyor?Yani Türk yargısına diyor ki: “Can Dündar’ı serbest bırakın.” Ee, tabii, bu ülkenin Cumhurbaşkanı yargıya altı ay önceden talimat verip davalar açtırırsa, Amerikan Başkan Yardımcısı da gelip o davanın sonucu üzerinde akıl ve fikir yürütebilir.
Sevgili kardeşlerim, gelin, şu halkın bize verdiği oyların hakkını verelim, bir araya gelelim…
Biz bu ülkenin milletvekilleriysek, ne olur, gelin, hep birlikte bu ülkenin sorunlarına çözüm üretmek için bu Mecliste bir araya gelelim.