MÜSTAFİ SUBAYLARIN HAKLARINI MECLİS GÜNDEMİN TAŞIDI

meclisCHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt Başbakan Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Müstafi Subayların Hakları ile ilgili Soru Önergesi  verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

Türk Silahlı Kuvvetleri Kimlik Kartı Yönergesine göre, ‘’Müstafi subay ve astsubaylar ile emeklilik hakkını kazanmaksızın sağlık nedeniyle ayrılan subay ve astsubaylara Orduevleri, Sosyal Tesisler ve Dinlenme Merkezleri gibi askeri sosyal tesislerden günü birlik istifade etmeleri amacıyla Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlıklarınca ilgili mevzuat hükümlerine göre  ‘’Özel Giriş Kartı’’ verilmektedir. Ne  var ki bugün pek çok müstafi subay ve astsubay, onlarca yıl hizmet verdikleri Silahlı Kuvvetlere ait tesislerden günübirlik giriş hakkı dışında faydalanamamaktan şikayetçidir.

Bu bağlamda;

  • Müstafi subaylara TSK’ya bağlı tesislerden süre sınırı olmaksızın faydalanabilmeleri için “Daimi giriş kartı

“ verilmesine yönelik bir girişiminiz mevcut mudur? Bu durumda olan subay ve astsubayların yoğun talepleri göz önünde bulundurularak bu yönde bir çalışma başlatılması düşünülmekte midir?

13 Nisan 2016 TBMM Genel Kurulu Konuşması-Türkiye Cumhuriyeti’nin kilit taşı Mustafa Kemal Atatürk’tür, laiklik ilkesidir.

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Laikliğin kabulünün yıl dönümü nedeniyle söz aldım. Efendim, birtakım olaylar yaşıyoruz değerli Adalet ve Kalkınma Partili saygıdeğer üyelere de seslenmek istiyorum. Gerçekten burada bir parti farkı gözetmeksizin samimi duygularımla hitap ettiğimi kabul etmenizi istirham ediyorum. Pek çok olay yaşıyoruz, örneğin Karaman olayı diye siyasi literatürümüze giren vahim bir olayı yaşadık. Aynı günlerde sadece Karaman’la sınırlı olmayan, işte Rize’den Osmaniye’ye, Elâzığ Harput’tan Balıkesir’e, Aydın Nazilli’den Adana’ya, Kayseri’den Antalya’ya, Ankara’ya, Trabzon’a, Konya Selçuklu’ya, Afyonkarahisar’a, Kars’a, Bartın’a, Tokat’a, Konya Ereğli’ye kadar pek çok il ve ilçemizde ilköğretim okullarında, yurtlarda, vakıf evlerinde ya da yetiştirme yurtlarında kız ya da erkek çocuklarımızın tecavüze, cinsel istismara tabi olduklarını, uğradıklarını gördük.
Değerli arkadaşlar, altmış beş yıldır ülkemizi -1950’den beri- siyasi literatürde sağda tavsif edebileceğimiz partiler yönetiyor, on dört yıldır da Adalet ve Kalkınma Partimiz iktidarda. Tabii ki halkın oylarıyla geliyor, son derece saygıdeğer ama özellikle son dört yıl, beş yıl içinde AKP iktidarlarının laikliği yok sayan, laik eğitimi ortadan kaldıran, yasalarımızın Millî Eğitim Bakanlığına verdiği ilk ve orta dereceli okul çocuklarımız için yurt açma görevini bilerek ortadan kaldırıp bu alanı vakıf ve derneklerin yurt ve evlerine açan, eğitimin laik temelini, bilimsel temelini yok eden ve laik cumhuriyet kurucularına savaş açan, laik cumhuriyeti tahrip eden bir anlayışıyla karşı karşıyayız. Bunun bilinçsiz yapıldığını söylemek mümkün değil. Bakın, asla kişiselleştirmeden şunu görmemiz gerekiyor: Eğer bu coğrafyada, bin yıldır yurt edindiğimiz Anadolu’da laik cumhuriyet olarak devam edemezsek, yurttaşlarımızı öğretim birliği ilkesi içinde laik, özgür yurttaş bilinciyle yetiştiremezsek bu coğrafyada inanın ne ulusal birliğimizi ne millî birliğimizi ne de vatan bütünlüğümüzü tehdit altında kalmaktan kurtarma şansımız yoktur. Ben, bütün iyi niyetimle hepinize istirham ediyorum: Lütfen laik cumhuriyeti koruyalım, kollayalım. Türkiye Cumhuriyeti’nin kilit taşı sevgili AKP’li kardeşlerim, Mustafa Kemal Atatürk’tür, laiklik ilkesidir. Atatürk’ü kötüleyerek…
Bakın, geçen hafta, Eskişehir’de İkinci İnönü Zaferi’nin doksan beşinci yıl kutlamalarına gittik, Twitter’da paylaştım, altına bir kardeşimiz “İnönü’nün neyini kutluyorsunuz?” diyor. Geçen gün bir şehit ailesi, şehit yakını Sayın İçişleri Bakanımıza sitem ediyor. Bir başka arkadaşımız “Bu da paralelci, vikvikleyip duruyor, dışlansın.” diyor. Bu şekilde toplumda kin ve nefret tohumları ekerek ve hele hele dindar ve kindar nesiller yetiştirme amacına yönelerek inanın bana varabileceğiniz hiçbir yer yok. Bu toplum bin yıldır Müslüman, bu toplum bin yıldır dindar, ilk defa AKP’yle dindar olmadı ama kin dinle bir arada telaffuz edilebilecek bir şey değil. O bakımdan, lütfen laik cumhuriyeti, cumhuriyetin kurucu babalarını asla ama asla yok ederek, aşağılayarak, onlara hakaret ederek varabileceğimiz bir nokta olmadığının bilinciyle gelin, gelin…
Gelin, tekrar hepinizden rica ediyorum, şu Mecliste bir araya gelelim dört parti, bakın ülkemiz kan revan içinde, gelin hep beraber bu sorunlara çözüm üretelim kardeşlerim. Bizi buraya gönderen halk iradesi hepimize bu cumhuriyetin Anayasa’sına bağlı olduğumuz için bu kürsülerde hitap edebilme yetkisini verdi. “Bu Anayasa’yı tanımıyoruz.” diyerek, “Bu yasalara uymayın.” diyerek, kurucu babalara hakaret ederek varabileceğimiz hiçbir yer yok.
Türkiye Cumhuriyeti’nin -tekrar altını çizerek söylüyorum- kilit taşı, o kubbeyi bir arada tutan Mustafa Kemal Atatürk ve laikliktir. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu burada çekersek inanın o yıkılacak kubbenin altında hep beraber kalacağız, bu kan deryasının içinde boğulacağız. Gelin hep beraber lütfen bu ülkenin geleceğine sahip çıkalım diyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP’li Bozkurt Aile sağlığı personellerinin sorunu TBMM’ye taşıdı

57904_656x369CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, aile sağlık elemanlarının sorunlarını Meclis gündemine taşıdı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle önerge veren Bozkurt, 5258 Sayılı Aile Hekimliği Kanunu’na tabi olarak hizmet veren ve sayıları yaklaşık 4 bini bulan, kamuda istihdam edilmelerine rağmen, “Kamu dışı eleman” olarak nitelendirilen aile sağlığı elemanlarının birçok haktan mahrum bırakıldığını söyledi.

Aile sağlığı elemanlarının işe KPSS ile alındıklarını ancak kadro talebinde bulunduklarında veya yer değişikliği talep ettiklerinde kendilerine “Kamu dışı” personel oldukları yanıtı verildiğini ifade eden CHP’li Bozkurt, aynı şekilde iş güvenceleri olmaması nedeniyle birçok konuda mobbinge maruz kaldıklarını, hastalanmaları halinde rapor almalarına rağmen izin dahi kullanamadıklarına dikkat çekti.

Kendilerine nöbet, eğitim gibi durumlarda kamu kuralları uygulanan aile sağlığı elemanlarının kamu kurumlarında çalışan sağlık görevlileri ile eşit iş yapmalarına rağmen “kadro” başta olmak üzere pek çok haktan mahrum olmaları sebebiyle pek çok sorun yaşadığını ifade eden Bozkurt, aile sağlığı elemanlarının, kamu kurumlarında çalıştıkları halde neden “Kamu personeli olmayan aile sağlığı elemanı” olarak nitelendirildiğini sordu.

CHP’li Bozkurt önergesinde ayrıca şu soruları yöneltti:

– Aile sağlığı elemanlarına diğer kurumlardaki memurlarla aynı işi yapıyor olmalarına ve nöbet, eğitim gibi kamu kuralları uygulanmasına rağmen, yer değişikliği hakkı tanınmamasının gerekçesi nedir?

– 4 bin civarındaki aile sağlığı elemanın sıkıntılarının çözümü ve özlük haklarının iyileştirilmesi hususunda çalışmanız var mıdır?

– Aile sağlığı elemanlarının kadroya alınmasına yönelik bir çalışma planlanmakta mıdır?

Çağdaş Ses

AKP Milletvekili Galip Ensarioğlu’nun YASAMA bizde, YARGI bizde, YÜRÜTME bizde sözlerini Sordum

meclisCHP Konya Milletvekili Dr. M.Hüsnü Bozkurt TBMM Başkanı Sayın İsmail Kahraman tarafından yazılı olarak yanıtlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na AKP Milletvekili  Galip Ensarioğlu’nun YASAMA bizde,  YARGI bizde,  YÜRÜTME bizde sözlerini ile ilgili Soru Önergesi  verdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıdaki sorularımın TBMM Başkanı Sayın İsmail Kahraman tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

AKP Diyarbakır Milletvekili Sayın Galip Ensarioğlu,  4 Nisan 2016 akşamı A Haber’de katıldığı ve Başkanlık sisteminin tartışıldığı “Arka Plan” programında “Bugün parlamenter sistem en fazla bizim işimize gelir. Mevcut parlamenter sistem en fazla bizim işimize gelir. Ak Parti’nin işine gelir. Çünkü YASAMA bizde, YARGI bizde, YÜRÜTME bizde. Her şey bizde…” sözlerini sarf etmiştir.

Sayın Ensarioğlu’nun bu sözleri, Anayasal güvence altında olan “Kuvvetler Ayrılığı” ilkesinin ihlal edildiğinin itirafı ve Anayasa suçudur. Sayın Ensarioğlu bir AKP milletvekilidir. İfadelerinden anlaşıldığı üzere, yasama, yürütme ve yargı ilkelerinin AKP iktidarınca kullanılmakta olduğunu itiraf etmektedir. Bunun anlamı, Sayın Ensarioğlu’nun Anayasa’yı ve yasaları,  parlamentoda temsil edilen diğer siyasi partiler ile vekillerini ve TBMM’yi tanımadığıdır.

Bu bağlamda;

  • TBMM Başkanı olarak, Meclis çatısı altında milletvekili sıfatıyla görev yapan Sayın Galip Ensarioğlu’nun bu açıklamalarını kabul edilebilir buluyor musunuz?

 

  • Sayın Ensarioğlu hakkında ne gibi bir işlem yapmayı düşünüyorsunuz?

Diyanet İşleri Başkanlığı Dergisindeki İfadeleri Başbakan’a Sordu

meclisTÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından aylık çıkarılan çocuk dergisinin Nisan sayısında “Şehitlik” konusu işlenmiş, ne var ki ebeveynlerle çocukları arasında geçen diyalogların “Şehit olan cennette o kadar mutlu olur ki on defa şehit olmak ister”, “Keşke ben de şehit olabilsem” gibi ifadeler içermesi nedeniyle kamuoyunda tepkilere neden olmuştur.

Özellikle çocuk yaştaki bireylerin zihinlerini yıkayarak örgüt üyesi yapan ve canlı bomba olarak kullanan,  bu şekilde Türkiye’de ve Avrupa’da yüzlerce insanın ölmesine ve yaralanmasına sebep olan IŞİD terör örgütünün de, Diyanet’in dergisinde bahse konu olan “İslam uğruna ve Allah için şehit olma ve cennete gitme” söylemlerini kullandığı bilinmekteyken, çocuk dergisinde şehitliğin çekici hale getirilerek işlenmesi tepkilerin büyümesine neden olmuştur.

Diğer yandan, yakın zaman içinde “Babanın öz kızı” ile ilgili verdiği fetva nedeniyle tepki toplayan Diyanet İşleri Başkanlığının çocuk dergisinin Ocak sayısında da, “Görünmeyen Elbise” adlı hikayesinde anne kaplumbağayı türbanlı olarak göstermesi kamuoyu gündemine gelmiş, konunun uzmanları, derginin hitap ettiği çocukların yaş aralığı da göz önünde bulundurulduğunda bahsi geçen türden yayınların çocukların algı ve ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceği uyarılarında bulunmuştur.

 

Bu bağlamda;

  • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın aylık çıkarılan çocuk dergisinin Nisan sayısında ele alınan “Şehitlik” konusunun bu şekilde işlenmesi Başbakanlıkça uygun bulunmakta mıdır?
  • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bahse konu dergisindeki aylık konular neye göre belirlenmektedir? Bu konular belirlenirken pedagogların ve çocuk eğitimcilerinin görüşü alınmakta mıdır?
  • IŞİD’in de aynı argümanları kullandığı göz önüne alınarak, Allah yolunda şehit olmanın çocuklara çekici hale getirilerek işlenmesinden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ne gibi bir fayda elde edeceği düşünülmektedir?
  • Diyanet İşleri Başkanlığının laik Cumhuriyetin bir kurumu olduğu ve sorumlu davranması gerektiği konusunda Başbakanlıkça uyarılması düşünülmekte midir?

Halka ekmek ve hoşaf dağıttılar

halka-ekmek-hosaf-dagittilarÇanakkale Şehitlerini Anma Günü nedeniyle CHP’li gençler Çanakkale ruhunun yaşatılması amacıyla Gedavet Parkı’nda şehitler için saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından vatandaşlara ekmekle hoşaf dağıttı

 

CHP’li gençlerin Çanakkale ruhunun yaşatılması ve Şehitleri Anma programına CHP Konya İl Gençlik Kolları Başkanı Orkun Polat, CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, il yönetim kurulu üyeleri ve merkez ilçe başkanlarıyla gençler ve partililer katıldı.

CHP Konya İl Gençlik Kolları Başkanı Orkun Polat, Çanakkale ruhunun yaşatılması amacıyla ekmek ve hoşaf dağıtımı yaptıklarını belirterek, “18 Mart Çanakkale Zaferi’nde şehitlerinin yemek listesi ekmek ve şekersiz üzüm hoşafı idi. Onlar yokluk içinde büyük bir kahramanlık destanı yazarak, vatanı bizlere emanet ettiler. Atalarımıza bize vatanı bıraktıkları için minnettarız. Sonuna kadar kollamak ve korumakta bizim görevimiz. İşte bugünde bizim yemeğimiz şekersiz üzüm hoşafı ve ekmek. Şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyoruz” dedi.

halka-ekmek-hosaf-dagittilar-2

“ÇANAKKALE, EMPERYALİST GÜÇLERİN YENİLEBİLİNECEĞİNİN İSPATIDIR”

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’ta konuşmasında, Çanakkale’nin emperyalist güçlerin yenilebilineceğinin ispatı olduğuna dikkat çekerek, “Çanakkale’de her gün üzüm hoşafı ve kırma buğdayı kendilerine öğün yapan atalarımız dünyanın ordularını yendi. Bundan dolayıdır ki, Çanakkale dünya’da emperyalist ordulara yenilemeyeceğinin kanıtıdır. Bunun yanında yine Çanakkale Ulusal Kurtuluş savaşının önsözüdür. 200 yıl batı Osmanlı imparatorluğunu yıkmaya çalışmıştır. Cumhuriyetle birlikte Çanakkale millet olma ruhudur. Diğer taraftan Çanakkale Mustafa Kemali kazandırmıştır. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyetini kurarak bir millet olmayı bize vermiştir. Bugün Mustafa Kemalsiz bir Çanakkale anlatılıyor. Bizler Mustafa Kemali dünyaya anlattık. Bu memlekete ve insanlara da anlatma imkânı bulacağız. Çanakkale’deki şehitlerimizle bütün şehitlerimizi minnetle anıyoruz” şeklinde konuştu.

YENİMERAM - KONYA BÖLGESEL GAZETE

CHP’den ‘okulda taciz’ soruları

595c31fd1b61daec_480x270
CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Konya Ereğli’deki bir okulda yaşanan cinsel istismarı TBMM’ye taşıdı.

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Konya’nın Ereğli ilçesinde gerçekleşen olayda, bir meslek lisesi müdürünün öğrencisiyle dini nikah kıymak suretiyle cinsel ilişkiye girdiği ve öğrencinin evlenme vaadine dayanarak yaşananları çevresindekilere anlatmasıyla açığa çıkan konuyu Meclis gündemine taşıdı.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın yanıtlanması istemiyle önerge veren Bozkurt, olayın Konya kamuoyuna da yansıdığını ve duyulduğu andan itibaren CHP’nin harekete geçerek konunun takipçisini olduğunu belirtti.

CHP Ereğli İlçe Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada İlçe Milli Eğitim Müdürünün verdiği bilgiye göre olayın ilçe sınırlarında kalmayarak, İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerince 2 müfettiş görevlendirmek suretiyle araştırıldığı ve idari soruşturma neticesinde müdürün istifası istenerek işleme konulduğu bilgisinin aktarıldığını ifade eden Bozkurt, olayla ilgili idari soruşturma başlatılmış olsa da, adli soruşturma noktasında henüz adım atılmadığına dikkat çekti.

Bakanlığın konudan haberdar olup olmadığını soran CHP’li Bozkurt, konunun takibi açısından ne tür girişimlerde bulunulduğunu ya da bulunulacağını sordu.

Önergesinde, “Konuyla ilgili olarak adli soruşturma başlatılması için gerekli talimatlar verilmiş midir; verilmesi planlanmakta mıdır? Bahsi geçen okul müdürünün daha önce de benzer vakalarda adı anılmış mıdır; hakkında yapılmış şikayet var mıdır? Bahsi geçen olayın ardından öğrenciye psikolojik destek sağlanmış mıdır; sağlanılması düşünülmekte midir?” sorularına yer veren Bozkurt, Ereğli’de bir meslek lisesinde de geçtiğimiz 1 yıl içinde benzer bir olayın yaşandığı, öğrencisiyle ilişkiye giren okul müdürünün sadece müdürlükten alındığı ve öğretmen olarak Karapınar ilçesine atandığını dile getirerek, Bakanlığın bu olaydan haberi olup olmadığını, araştırılıp araştırılmayacağını ve bahsi geçen kişinin halen öğretmen olarak görevini sürdürmesinin gerekçesini sordu.

CHP Konya Milletvekili Bozkurt, son dönemde okullarda cinsel istismar vakalarının sıklıkla gündeme gelmeye başladığını ve kamuoyunun Kayseri’de öğretmeni tarafından tacize uğrayan lise son sınıf öğrencisi Cansel Buse Kınalı’nın intiharıyla olaydan haberdar olduğunu hatırlatarak, “ Eğitim camiasında cinsel taciz vakalarındaki artışın tedirgin edici boyutlara ulaştığı göz önünde bulundurulduğunda ard arda yaşanan bun olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu yöneltti.

gerçek gündem

CHP’den KPSS İle Atamalar İçin 25 Bin Kadro Talebi

CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt, KPSS 1 2016 atamalarında 25 bin kadro açılması için kanun teklifi verdi

meclis

Bozkurt, KPSS/1 2016 atamalarında 25 bin kadro açılması için kanun teklifi verdi. 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

 

Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

                                                                                                                                                                     Konya Milletvekili

GENEL GEREKÇE

 

2014 Kamu Personeli Seçme Sınavına girmiş 1.128.032 lisans, 779.314 ön lisans ve 1.683.696 ortaöğretim mezunu olmak üzere 3,5 Milyon memur adayına, Kasım 2014/2 atamasında 5067 kadro verilmiştir. Aynı şekilde Haziran 2015/1 atamalarında verilen 9600’ü sağlık personeli olmak üzere 13 Bin 213 kadro, atanmayı bekleyen memur adayları için hayal kırıklığı yaratmıştır.  Bunlara ilaveten birçok kurumun merkezi atamadan çıkartılması mağduriyetleri iki katına çıkarmıştır. Yıllarca okuyup, büyük maddi ve manevi emeklerle KPSS’ye hazırlanan adayların bir diğer önemli sorunu da, kamu personeli alımında uygulanan mülakat sistemidir. Pek çok kişi, KPSS neticesinde yüksek puan aldıkları halde merkezi atama yerine, mülakata tabi tutulmakta ve böylelikle adayların memurluk umudu azalmaktadır.

Netice itibariyle memur adayları, atamalardaki mağduriyetlerin giderilmesini beklemektedir. ler.

Bu kanun teklifi ile KPSS/1 2016 atamalarında KPSS mağdurlarına 25 bin kişilik kadro açılması öngörülmektedir.

 

GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

 

 

MADDE 1- 13/12/1983 tarihli ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“EK MADDE 20- Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerde istihdam edilmek üzere teknik hizmetler ve genel idare hizmetleri sınıfından dokuzuncu ve onuncu derecede 25.000 adet memur kadrosu ihdas edilmiştir. Bu kadroları, hizmet sınıfı ve derece değişikliği yapmak suretiyle idarelerden uygun görülenlere tahsis etmeye Devlet Personel Başkanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir.”

MADDE 2- 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 43- 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 17 nci maddesi kapsamında ihdas edilen kadrolar 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Kanununun sınırlamalarına tabi olmaksızın 01/07/16 tarihine kadar doldurulur.”

MADDE 3- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

TBMM Genel Kurulunda Bütçe Görüşmeleri Esnasında Yaptığım Konuşma

TBMM Genel Kurulunda bütçe görüşmeleri esnasında yaptığım konuşmanın metni ve videosu:

 

Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. KOP İdaresi üzerine konuşacaktım ama kıyamet koptuğu için BOP ve etkileri üzerine konuşmayı tercih ediyorum.
Değerli arkadaşlar, ülkemiz, bizzat Abdullah Gül Bey’in de söylediği gibi Cumhuriyet tarihinin en kritik sürecini yaşıyor. Bana göre çok yaşamsal sorunlarımız var. Başta, dış politikamız çökmüş durumda. 92 yıllık Cumhuriyet tarihinde ilk defa hem Amerika’yla, hem Rusya’yla, hem Avrupa Birliğiyle, hem İran’la, Irak’la, Suriye’yle ve Yunanistan’la ciddi sorunlar yaşayan, bölgede ve dünyada çok haklı olduğumuz konuları bile anlatma durumumuz kalmayan, dostsuz, yalnız bir ülke durumundayız. Dış politikada çok ciddi sorun yaşıyoruz. Çok ciddi bir iç barış sorunumuz var arkadaşlar. Dokuz aylık milletvekilliği süremizde yaptığımız en istikrarlı iş her gün şehit cenazelerine koşturmak. 300’ün üzerinde şehidimiz var, 300’ün üzerinde kayıtlı sivil ölüm var, 44 çocuk hayatını kaybetti ve biz, bu Mecliste az önce birbirimize girdik. Bu halka nasıl bir manzara verdiğimize lütfen dikkat edelim. Ne sizler Recep Tayyip Erdoğan’ın ya da Ahmet Davutoğlu’nun vekillerisiniz ne biz Kılıçdaroğlu’nun vekilleriyiz ne siz Bahçeli’nin ne siz Demirtaş’ın vekillerisiniz. Bu milletin vekilleriyiz, bu milletin. (CHP sıralarından alkışlar)
Bu milletin vekilleriyiz, kendimize geleceğiz. (CHP sıralarından alkışlar) Bu ülkenin iç barışını tesis etmek bu Meclisin görevidir.
Ben, buradan Meclis Başkanına çağrı yapıyorum.
Birilerinin hayal dünyasını tatmin etmek için yapay komisyonları bırakın, bir an önce bir barış komisyonu kuralım, bu ülkedeki kanı durduralım. (CHP sıralarından alkışlar)
Sevgili arkadaşlar, ciddi bir yönetim sorunumuz var; çok ciddi, çok ciddi bir yönetim sorunumuz var.
Bakın “Ben seçildim, öyleyse artık bu ülkenin isteseniz de istemeseniz de yönetim şekli değişmiştir.” demek mevcut, meri, geçerli Anayasa’yı yok saymak demektir.
Bu meşruiyet kaybıdır, kendinizi yok saymak demektir. Bunu asla doğru bulmayın sevgili arkadaşlar. Bu ciddi bir sorun. Anayasa Mahkemesini tanımamak, mahkemelere talimat vermek, o güvendiğiniz ve ona göre burada görev yaptığınız Anayasa’yı yok saymak doğru değil.
Ve kardeşlerim, sevgili milletvekilleri, ciddi bir liderlik sorunumuz var.
Bakın, buradan Sayın Davutoğlu Sayın Kılıçdaroğlu’na liderlik dersi verirken hepiniz alkışladınız.
Dedi ki: “Ben grubuma hâkimim, sen değilsin.”
Şimdi, Sayın Davutoğlu… Ben buradan söyleyeyim değerli hemşehrim, arkadaşlar…
Ben buradan söyleyeyim…
Lider olmak belli sayıda insana lafını dinletmek değildir, o kadarını askerde çavuş da yapıyor. (CHP sıralarından alkışlar)
Lider olmak, sözünü dünyaya dinletebilmektir.
Sen konuştuğun zaman karşına Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Sözcüsünün muhatap olmaması demektir. Sen konuştuğun zaman birilerinin elinde beyzbol sopasıyla sana ayar vermemesi demektir. (CHP sıralarından alkışlar)
Sen konuştuğun zaman bir değeri olmak demektir. Lider olmak, devlet adamı olmak demektir.
Sevgili kardeşlerim, İsmail Müştak Mayakon, 1927’de, Ankara’da Ahmet Rasim’le karşılaşır. Ahmet Rasim bildiğinizdir. “Hayrola Üstat, ne arıyorsun Ankara’da” der. Der ki: “Fırıncılar ekmeği dört köşe yapmıyor da onun için Ankara’dayım.” Anlamaz, “Hayrola.” der. “Yahu, İstanbul’da, Beşiktaş’ta bir ekmek aldım, Akaretler yokuşundan inerken kolumun altından kaydı, düştü, yakalayayım diye koşarken buralara geldim.” Vedalaşıp ayrılırlar. Akşam Çankaya’da Mustafa Kemal Atatürk’e anlatır. Atatürk hiddetlenir, kalkar, “Ya siz ne yaptınız Beyefendi?” der. “Ne yapacağım efendim, bir şey anlamadım.” “Nasıl anlamazsın.” der. “Bu memleketin kültürüne, bu memleketin edebiyatına yarım asır hizmet etmiş bir muhterem zat, bir büyük insan belli ki yoksulluğa düşmüş, ekmek parası peşinde. Neden elinden tutup getirmezsin?” Döner yaverine, der ki: “Ahmet Rasim Bey’i bulun, lütfen, buraya davet ettiğimi söyleyin.” Yaver gider, bir otel odasında Ahmet Rasim’i bulur. Sevgili kardeşlerim, Ahmet Rasim geldiği zaman Mustafa Kemal ayağa kalkar, “Hoş geldiniz Üstat.” der, masada yanına alır, izzet, ikram eder ve kalkarken “Üstat, lütfeder misiniz acaba, boş bulunan İstanbul Milletvekilliğini kabul buyurur musunuz?” der. O saate kadar… Döner Ahmet Rasim, İsmail Müştak’la göz göze gelirler, gözlerinden yaşlar süzülür, Mustafa Kemal’in eline sarılmaya kalkar, Mustafa Kemal izin vermez, der ki: “Paşam, anladım şimdi; ekmek gerçekten aslanın ağzındaymış.”
Ben bu anekdotu ne zaman okusam De Gaulle gelir aklıma. Fransa’yı Cezayir’deki tutumu nedeniyle kınayan Jean Paul Sartre’ı “Mahkemeye verelim, yargılayalım.” diyenlere De Gaulle diyor ki: “Beyler, beyler; kendinize gelin. Sartre Fransa’dır, Fransa’yı yargılamak kimin haddine?”
Sevgili kardeşlerim, devlet adamı, lider, ülkesinin kültürüne, dünya kültürüne hizmet etmiş adamlara saygı gösteren, onlara “kudurmuşlar” demeyen… (CHP sıralarından alkışlar) Her milletvekili, her bakan, her başbakan, her cumhurbaşkanı devlet adamı da olduğu zaman değer kazanır. Ben yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Bu millete Allah devlet adamı olmayı da nasip eden liderler nasip etsin diyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Ankara saldırısı bir büyük aklın yaptığı eylem olarak görülmelidir.

Dönem: 26 Yasama Yılı: 1 Tarih: 24.2.2016

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Özellikle AKP’li arkadaşlarımın ve Hükûmetin dikkatine sunmak istediğim bir görüşüm var, düşüncem var. Ankara saldırısını, artık ne yazık ki bütün ülkemizin alıştırıldığı sıradan bir terör olayı gibi görmenin ve böyle değerlendirmenin son derece yanlış olduğunu düşünüyorum. Ankara saldırısı, elbette, topyekûn milletimize karşı ama özellikle devletin egemenliğine ve devletin aklına karşı, devletin varlığına karşı bir saldırıdır. Arkasındaki terör örgütü kim olursa olsun bir büyük aklın yaptığı eylem olarak görülmelidir. Ancak, ne yazık ki ne Sayın Cumhurbaşkanının ne Sayın Başbakanın ne de dün Sayın İçişleri Bakanının açıklamaları bunun böyle görülmediğini gösteriyor. Buna bu Meclisin topyekûn karşı çıkması ve bir an önce Meclis olarak sorumluluk alıp bir araya gelmemiz gerekiyor.
Teşekkür ediyorum.