CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt 14 Ocak Perşembe Saat:20.00’da Ulusal Kanal’da Umut Tezerer’in konuğu olacak.Ülke gündeminin önemli olaylarını, iç ve dış politikayı konuşacak.İzlemeniz dileğiyle
Diyanet’in skandal ‘baba-kız’ fetvası Meclis gündeminde
CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’un Çalışan Gazeteciler Günü Mesajı
Gazetecilik, zamanı, mekanı, mesaisi olmayan, onu icra edinen kişinin kimi zaman en ağır şartlar içinde olduğu ve hatta kendini dahi unuttuğu, dünyanın en zor mesleklerinden biridir; hele ki, baskının ve korkunun egemen kılınmaya çalışıldığı bizim gibi ülkelerde çok daha zor.
İşte bu sebeple 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, artık kutlama mesajlarının yayınlandığı gün olmaktan çıkmış, basın emekçilerimizin her geçen gün artan sorunlarının gölgesinde bırakılmıştır. Nitekim, kalemlerini satmayarak halkı salt gerçeklerle buluşturdukları için hapishanelere konan, tartaklanan, tehdit edilen gazetecilerin varlığı sebebiyle, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde de alt sıralarda bulunan ülkemizde, demokrasinin varlığının en önemli unsurlarından biri olan özgür basın için yılmadan mücadele etmek hepimizin görevidir. Zira; gazetecinin özgür olması demek, toplumun özgür olması demektir.
Bu düşüncelerle, gerçekleri yazmayı ilke edinmiş tüm vefakar basın emekçilerimizin Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, özgür habercilik koşullarının sağlandığı ve özlük haklarının tesis edildiği yarınlar diliyorum.
Mustafa Hüsnü Bozkurt
Cumhuriyet Halk Partisi
Konya Milletvekili
MESLEK HASTALIKLARI HAKKINDA SORU ÖNERGESİ VERDİ
CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt Sağlık Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Soru Önergesi verdi.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Mustafa Hüsnü BOZKURT
Konya Milletvekili
Günümüzde bireylerde baş gösteren sağlık sorunlarının birçoğunun temelinde meslek hastalıkları yer almaktadır. Çalışanlar meslekleri gereği birçok sağlık riski ile karşılaşmakta hatta sağlık açısından yüksek riskli bazı iş kollarında koruyucu önlemler alınmaması, çalışanların sağlıklarını ve hatta hayatlarını kaybetmelerine sebep olmaktadır. Türkiye’de ise, çalışma sürelerinin uzunluğu, güvencesiz ve esnek çalışmanın yaygınlığı göz önüne alındığında, her yıl yaklaşık 120 bin ila 360 bin arasında çalışan, meslek hastalığına yakalanmaktadır. Üstelik bu hastalıkların çoğunun, tanı sistemlerinin ve denetimlerin yetersiz olması sebebiyle mesleksel olduğu kanıtlanamamakta ve resmi olarak kayıt altına alınamamaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın meslek hastalıkları tıbbi kayıt sistemi olmaması gibi ülke genelinde sadece Ankara, İstanbul ve Zonguldak’ta olmak üzere 3 adet meslek hastalıkları hastanesi bulunması da sağlıklı ve kesin bilgiye ulaşmak hususunda eksiklik arz etmektedir.
Bu bağlamda;
- Son 10 yıl itibariyle meslek hastalığı sebebiyle yaşamını yitirenlerin sayısı kaçtır; bu ölümlerin meslek gruplarına ve hastalık tanılarına göre dağılımı nedir?
- Son 10 yıl itibariyle meslek hastalığı tanısı konan ve bu sebeple tedavi görmüş veya halihazırda tedavi gören hasta sayısı kaçtır; meslek gruplarına ve hastalık tanılarına göre dağılımı nedir?
- Son 10 yıl itibariyle Ankara, İstanbul ve Zonguldak’taki meslek hastalıkları hastanelerine başvuranların sayısı kaçtır? Mevcut hastaneler meslek hastalıklarına yakalananların tedavisini karşılamakta yeterli midir; başka kentlerde de meslek hastalıkları hastanelerinin açılması planlanmakta mıdır?
- Meslek hastalıklarının takibi için Bakanlık bünyesinde tıbbi kayıt sistemi oluşturulması planlanmakta mıdır?
MESLEK HASTALIKLARI HAKKINDA ARAŞTIRMA ÖNERGESİ
CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt Meslek Hastalıklarının Araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Araştırma Önergesi verdi.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Anayasa`mızın 56. Maddesine göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir ve devletimiz herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle yükümlüdür.
Günümüzde bireylerde baş gösteren sağlık sorunlarının birçoğunun temelinde meslek hastalıkları yer almaktadır. Çalışanlar meslekleri gereği birçok sağlık riski ile karşılaşmakta hatta sağlık açısından yüksek riskli bazı iş kollarında koruyucu önlemler alınmaması, çalışanların sağlıklarını ve hatta hayatlarını kaybetmelerine sebep olmaktadır. Bu hastalıklardan korunmada işveren başta olmak üzere çalışanların, iş yeri hekimlerinin, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının ve elbette devletin sorumlulukları vardır.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre dünya genelinde meslek hastalıklarına bağlı ölümler, iş cinayetlerine bağlı ölümlerin yaklaşık 5 ila 6 katı düzeyinde olup, her yıl 1 milyon 950 bin kişi meslek hastalıklarına bağlı rahatsızlıktan dolayı yaşamını yitirmektedir. Türkiye’de ise, çalışma sürelerinin uzunluğu, güvencesiz ve esnek çalışmanın yaygınlığı göz önüne alındığında, her yıl yaklaşık 120 bin ila 360 bin arasında çalışan meslek hastalığına yakalanmaktadır. Üstelik bu hastalıkların çoğunun, tanı sistemlerinin ve denetimlerin yetersiz olması sebebiyle mesleksel olduğu kanıtlanamamakta ve resmi olarak kayıt altına alınamamaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın meslek hastalıkları tıbbi kayıt sistemi olmaması gibi ülke genelinde sadece Ankara, İstanbul ve Zonguldak’ta olmak üzere 3 adet meslek hastalıkları hastanesi bulunması da sağlıklı ve kesin bilgiye ulaşmak hususunda eksiklik arz etmektedir.
Oysa meslek hastalıkları kontrol yöntemleri doğru şekilde uygulandığında ve işyerinde gerekli önlemler alındığında önüne geçilebilir hastalıklardır. Geçtiğimiz yıllarda kamuoyunun da yakinen tanık olduğu üzere, tedavisi olmayan ama önlenebilen bir hastalık olan silikozis yüzünden kot taşlama işçileri, yaşamlarını yitirmiştir. Her ne kadar kot taşlama işçileri kadar gündemde yerini almasalar da diş protez teknikerleri, seramik, maden, karayolu, tersane ve inşaat işçileri de slikozis ve berilyozis başta olmak üzere akciğer hastalıklarına, cilt, göz işitme hastalıkları, kas-iskelet sistemi hastalıklarına yakalanmakta ve bu nedenle yaşamlarını yitirmektedir.
Meslek hastalıklarının önlenebilir hastalıklar olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu hastalıkları oluşturan sebeplerin belirlenmesi, meslek hastalığı nedeniyle hayatını kaybedenlerin ve yaşamsal faaliyetlerini sürdüremeyenlerin tespiti, meslek hastalıkları hastanelerine olan ihtiyacın belirlenmesi ve gereken önlemlerin alınması amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. Ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.
Mustafa Hüsnü BOZKURT
Konya Milletvekili
Kabul Toplama Merkezleri Hakkında Soru Önergesi
CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Soru Önergesi verdi.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Aşağıdaki sorularımın Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Mustafa Hüsnü BOZKURT
Konya Milletvekili
Özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde görevlendirilen askerlerin birliklerine katılırken ya da birliklerinden ayrılırken geçici olarak bir araya getirildikleri ve daha sonra toplu olarak nakledildikleri askeri alanlara, Kabul Toplama Merkezi denmekte ve bu merkezler vasıtasıyla askerlerin gidecekleri yere daha güvenli bir şekilde ulaştırılması hedeflenmektedir. Ne var ki, merkezlerin birçoğunun lavabo ve tuvaletlerin pislikten kullanılmadığı, yataklar ve koğuşların dışkı koktuğu, askerlere banyo imkanı sağlanmadığı döşemelerin paramparça, tavanların ise delik olduğu, musluklardan su akmadığı vb şikayetler kamuoyuna yansımaktadır.
Bu bağlamda;
- Türkiye’de hangi illerde kaç tane Kabul Toplama Merkezi (KTM) bulunmaktadır?
- Bu KTM’ler ne sıklıkla bakım onarımdan geçirilmektedir?
- Yukarıda bahsi geçen iddialar doğru mudur; araştırılması düşünülmekte midir?
BEBEK ÖLÜMLERİNİN NEDENLERİ VE ÖNLENMESİ AMACIYLA ARAŞTIRMA ÖNERGESİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Bir yaşın altındaki bir çocuğun ölümü olarak tanımlanan bebek ölüm hızı, bir yılda canlı doğan 1000 bebekten kaçının öldüğünü göstermekle beraber aynı zamanda bir ülkenin veya bölgenin sağlık sisteminin seviyesini göstermektedir.
Annenin gebelikte, doğum sırasında ve sonrasında sağlık hizmetlerinden yararlanması bebek ölüm hızını etkileyen başlıca etkenler arasında yer almaktadır. Yapılan araştırmalar bebek ölümlerinin, %60’ının doğumdan sonraki 1 ay içerisinde görüldüğüne, kalan kısmının ise ilk 1 aydan sonra başlayan ve 1 yaşına kadar olan ölümler olduğuna işaret etmektedir. İlk 1 ay içerisinde görülen ölümler ağırlıklı olarak doğumsal anomalilere bağlı olduğu için 1 aydan 1 yaşına kadar olan ölümlere göre önlenebilmesi zordur. Ancak; bir aydan sonraki bebek ölümlerinin çevre ve bakım koşullarının düzeltilmesi sonucu önlenebilecek hastalıklara bağlı olduğu, uluslar arası otoritelerce de sayısız kez kanıtlanmıştır.
TÜİK verilerine göre, Türkiye’de bebek ölüm hızı 2014 yılında artmış, 2013’te binde 10,8 olan oran 2014’te binde 11,1’e yükselmiştir. Sayılar ile ifade edildiğinde, 2013 yılında 13 bin 993 olan bebek ölümü, 2014 yılında 14 bin 821’e çıkmıştır. Bebek ölüm hızının en yüksek olduğu il ise, binde 25.7 ile Kilis olurken, Kilis’i binde 17.9 ile Şanlıurfa, binde 17.7 ile Gaziantep ve binde 17.5 ile Şırnak izlemiştir.
Her ne kadar 2002 – 2013 yılları arasında bebek ölüm hızında düzenli bir düşüş sergilese de 2014 yılındaki artış ve Avrupa ülkelerinde bebek ölüm hızı ortalamasının binde 3 ila -4 arasında seyretmesi göz önüne alındığında, ölüm nedenlerinin doğru ve güvenilir bir şekilde belirlenmesi gerektiği gerçeği ortaya çıkmaktadır. Nitekim ülkelerin gelişmişlik düzeyini gösteren birçok demografik gösterge arasında bebek ölüm hızları en önemli olanıdır.
Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte birinci basamak sağlık hizmetlerinin giderek tüm toplumu kapsayan, koruyucu, tedavi edici olmaktan uzaklaşarak performansa ve ekonomik çıkarlara yönelik bir sisteme dönüşmesi, konunun da uzmanlarının dikkat çektiği üzere bebek ölüm hızındaki artışın asli sebepleri arasında gösterilmektedir. Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında açık farkla geride olduğumuz gerçeği ışığında özellikle koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi hususunda önemli adımlar atılması ve projeler geliştirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda bahsi geçen hususlar ışığında, bebek ölümlerinin nedenlerinin tespiti ve gereken önlemlerin alınması amacıyla, Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. Ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.
Mustafa Hüsnü BOZKURT
Konya Milletvekili
CHP İl Başkanlığında Devri Teslim Töreni Yapıldı
CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt Yeni Yıl Mesajı Yayınladı
Yeni yıl, yeni umutlar, yeni beklentiler demektir.
Hepimiz, kendimiz, ailemiz, sevdiklerimiz ve elbette ülkemiz adına bu yıl da umut etmeye ve beklentilerimiz doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz.
Yine acılarımız, mutluluklarımız, gözyaşımız ve kahkahalarımız olacak.
Yine, yeni sınavlar verecek, bazısını başarıyla tamamlayıp, bazısında tökezleyeceğiz.
Hayat dediğimiz yolda yürürken yapmamız gereken en önemli şey, aklımızı, vicdanımızı ve inancımızı hiçbir koşulda elden bırakmamak. İşte ancak o zaman aklıselim bireyler olarak kendimize, çevremize ve yaşadığımız coğrafyaya değer katar, aydınlık günleri kucaklayabiliriz.
Ülke olarak bir daha asla yaşamamayı dilediğimiz günleri geride bırakırken, 2016’nın ulusal bütünlüğümüzü ve bin yıllık kardeşliğimizi pekiştirecek barışı, özgürlüğü ve gerçek demokrasiyi getirmesi dileğiyle yeni yılınızı kutluyorum.
CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt Kanal B Televizyonunda Gündemi Değerlendirdi
CHP’den “Hekime Şiddet Araştırılsın” Önergesi
Akp’nin Stratejik Ortağı Suudi Arabistan
Rusya’nın, İran’ın, Irak’ın tehditlerine boyun eğenler İsmet İNÖNÜ’nün hayatından ders almalıdır.
Dönem: 26 Yasama Yılı: 1 Tarih: 24.12.2015 Birleşim: 19
MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) – Sayın Başkan, bugün herhâlde talihsiz konuşmalar günü. Alınan oy oranına göre politikaların doğruluğu çok da doğru bir tespit değil. Eğer öyle olsaydı herhâlde dünyanın en doğru politikalarını uygulayan politikacılar Saddam olurdu, Mübarek olurdu, Kaddafi olurdu, ülkemizde de herhâlde yüzde 92 oyla seçilen Kenan Evren olurdu. Dün Başika’ya gönderdiği askerini ertesi gün “Çekmeyeceğim.” deyip de çekenler, bir gün Rusya’nın, bir gün Amerika’nın, bir gün Irak’ın tehditlerine boyun eğenler bugün anmakla şeref duyduğumuz İsmet İnönü’nün hayatına dönüp bakmalı ve biraz olsun ders almalıdırlar. Teşekkür ediyorum.
Panplast işçilerinin hakları ile ilgili basın toplantımız
Savunma Komisyonunda ‘Deaş mı Işid mi Daiş mi Denilecek’ Polemiği”
Savunma Komisyonunda ‘Deaş mı Işid mi Daiş mi Denilecek’ Polemiği”
Milli Savunma Komisyonu, bugünkü toplantısında Milli Savunma Bakanlığı ve çalışmalarıyla ilgili brifing aldı. Brifingin ardından soru-cevap bölümünde CHP KonyaMilletvekili Hüsnü Bozkurt, “Bütün dünya IŞİD diyor birisi DEAŞ diyor nedir bu açılımı nedir?” diye sordu. Milli Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı İhsan Bülbül, “Müsaade ederseniz o konuda bilgi vermeyeyim bizden ziyade.” cevabını verdi. Komisyon BaşkanıFaruk Özlü, iki terimin de kullanıldığını söyledi. Bozkurt ise “DAİŞ mi DEAŞ mı yoksa başka bir şey mi bir karar verin. Herkes farklı bir şey söylüyor.” karşılığını verdi.
Milli Savunma Komisyonu, komisyon başkanı AK Parti Düzce Milletvekili Faruk Özlübaşkanlığında toplandı. Milli Savunma Bakanlığı yetkilileri komisyon üyelerine bakanlık çalışmaları ve yürütülen projelerle ilgili brifing verdi. Brifinge Milli Savunma BakanlığıMüsteşar Yardımcısı Kıdemli Albay İhsan Bülbül ve Uluslararası Şube Müdürü Kurmay Albay Hikmet Yukarıbaş ve savunma bakanlığından birçok yetkili katıldı.
Sunumun ardından milletvekillerinin sorularına geçildi. CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Başeka’daki Türk askerlerinin geri çekilmesi ve güneyimizdeki gelişmelerle ilgili bilgi istedi. Bunun üzerine Milli Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Kıdemli Albay İhsan Bülbül komisyon üyelerine kısa bir bilgi verdi.
2014 yılında Irak kuzey yerel yönetiminin bir talebi üzerine bir kuvvet gönderildiğini belirten Bülbül, “DEAŞ’la mücadele eden birliklerinin eğitimi konusunda destek sağlanmış takriben 2 bin 308 personele eğitim verilmiş. Bunlar da DEAŞ’ya mücadelede görev almışlar. Daha sonra Irak’ta eğit-donat kapsamında görev aldılar. Müteakiben Musulvalisinin kendi güvenlikleri yönünden sıkıntıya girdikleri gerekçesiyle bir talep var. Bu talep doğrultusunda 2 bin 500 personele eğitim verilmiş Başeka’da eğitim verilen yer Başeka.” diye konuştu.
Hüsnü Bozkurt eğitimin kaç kişi ile verildiğini sorması üzerine Bülbül, “Eğitim gücü hakkında yanıltıcı bilgi vermeyeyim. ” cevabını verdi. Bozkurt, “Türkiye Cumhuriyeti DevletiMilli Savunma Bakanlığı veya Genelkurmay kim yetkili ise bir egemen devletin valisinin isteği üzerine oraya nasıl girdi?” sorusuna Bülbül, “Sadece orası değil Irak hükümeti ile koordineli.” dedi.
O zaman talebin Irak hükümetinden gelmiş olması gerektiğini savunan Hüsnü Bozkurt, “Musul valisinin değil. Türkiye’de Konya valisi herhangi bir ülkeden benim burada bir zorluğum var gelin bana yardım edin diye bir talepte bulunabilir mi? ülkenin hükümeti varken Musul valisinin talebine Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti nasıl cevap verebilir? Buna lütfen açıklık getirir misiniz?” ifadelerini kullandı.
Merkezi yönetimin bilgisi dahilinde oradaki Valinin talebi üzerine bu yardımın yapıldığını anlatan Komisyon Başkanı Faruk Özlü ise, “Eğitim faaliyeti. Müsteşarım bu konuda bir çalışma yapın komisyonumuza detaylı bir sunum yapın çünkü bizde basından okuyoruz. Hem Irak’ın kuzeyi hem de güneyimizdeki gelişmelerle ilgili Türk Silahlı Kuvvetlerinin halen yürütmekte olduğu faaliyetler ve görevlerle ilgili sizden bilgi alalım.” şeklinde konuştu.
Bu bölgeye asker gönderirken karşılıklı Irak hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin görüşmeleri olduğun vurgulayan Bülbül de, “Ayrıca Irak kuzey yerel yönetiminin görüşü var. karşılıklı iki ülke arasında görüşmeler çerçevesinde. Konu ile ilgili bir bilgi notu iletelim size.” dedi.
Irak’taki merkezi yönetimin ülkenin yüzde 30’una hakim olmadığını vurgulayan Faruk Özlü, “DEAŞ’ın yönettiği bir toprak söz konusu.” dedi.
Bunun üzerine söz alan Hüsnü Bozkurt, “Oraya bin 700 askerlik bir güç ve tank gönderdiğinizde zaman o ülkenin tamamına hakim değil dediğiniz Irak hükümeti Birleşmiş Milletlere başvurarak askerlerimizin geri çekilmesini sağladı ve ciddi bir kayba uğradığımızı düşünüyorum. Bir sorum daha olacak. Sayın müsteşar bütün dünya IŞİD Irak Şam İslam Devleti diyor yabancı basın ajanslarının tamamı ISİS diyor sizin bu DEAŞ ya da DAİŞ dediğiniz nedir Allah aşkına. Niye dünyanın kullandığı terminolojiyi kullanmıyorsunuz? Bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Bütün uluslararası basın hepsi ISİS diyor biz IŞİD diye biliyoruz bütün dünya IŞİD diyor birisi DEAŞ diyor nedir bu açılımı nedir? Dünyanın kullandığı bir terminolojiyi bir terör örgütü konusunda neden kaçınıyorsunuz?” sorularını yöneltti.
Bununu üzerine Müsteşar Yardımcısı Bülbül, “Müsaade ederseniz o konuda bilgi vermeyeyim bizden ziyade.” cevabını verdi. Komisyon Başkanı Faruk Özlü iki terimin de kullanıldığını söyledi.
Dünyada sistematik bir İslamafobi hareketi olduğunu kaydeden Komisyon üyesi AK Partiİzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, “Bütün toplumlara bir mikrop gibi yayılıyor İslamafobi. Bu İslamafobiyi de aştı son günlerde tamamen bir İslam karşıtlığına dönüştü. Hatta ABD’de başkanlığa aday olan adam tuhaf şeyler söylüyor ve ABD toplumu tarafından da bu benimseniyor. İŞİD’in adı kısa İslam Devleti ve bu bir terörist örgüt bunu böyle kabul ediyoruz. Bir terörist örgüt İslam devleti markası altında faaliyet gösteriyor. Buradan İslamafobiyi aşan bir enerji türü var. bu duyarlılıktan dolayı. Başka bir anlamı yok.” açıklamasında bulundu.
Bozkurt ise, “Ben tam da bunun için sordum. Ben adını böyle koymamızın daha doğru olacağını düşünüyorum. Bunlar İslam adına yapıyor bunu. Bütün televizyonlar gösteriyor. Bizim yok saymamız onların tam tersine hizmet ettiğimizi düşünüyorum. Bunun İslam olmadığını onun adını doğru söyleyerek de anlatabiliriz. DEAŞ DAİŞ diyoruz ne olduğu belli değil. İslamafobiye önlemek için adını değiştirmemiz hiçbir anlam ifade etmez. Bu hassasiyetin isim değiştirilerek yerine getirildiğini bugüne kadar saptadınız mı bir işe yaradığını düşünüyor musunuz? Hassasiyetinize katılıyorum. Bu adamlar insanlık dışı adamlar. Ben sadece DAİŞ mi DEAŞ mı yoksa başka bir şey mi bir karar verin. Herkes farklı bir şey söylüyor.” şeklinde konuştu.
http://www.haberler.com/savunma-komisyonunda-deas-mi-isid-mi-dais-mi-7998686-haberi/














