Geçtiğimiz Hafta Şehit Düşen Polis Müdürümüz Beyazıt Çeken’in Şehit Düşmesinde Görevi İhmal Olup Olmadığını Sordu

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına Soru Önergesi verdi.

13

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

İstanbul Sultanbeyli’de geçtiğimiz hafta Fatih Polis Merkezi’ne gece saatlerinde bombalı saldırı düzenlenmiş, 3′ü polis 10 kişinin yaralandığı olayın sabahında olay yerinde inceleme yapan polislerin üzerine bu kez ateş açılması sonucu, İstanbul Emniyeti’nde görevli Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürü Beyazıt Çeken şehit olmuştur. Çeken’in şehit düştüğü saldırı ile ilgili ihmaller olduğu kamuoyuna yansıdığı gibi, şehit evine yaptığım ziyarette aile bireylerince de tarafıma iletilmiştir.

Bu bağlamda;

  • İlksaldırının ardından karakola yakın noktalarda gerekli aramaların yapılmadığı, bu nedenle şehit polisin hedef haline geldiği iddia edilmektedir. Henüz birkaç saat öncesinde 3’ü polis, 7’si sivil olmak üzere 10 kişinin yaralandığı bir saldırı yaşanmışken,  görevi olay yerini incelemek olan Beyazıt Çeken’in güvenle çalışabilmesi için olası tüm saldırı ihtimallere göz önünde bulundurularak olay yerinde neden gerekli önlemler alınmamıştır? Kamuoyuna da yansıyan ihmal iddialarının titizlikle incelenmesi için ilgili birimlere talimat vermeyi düşünüyor musunuz?
  • Milli İstihbarat Teşkilatı’nın İstanbul’da bomba yüklü araçla saldırı olacağını emniyete bildirdiği ancak kullanılacak araç ve plakasını paylaşmadığı dolayısıyla İstanbul Emniyeti’nin aracı bulamadığı belirtilmektedir. MİT’in saldırıda kullanılan aracın plakasını ilgili birimlere bildirmemesinin gerekçesi nedir; istihbarat zafiyeti mi mevcuttur?
  • Fatih Polis Merkezi Amirliği’nde 120 polisin görev yaptığı ancak buna rağmen merkezde sadece 10 adet çelik yelek olduğu dile getirilmektedir. Bir diğer iddia da merkezde 3 ayı aşkın süredir delil toplama poşetlerinin olmadığı yönündedir. İddialar doğru mudur? Doğru ise gerekçesi nedir? 

Şoför Esnafının ve Taşımacılık Yapan Firmaların Mağduriyetinin Giderilmesi için Önerge

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt,  Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Feridun Bilgin tarafından  tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına Soru Önergesi verdi.

12

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Feridun Bilgin tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

Bilindiği üzere Ulaştırma Bakanlığı, ticari araçlar ile gerçek ve tüzel kişilere yolcu ve yük taşıması için çalışma iznini düzenleyen yetki belgeleri vermekte, bu belgeler türlerine göre de ayrılmaktadır. Yurt genelinde en çok kullanılan belgeler arasında, yurtiçi eşya taşımacılığı yapacak gerçek ve tüzel kişilere verilen ve taşımanın şekline göre türlere ayrılan K belgeleri yer almaktadır. Ticari amaçla uluslararası eşya taşımacılığı yapacak gerçek ve tüzel kişilere ise C türü belgeler verilmektedir. İlaveten R türü belgeler de ticari amaçla yurtiçi ve uluslararasında taşıma işleri organizatörlüğü yapacak tüzel kişilere verilen belge türüdür. Ne var ki, belgeler ile yetki ve izinleri yasal olarak sınırlandırılan şoför esnafının ve taşımacılık yapan firmaların mağdur olduğuna yönelik tarafıma pek çok şikayet iletilmiştir.

 

Bu bağlamda;

 

  • Nakliye firmalarının ve komyoncu esnafının en önemli şikayetlerinden biri yurt içi taşıma yetkisine sahip K1 belgelerinin yüksek fiyatla satılıyor olması ve belgenin devrinin mümkün olmamasıdır. K belgelerinin satışının tamamen iptali ya da cüzi bir meblağ karşılığında verilmesi düşünülmekte midir?

Belgelerin başka birine devrine ya da satışına imkan veren bir düzenleme yapılmasına yönelik bir çalışmanız var mıdır; yapılması planlanmakta mıdır? K belgelerinin kaldırılarak yerine “plaka tahdidi” uygulaması getirilmesi seçeneği düşünülmekte midir?

  • K tipi belgelerin K1, K2, K3 şeklinde ayrılması esnafı mağdur etmektedir. Örneğin ev eşyası taşınması için verilen K3 belgesine sahip bir kamyon şoförü, başka bir kente ev eşyası götürmüş ve gelirken de ev veya büro eşyası dışında bir ürün yüklemiş ise, kendisine ceza uygulanmaktadır. Bu tür mağduriyetlerin önüne geçmek için K türü belgeleri tek ürün altında toplamaya yönelik bir çalışma yapılması düşünülmekte midir?
  • Tarafıma iletilen bir diğer iddia, C2 belgesine sahip uluslararası firmaların bu belgeyi çıkış amacına uygun olmayan şekilde kullanıldığı yönündedir. Bu firmaların K1 belgesi alamamış yük taşıması yasak olan Kamyon, Damperli Kamyon, Kasalı Tırlar ve firmalarla aylık kiralama sözleşmesi yaparak haksız rekabete yol açtığı dile getirilmektedir. Ortaya çıkan bu mağduriyetin giderilmesi için yasal bir düzenleme getirilmesi düşünülmekte midir?
  • Ticari amaçla uluslararası eşya taşımacılığı yapma yetkisi olan C belgeli gerçek ve tüzel kişilerin yurt içinde de faaliyet göstermesi, K1 belgeli kişi ve firmaları mağdur etmektedir. C2 taşıma belgesi olan araç sahiplerinin, yurt dışından ucuz akaryakıt alarak yurt içinde eşya taşıması, K1 belgeli kamyoncu esnafını rekabet edemez hale getirmiştir. C2 yetki belgeli araçlar yüksek kapasiteye sahip olduğu için 4-5 kamyonun taşıyabileceği yükü tek seferde taşıyarak diğer esnafın esnafının iş yapma olasılığını düşürmektedir. Bu sebeple C2 belgelerinin yetki alanının sınırlandırılması düşünülmekte midir?
  • R1 yetki belgesine sahip olmak için en az birer adet üst düzey yönetici ve orta düzey yöneticinin mesleki yeterlilik belgesine sahip olmaları veya bu nitelikleri haiz kişi veya kişileri istihdam etmeleri gerekmektedir. Bunun yanı sıra R1 yetki belgesi sahipleri, eşya taşımalarında teslim alma noktası ile teslim etme noktası arasında makul bir taşıma ve teslimat süresi taahhüdünde bulunmak ve taahhüt ettikleri süre içinde eşyayı yerine ve alıcısına ulaştırmakla yükümlüdürler. İlaveten R1 yetki belgesine sahip olmak için başvuruda bulunanlarda oda ve vergi kaydı, en az 150.000 Türk Lirası sermaye ve bu işe elverişli bağımsız bir büronun kullanım hakkına sahip olma şartları istenmektedir. Belgenin fiyatı da 300 Bin  TL civarındadır. Ne var ki, bu belgeye sahip olmak için yukarıda sayılı ve başkaca şartı yerine getirecek yeterlilikte olma zorunluluğuna karşın sadece Selçuklu/Konya kamyon garajında bile faaliyet gösteren 250 nakliye firmasından 4’ünün belgesi vardır. Bu sorun sadece Konya’da değil, Adana, Mersin, İzmir, İstanbul gibi lojistik ve nakliye firmalarının ağırlıklı faaliyet gösterdiği illerde de aynıdır. Belge yetki alanındaki iş tanımını yapma ve fatura kesme hakkına sahip olan sadece R belgeli firmalar iken, belgesi dahi olmadan işlem yapan çok sayıda “merdiven altı” diye tabir edilen firma, haksız rekabete yol açmaktadır. Konuyla ilgili Ulaştırma Bakanlığı’na çok sayıda şikayet ve mağduriyet başvurusu yapılmasına rağmen, yetkililerden bugüne değin olumlu bir yanıt alınmadığı bilgisi de ayrıca tarafıma iletilmiştir. Bakanlığın bu başvuruları değerlendirmemesinin ve gereğini yapmamasının gerekçesi nedir? Denetim mekanizmasının düzgün işlemediği iddiaları doğru mudur? Yukarıda bahsi geçen mağduriyetlerin giderilmesi için ne yapılması planlanmaktadır? Bugüne değin Türkiye genelinde R belgesine sahip olmadıkları halde, belge yetki alanındaki faaliyetleri yürüten kaç firmaya ceza kesilmiştir?   

İşçilerin Alamadıkları Maaşlarını Sordu

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına Soru Önergesi verdi.

11

 

 

 

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

Konya Karayolları 3. Bölge Müdürlüğü’nde çalışan taşeron işçilerin maaşlarını alamadığı tarafıma iletilmiştir. Karayolları bölge müdürlüğü yetkilileri, işçilerin Hakedişlerinin hazırlandığını ancak Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’ndan ödenek gelmediği için işçilerinin maaşlarının ödenemediğini dile getirmektedir. Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri de Maliye ve Kalkınma Bakanlıklarına bağlı ilgili birimlerden (Cari Ödenekler ve Yatırım Programı ) kendilerine ödenek gelmediği için ödeme işlemini gerçekleştiremediklerini belirtmektedir. Üstelik bu sorunun sadece Konya ili ile sınırlı olmadığı, ülke genelinde tüm ödeneklerin sadece yarısının geldiği ve böylelikle işçilere ödeme yapılamadığı ifade edilmektedir.

Bu bağlamda;

  • Konya Karayolları 3. Bölge Müdürlüğü’nde çalışan taşeron işçilerin maaşlarının ne zaman ödenmesi planlanmaktadır?
  • Konya başta olmak üzere, ülke genelindeki kaç bölge müdürlüğünde ve kaç işçinin maaş ödemesi yapılmamıştır?
  • Tarafıma iletilen ve yukarıda bahsi geçen açıklamalara istinaden, ilgili Bakanlıklarda işçilerin maaşlarını karşılayacak ödenek olmadığı doğru mudur?

 

Bozkurt: TBMM derhal toplanmalı

CHP Milletvekili Hüsnü Bozkurt, “AKP’siz bir koalisyon için ülkenin kaderine el konulmalıdır.” dedi.
meclis

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, TBMM’nin derhal toplanması gerektiğini vurgulayarak, “AKP’siz bir koalisyon ile ülkenin kaderine el konulmalıdır” dedi. 

Ülkenin kan gölüne döndüğünü ifade eden Bozkurt, “Emniyet teşkilatı, istihbarat örgütleri ve ordu tarumar edilmiştir. Mezhep temelli dış politika çökmüş, terör örgütleri ülkede cirit atar hale gelmiştir. 3 milyona yakın Suriyeli mülteci, yurdun dört bir yanına yayılmıştır. Tehlike çanları çalan ekonomimiz, olası bir krize gebedir” dedi.

Bozkurt, “Anayasa’yı tanımayan, açık açık ‘Ben darbe yaptım, siz de TBMM’de oturun anayasanızı yazın’ diyebilen, kendini milli iradenin ve temsil edildiği TBMM’nin üzerinde gören, söylediklerinin ne anlama geldiğini fark etmekte ciddi güçlük çeken bir Cumhurbaşkanı ile karşı karşıyayız” diye konuştu.

7 Haziran’da Cumhurbaşkanına “Başkan” olabileceği oyu vermemiş insanları ülkede kaostan sorumlu tutmanın anlaşılabilir olmadığını kaydeden Bozkurt, şöyle devam etti:

“Sorunun hukuk içinde, demokratik yol ve yöntemlerle ama mutlaka ve derhal çözülmesi gerekmektedir. Görev elbette ve kesinlikle TBMM’de, halkın % 60 oy verdiği 3 partinin omuzlarındadır. Gün, parti ve oy hesaplarını aşma, tarihi sorumluluk ve görev bilinciyle davranma basiretini gösterme günüdür. Demokrasimiz büyük tehlike altındayken ve yarın çok geç olmadan
TBMM derhal toplanmalı ve AKP’siz bir koalisyon ile ülkenin kaderine el konulmalıdır”

indir

KADRO SIKINTISI ÇEKEN 3.5 MİLYON MEMUR İÇİN ARAŞTIRMA ÖNERGESİ

meclis

Konuyla ilgili araştırma önergesi veren Bozkurt, 2014 Kamu Personeli Seçme Sınavına girmiş 1.128.032 lisans, 779.314 ön lisans ve 1.683.696 ortaöğretim mezunu olmak üzere 3,5 Milyon memur adayına, Kasım 2014/2 atamasında 5067 kadro verildiğini hatırlatarak, aynı şekilde Haziran 2015/1 atamalarında verilen 9600’ü sağlık personeli olmak üzere 13 Bin 213 kadronun, atanmayı bekleyen memur adayları için hayal kırıklığı yarattığını ifade etti.

Birçok kamu kurumunun merkezi atamadan çıkartılmış olmasının da mağduriyetleri iki katına çıkardığını belirten Bozkurt, memur adaylarının dile getirdiği öncelikli taleplerden birinin merkezi atamadan çıkan kurumların sisteme geri dönmesi olduğuna dikkat çekti.

Yıllarca okuyup, büyük maddi ve manevi emeklerle KPSS’ye hazırlanan adayların bir diğer önemli sorununun da, kamu personeli alımında uygulanan mülakat sistemi olduğunu, pek çok kişinin KPSS neticesinde yüksek puan aldıkları halde merkezi atama yerine, mülakata tabi tutulduklarını ve bu durumun haksız rekabete ve şaibeye yol açtığını dile getiren CHP Konya Milletvekili Bozkurt, memur adaylarının mülakat sisteminin kısıtlı birkaç kadro dışında tamamen kaldırılmasının başlıca talepleri arasında yer aldığını belirti.

Önergesinde “KPSS’ye girmiş lisans ve ön lisans mezunlarının karşılaştığı bir diğer sorun, mezun oldukları bölümler ile ilgili Devlette ihtiyacı karşılayacak kadro bulunmamasından kaynaklanmaktadır.  

Üniversitelere  açılan fakülte ve yüksekokulların kamu istihdam ve ihtiyaç kapasitesi göz önünde bulundurularak açılmasına ilişkin bir çalışmanın yürütülmemesi, atama bekleyen memur adayı sayısının bu denli çok olmasının başlıca sebeplerinden biridir. İstihdam alanının sadece kamu olmadığı bilinmesine rağmen, bazı adayların mezun oldukları bölüm itibariyle özel sektörde iş bulma olanağının düşük olduğu dikkate alındığında, basit deyişiyle arz talep dengesinin titizlikle incelenmesi ve fakülte bölümlerine yeni bir düzen getirilmesi gerekmektedir.” ifadelerine yer veren Bozkurt, memur adaylarının bugüne dek pek çok kez farklı platformlarda sesini duyurmaya çalıştığını, sorunlarını içeren mektupları başta Cumhurbaşkanı olmak üzere ülke yöneticilerine ilettiklerini ancak taleplerinin karşılık bulmadığını söyledi.

Sayıları 3,5 milyonu bulan memur adaylarının tamamı için kadro açılmasını beklemek mümkün olmamakla birlikte, ilerleyen süreçte kamu atamalarında yüksek sayıda kadro açmanın her yıl katlanarak artan yığılmanın önlenmesi açısından önem teşkil ettiğini belirten CHP’li Bozkurt, araştırma önergesinde ayrıca şu ifadelere yer verdi: 

“Atamaların önündeki bir diğer sorun taşeron istihdamıdır. Eğitimini aldıkları alanda çalışmak memur adaylarının en doğal hakkı iken, ilgili birimlerde taşeron eliyle istihdam yaratmak, kadro bekleyen memur adaylarının hem hakkını gasp etmekte hem de kamu hizmetlerinde niteliğin azalmasına yol açmaktadır.”

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, aileleri ile birlikte yaklaşık 10 milyon kişiyi ilgilendiren kadro sorununun çözümü Meclis araştırması açılmasını istedi. 

549755812

Sosyologlar Hakkında Soru Önergesi

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına Soru Önergesi verdi.

meclis

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

 

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

Sosyoloji, hızla küreselleşen dünyada içinde bulunduğumuz yüzyılın en önemli mesleklerinden biri olarak karşımıza çıkmakta, mesleğe ve icracılarına yönelik talep her geçen gün artmaktadır. Ne var ki sosyologlar, ülkemizde büyük bir istihdam sorunu ile karşı karşıyadır. Toplum genelinde, şiddet(özellikle kadına şiddet), taciz, tecavüz ve cinayet gibi psiko-sosyal olayların sayısında her geçen gün artış olmasına karşın, sosyolog istihdamının yok denecek kadar az olması son derece düşündürücüdür.

 

Bu bağlamda;

 

1)Toplum genelinde şiddet vakalarında, adli olaylarda, uyuşturucu kullanımı gibi sosyal problemlerde artış olduğu Devletin resmi kurumlarınca da rapor ve istatistiklerle ifade edilmesine rağmen, görevleri toplumda var olan problemlerin nedenlerini anlamak ve çözümlemeye çalışmak olan sosyologlara bu denli az kadro verilmesinin gerekçesi nedir?

 

2) Sosyologlar görev tanımları itibariyle Devletin hemen her kademesinde çalışması gereken kişilerdir. Atanabilecekleri başlıca kamu kurum ve kuruluşları arasında Sağlık Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bulunmaktadır. Ayrıca diğer kurum ve kuruluşlar da Sosyolog olarak bünyesine kadrolu ya da sözleşmeli olarak personel istihdam edebilmektedir. Ne var ki, bahsi geçen bakanlıkların bünyesinde son 3 yılda neredeyse hiç sosyolog alımı yapılmadığı gözlenmektedir. Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarda sosyolog kadrosu açılmamasının gerekçesi nedir?

3) Erken evliliklerin arttığı, uyuşturucu kullanım ve suç işleme yaşının ilkokul seviyesine kadar düştüğü, çocuk taciz ve tecavüzlerinin artış gösterdiği resmi kurum, kuruluşlar tarafından da belirtilmektedir. Böylesi ciddi bir tablo karşısında her okula bir kadrolu sosyolog atanması düşünülmekte midir?

3) Son merkezi atamada sosyologlara sadece 10 kadro ayrılmasının gerekçesi nedir? Sosyolojinin her alandaki önemi ışığında bu kadro sayısının arttırılması, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere diğer kamu kurum ve kuruluşlarında da sosyologlar için kadro ihdas edilmesi planlanmakta mıdır?

4) Sosyologların ne kadarının kendi alanlarında çalıştığına dair bir araştırma yapılmış mıdır; yapılması planlanmakta mıdır ya da yapılması için ilgili birimlerle irtibata geçilmesi düşünülmekte midir?

 

 

 

 

Akşehir’in İl olması için kanun teklifi

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt Akşehir adıyla bir il kurulması hakkında kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na verdi.

meclis

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

 

           

Akşehir adıyla Bir İl Kurulması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

 

            Gereğini saygılarımla arz ederim.

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

           Konya Milletvekili

 

 

GENEL GEREKÇE

            Anayasa’nın Merkezi İdarenin kuruluş şartlarını düzenleyen 126. Maddesi “Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır” diye hükmeder. Bu hükmün işlerliğini sağlayan 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun birinci ve ikinci maddeleri hükmü 1982 Anayasası’na benzer düzenleme ile mülki idarelerin kuruluş esas ve usullerini ifade eder.

Tarih boyunca hep önemli bir yerleşim, ticaret, kültür merkezi olmuş, Bizanslılara, Romalılara, Friglere, Lidyalılara ev sahipliği yapmış Akşehir, Konya İli’ne bağlı bir ilçedir.  1442 km²’lik yüz ölçümü ile Konya’nın merkez ilçeleri dışında kalan ilçeler arasında en büyük ikinci ilçe olma özelliğini taşımaktadır.

Büyük Taaruz’un planlarının yapıldığı yer ve Kurtuluş Savaşı’nda Batı Cephesi Karargah Merkezi olması dolayısıyla Cumhuriyet tarihinde de önemli bir yer sahip olan Akşehir, Konya’ya 135 km uzaklıkta olup, 100 bine yakın nüfus potansiyeline sahiptir. Sadece nüfus itibariyle değil sanayi altyapısı, kültürel değerleri, turistik merkezleri, doğası ve tarımsal faaliyetleri ile de ön plana çıkan Akşehir, Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte il olma mücadelesi vermiş, vermeye de devam etmektedir.

30 Mart 2014 Yerel Seçimleri sonrası köyler ve beldelerin mahalle statüsüne geçmesi ile bünyesinde barındırdığı mahalle sayısı 55′ e ulaşan Akşehir, Başta Nasreddin Hoca olmak üzere; Türk kültürünün kilometre taşı sayılan pek çok değere, Türk-İslam sanatı örneklerine ev sahipliği yapmaktadır. Bu özelliği ile turizm yönünden cazibe merkezi olma özelliğini taşıyan ilçe, sadece kendi bünyesine değil çevre il ve ilçelere değer katan ekonomisiyle de önem arz etmektedir.

Akşehir’in patentli kirazı en önemli ihraç ürünü olarak ön plana çıkarken, vişne, çilek gibi ürünlerinin de dünya standartlarının üzerindeki kalitesi dikkat çekmektedir. Pancar ve haşhaş üretimi, tarımsal alandaki faaliyetleri arasında önemli yer teşkil eden ilçenin sanayi sektöründe de son yıllardaki atılımları göze çarpmaktadır. Otomotiv sanayinde, gıda sektöründe önemli fabrikalara sahip olan Akşehir, il olduğu ve dolayısıyla teşvik aldığı takdirde, daha çok yatırıma sahip olacak, çevre ekonomisine de katkısı artacaktır.  

Akşehir’in il olması Konya’nın üzerindeki yükün azalmasına vesile olacağı gibi hizmet aktarımı çift yönlü olarak daha verimli bir hale gelecektir. Bünyesinde bir üniversite barındırmasıyla fakültelere kaydolacak binlerce öğrenci, Akşehir’in ekonomik ve sosyo-kültürel gelişimine çok büyük katkı sağlayacaktır. Aynı şekilde resmi kurum ve kuruluşların varlığı önemli büyüklükte istihdam sahası yaratacak, bürokratik işlemler açısından hem Konya’nın yükü azalacak hem de Akşehir halkı kilometrelerce yolu gitmek zorunda kalmayacaktır.

Coğrafi konumu, demografisi, kültürel birikimi ve ekonomik potansiyeli yönlerinden sıraladığımız tüm bu gerekçelerle Konya İli’ne bağlı Akşehir İlçesi’nin, “Akşehir” adıyla yeni bir il olarak kurulması öngörülmektedir. Ekli listelerde gösterilen ilçeler,  Akşehir etrafında coğrafi, ekonomik ve kültürel bütünlük arz etmektedir. 

 

 

 

MADDE GEREKÇELERİ

 

            MADDE 1- Konya İli’ne bağlı Akşehir İlçesi’nin İl yapılması düzenlenmekte, bu ile bağlanacak ilçe ve köyler, ekli (1) sayılı listede gösterilmektedir.

            GEÇİCİ MADDE 1- Merkezi İdare tarafından oluşturulacak kadroların, 60 günlük süre içinde oluşturulması, bu süre içinde çıkabilecek ihtilafların halihazır bağlılık durumuna göre sonuçlandırılacağı öngörülmektedir.  

GEÇİCİ MADDE 2- Yeni kurulan İl’de İl Genel Meclisi’nin oluşumu düzenlenmektedir.

GEÇİCİ MADDE 3- Yeni kurulan İl sınırları içindeki İl Özel İdaresi personelinin özlük hakları ile alacak ve borçları düzenlemektedir.

            MADDE 2-  Yürürlük maddesidir.

            MADDE 3- Yürütme maddesidir.

 

 

AKŞEHİR ADIYLA BİR İL KURULMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

 

MADDE 1 – Konya İline bağlı Akşehir İlçe Merkezi merkez olmak ve ekli (1) sayılı listede adları yazılı ilçe, bucak, kasaba ve köyler bağlanmak üzere Akşehir adıyla bir il kurulmuştur.

GEÇİCİ MADDE 1- Bu Kanunla kurulan ilde merkezi idare tarafından oluşturulacak teşkilatla ilgili her türlü atama işlemleri bu Kanunun yürürlüğe girişinden itibaren geçecek 60 günlük süre içinde tamamlanır.

Bu süre içinde yeni kurulan il ve ile bağlanan ilçelerde merkezi ve mahalli idarelere ait her türlü iş ve işlemler halihazırda bağlılık durumuna göre yürütülür.

GEÇİCİ MADDE 2-  Bu kanunla kurulan İlin il genel meclisi, merkez ilçe ile bu ile bağlanan ilçelerin hâlihazır il genel meclis üyelerinden teşekkül eder. İl genel meclisi valinin davetiyle toplanır, organlarını seçer ve bütçesini yapar.

GEÇİCİ MADDE 3-   Bu kanunla kurulan İl’e bağlanan ilçelerdeki il özel idaresinin bütün nakit, varidat, tahakkuk, tahsilat, bakaya, muamele ve hesapları, menkul ve gayrimenkulleri, hak, alacak ve borçları ve bunlarla ilgili defter, dosya ve evrak, Kanunun yürürlüğe girmesini takip eden 90 ıncı günden itibaren bu ilçelerin bağlandığı İl Özel İdaresine geçer ve bu tarihi takip eden 10 günlük süre içinde devir ve teslimi yapılır.

Gayrimenkullerin tapu kayıtları harçsız olarak yeni kurulan İlin özel idaresi adına tashih ve tescil edilir.

Özel idare kadrolarında bulunup bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görev yapan memur ve sözleşmeli personel, kadroları ve her türlü hak ve alacakları ile birlikte başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu ilçelerin bağlandığı İl Özel İdaresine devredilmiş sayılır.

Bu personelin, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden 90 günlük süre içindeki maaş ve ücretleri ile her türlü hak ve alacakları halen bağlı bulundukları İl Özel İdaresince karşılanır. 90 günlük sürenin bitiminin maaş ve ücret ödeme tarihine denk gelmemesi halinde bu süre peşin ödenmiş olan en son maaş ve ücretin ait olduğu zaman sonuna kadar uzatılmış sayılır. Bu ödemeyi yapmış olan İl Özel İdaresince herhangi bir iade talebinde bulunulamaz.

Bu Kanunla kurulan İlin Özel İdare bütçesinin yürürlüğe girmesine kadar geçen süre içinde bu İl`e bağlanan ilçelerdeki özel idarelere ait personelin özlük haklarına ilişkin her türlü ödemelerin mahsubu bilahare yapılmak üzere, halen bağlı bulundukları İl Özel İdaresince karşılanmasına devam olunur.

            MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

            MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

EK (1)

 

AKŞEHİR İLİ’NE BAĞLANAN BİRİMLER

Sıra No Birim Adı İlçesi Bucağı
1 MERKEZ MERKEZ MERKEZ
2 ALTUNTAŞ (B)
3 ADSIZ (B)
4 ATAKENT (B)
5 ÇAKILLAR (B)
6 DOĞRUGÖZ (B)
7 REİS (B)
8 YAZLA (B)
9 GÖLÇAYIR (B)
10 ENGİLİ (B)
11 ORTAKÖY (B)
12 KARAHÜYÜK (B)
13 ALANYURT
14 BOZLAĞAN
15 CANKURTARAN
16 ÇAMLI
17 ÇİMENDERE
18 DEĞİRMEN
19 GEDİL
20 GÖZPINARI
21 ILICAK
22 KARABULUT
23 ORTACA
24 SARAY
25 SAVAŞ
26 SORKUN
27 SÖĞÜTLÜ
28 ULUPINAR
29 ÜÇHÜYÜK
30 TEKKE
31 TİPİ
32 YAŞARLAR
33 YAYLABELEN
34 YENİKÖY
35 YEŞİLKÖY

 

 

 

 

 

 

 

ÇELTİK İLÇESİNE BAĞLANAN BİRİMLER

Sıra No Birim Adı İlçesi Bucağı
1 MERKEZ ÇELTİK MERKEZ
2 ADAKASIM
3 BÜYÜKHASAN
4 DOĞANYURT
5 GÖKPINAR (B)
6 İSHAKUŞAĞI
7 KAŞÖREN
8 KÜÇÜKHASAN (B)
9 TORUNLAR
10 YUKARIALİÇOMAK

 

YUNAK İLÇESİNE BAĞLANAN BİRİMLER

Sıra No Birim Adı İlçesi Bucağı
1 MERKEZ YUNAK MERKEZ
2 KOÇYAZI (B)
3 KUZÖREN (B)
4 PİRİBEYLİ (B)
5 SARAY (B)
6 SÜLÜKLÜ (B)
7 TURGUT (B)
8 ALTINÖZ
9 AYRITEPE
10 BÖĞRÜDELİK
11 CEBRAİL
12 HACIFAKILI
13 İMAMOĞLU
14 KARAYAYLA
15 KARGALI
16 KURTUŞAĞI
17 MEŞELİK
18 ODABAŞI
19 SERTLER
20 SIRAM
21 YEŞİLYAYLA
22 BEŞIŞIKLI
23 ÇABIRBAŞI
24 HACIÖMEROĞLU
25 HATIRLI
26 ORTAKIŞLA
27 ÖZYAYLA
28 SEVİNÇ
29 SİNANLI
30 EĞRİKUYU
31 HARUNLAR
32 HURSUNLU
33 KILLAR
34 KUYUBAŞI
35 YAVAŞLI
36 YEŞİLOBA
37 YIĞAR

 

 

TUZLUKÇU İLÇESİNE BAĞLANAN BİRİMLER

 

Sıra No Birim Adı İlçesi Bucağı
1 MERKEZ TUZLUKÇU MERKEZ
2 ÇÖĞÜRLÜ
3 ERDOĞDU
4 GÜRSU
5 KONARI
6 KORAŞI
7 KÖKLÜCE
8 KUNDULLU
9 MEVLÜTLÜ
10 SUBATAN
11 TURSUNLU

 

DOĞANHİSAR İLÇESİNE BAĞLANAN BİRİMLER

Sıra No Birim Adı İlçesi Bucağı
1 MERKEZ DOĞANHİSAR MERKEZ
2 AYASLAR (B)
3 BAŞKÖY (B)
4 ÇINAROBA (B)
5 DEŞTİĞİN (B)
6 KARAAĞA (B)
7 KOÇAŞ (B)
8 KONAKKALE (B)
9 YENİCE (B)
10 FURUNLU
11 GÜVENDİK
12 İLYASLAR
13 KEMER
14 TEKKE
15 UNCULAR
16 YAZIR
17 YAZLICA

 

Engelliler Yasası Soru önergesi

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Ayşenur İslam tarafından yazılı

olarak yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına Soru Önergesi verdi.

engelliler yasası

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıdaki sorularımın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Ayşenur İslam tarafından yazılı

olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

Engellilerin eğitim, iş ve sosyal hayata eşit ve bağımsız katılabilmesi için TBMM tarafından

2005 yılında çıkarılan, kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelerin yaya geçitleri, resmi

yapıları, yeşil ve spor alanları gibi alt yapılarının engellilerin erişebilirliğine uyumunu içeren

5378 sayılı Engelliler Kanunu’nun yürürlük tarihi 2012 yılında yapılan bir yasa değişikliği ile 3

yıl daha ertelenerek 7 Temmuz 2015 tarihine uzatılmıştı.

1) Yasanın Geçici 2. Maddesi “ Kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmi yapılar,

mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri

sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve

umuma açık hizmet veren her türlü yapıların içinde engellilerin erişebilirliğine uygun

duruma getirilmesine hükmetmektedir. Bu doğrultuda; Türkiye’deki 30’u Büyükşehir

olmak üzere 1397 belediye olduğunu göz önünde bulundurulduğunda kanunun

gerektirdiği düzenlemeleri yerine getiren belediye sayısı kaçtır ve hangileridir?

2) Kanunun gereğini yerine getirmeyen belediyeler için ne tür bir yaptırım

öngörülmektedir?

3) Kanunun gerekliliğini yerine getirmedikleri gerekçesiyle kaç belediye için suç

duyurusunda bulunulmuştur; bu belediyeler hangileridir?

Engelli Bakım Maaşlarının Kesilecek Olmasını Başbakan’a Sorduk

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına Soru Önergesi verdi.

engelli maaş

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması

için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

Mustafa Hüsnü BOZKURT

Konya Milletvekili

25 Ocak 2013 Tarihinde yürürlüğe giren 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz Ve

Kimsesiz Türk Vatandaşları İle Engelli Ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması

Hakkında Yönetmelik’te, Mart 2014 tarihinde değişikliğe gidilerek yeni hükümler eklenmiştir.

Buna göre, muhtaçlık hesaplamasında “2022 sayılı Kanun gereğince bağlanan aylıklar hariç

olmak kaydıyla, 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun Ek 7. maddesi

gereğince yapılan evde bakım ödemeleri dahil sürekli ve düzenli olarak alınan şartlı eğitim

yardımı, şartlı sağlık yardımı, eşi vefat etmiş kadınlara yönelik yardım, burs, harçlık gibi nakdi

olarak verilmekte olan sosyal yardımların aylık ortalaması, dahil edilerek yapılan hesaplama ile

belirlenir” hükmü getirilmiştir. Bir diğer deyişle madde ile daha önce maaş başvurularında kişi

başı gelir hesaplaması yapılırken, hesaplamaya dahil edilmeyen evde bakım maaşları

hesaplamaya dahil edilmiştir. Diğer yandan 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nda yapılan

değişiklikle de ödenen 800 TL’lik Bakım Maaşı alabilmek için artık hanedeki kişi başına gelire

bakılma şartı getirilmiştir. Hanedeki kişi başına gelirin asgari geçim indirimi hariç net asgari

ücretin üçte ikisinden az olması gerekmektedir.

1) Evde bakım maaşının 1 Temmuz’dan itibaren yılın son altı ayı için 800 TL olduğu, 65 yaş

üstü yaşlı ve engellilere ise üç ayda bir ödenen maaşı alabilmek için ailede kişi başına

düşen aylık gelirin 303TL’yi aşmaması gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, basit

bir hesapla 4 kişilik bir ailede engelli birey engelli maaşı alıyor, ona bakan kişi de evde

bakım maaşı alıyorsa, yasa ile belirlenen kişi başı geliri aştığı anlamına gelmektedir.

Dolayısıyla engelli maaşı ile evde bakım maaşını aynı anda almak mümkün olmayacağı

için engelli bireyin maaşı kesilecektir. İlgili yasa değişiklikleri neticesinde 1 Temmuz

2015 itibariyle kaç engelli bireyin maaşı kesilecektir?

2) Hükumetin “Sosyal Devlet” ilkesi doğrultusunda yaşlı ve engelli yurttaşlarımıza ve

ailelerine her türlü yardımı yapmakla yükümlü olduğu ve 500 bin civarında ailenin evde

bakım maaşından yararlandığı göz önünde bulundurulduğunda yaşanacak

mağduriyetleri gidermek adına yeni bir yasal düzenleme yapılması düşünülmekte midir?

3) 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri öncesi AKP sözcüleri, seçim meydanlarında “CHP

iktidara gelirse sosyal yardımların kesileceği” propagandası yapmaktaydı. Ancak

yukarıda bahsi geçen yasalarda geride bıraktığımız yasama döneminde AKP’li vekillerin

teklifi ile yapılan değişikliklerle 1 Temmuz 2015 tarihinden itibaren engelli bireylere

sağlanan sosyal yardımın kesildiği görülmektedir. Bu durumun izahı nedir? Engelli

bireylerin maaşını kesmek, “Sosyal Devlet” anlayışıyla bağdaşmakta mıdır?

KPSS Mağdurları Araştırma Önergesi

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt Kpss Mağdurlarının TBMM’de meclis araştırması açılmasını istedi.

 1

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

2014 Kamu Personeli Seçme Sınavına girmiş 1.128.032 lisans, 779.314 ön lisans ve 1.683.696 ortaöğretim mezunu olmak üzere 3,5 Milyon memur adayına, Kasım 2014/2 atamasında 5067 kadro verilmiştir. Aynı şekilde Haziran 2015/1 atamalarında verilen 9600’ü sağlık personeli olmak üzere 13 Bin 213 kadro, atanmayı bekleyen memur adayları için hayal kırıklığı yaratmıştır.

 

Bunlara ilaveten birçok kurumun merkezi atamadan çıkartılması mağduriyetleri iki katına çıkarmıştır. Nitekim memur adaylarının dile getirdiği öncelikli taleplerden biri merkezi atamadan çıkan kurumların merkezi atama sistemine geri dönmesi yönündedir.

 

Yıllarca okuyup, büyük maddi ve manevi emeklerle KPSS’ye hazırlanan adayların bir diğer önemli sorunu da, kamu personeli alımında uygulanan mülakat sistemidir. Pek çok kişi, KPSS neticesinde yüksek puan aldıkları halde merkezi atama yerine, mülakata tabi tutulduklarını,  bu durumun haksız rekabete ve şaibeye yol açtığına dikkat çekmektedir.  Mülakat sisteminin kısıtlı birkaç kadro dışında tamamen kaldırılması da başlıca talepleri arasında yer almaktadır.

 

KPSS’ye girmiş lisans ve ön lisans mezunlarının karşılaştığı bir diğer sorun, mezun oldukları bölümler ile ilgili Devlette ihtiyacı karşılayacak kadro bulunmamasından kaynaklanmaktadır.  Üniversitelere  açılan fakülte ve yüksekokulların kamu istihdam ve ihtiyaç kapasitesi göz önünde bulundurularak açılmasına ilişkin bir çalışmanın yürütülmemesi, atama bekleyen memur adayı sayısının bu denli çok olmasının başlıca sebeplerinden biridir. İstihdam alanının sadece kamu olmadığı bilinmesine rağmen, bazı adayların mezun oldukları bölüm itibariyle özel sektörde iş bulma olanağının düşük olduğu dikkate alındığında, basit deyişiyle arz talep dengesinin titizlikle incelenmesi ve fakülte bölümlerine yeni bir düzen getirilmesi gerekmektedir.

 

Söz konusu memur adayları bugüne dek pek çok kez farklı platformlarda seslerini duyurmaya çalışmış, sorunlarını içeren mektupları başta Cumhurbaşkanı olmak üzere ülke yöneticilerine iletmişlerdir ancak talepleri karşılık bulamayıp çözüme kavuşturulmamıştır. Sayıları 3,5 milyonu bulan memur adaylarının tamamı için kadro açılmasını beklemek mümkün olmamakla birlikte, ilerleyen süreçte kamu atamalarında yüksek sayıda kadro açmak her yıl katlanarak artan yığılmanın önlenmesi açısından önem teşkil etmektedir.

Atamaların önündeki bir diğer sorun taşeron istihdamıdır. Eğitimini aldıkları alanda çalışmak memur adaylarının en doğal hakkı iken, ilgili birimlerde taşeron eliyle istihdam yaratmak, kadro bekleyen memur adaylarının hem hakkını gasp etmekte hem de kamu hizmetlerinde niteliğin azalmasına yol açmaktadır.

 

Yukarıda bahsi geçen hususlar ışığında aileleri ile birlikte yaklaşık 10 milyon kişiyi ilgilendiren kadro sorununun çözümü için, ilgili tüm tarafların, kurum, kuruluş ve bakanlık temsilcilerinin görüş, analiz ve raporlarına başvurarak, sorun ve taleplerinin araştırılması ve çözüme kavuşturulması amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 104. Ve 105. Maddeleri uyarınca meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

Konya Milletvekili

 

Ataması Yapılmayan Öğretmenler Meclis Gündeminde…

Ataması Yapılmayan Öğretmenler Meclis Gündeminde…

1

Bozkurt: Atanacak öğretmen sayısı neden 47 bin açıklanıp 37 bin’e indirildi

“Ataması yapılmayan öğretmenler defalarca meydanlara inerek atama talep etmiş ancak kördüğüm haline gelen atamalar artık meydanlara sığmayacak boyutlara ulaşmıştır. ” diyen Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt, Başbakan’ın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

Bozkurt’un soru önergesi şöyle;

“TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

Mustafa Hüsnü BOZKURT
Konya Milletvekili

Ataması yapılmayan öğretmenler defalarca meydanlara inerek atama talep etmiş ancak kördüğüm haline gelen atamalar artık meydanlara sığmayacak boyutlara ulaşmıştır. 2015 KPSS-ÖABT sürecinin tamamlanmasının ardından öğretmen adayları bir yandan sınav sonuçlarını beklerken, diğer yandan da Ağustos ayı öğretmen branş kontenjanlarının ne kadar olacağını merak etmektedir.

Bunun yanı sıra 7 Nisan 2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 6637 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna göre, Milli Eğitim Bakanlığı’na 47.000 yeni öğretmen kadrosu ihdas edilmiştir. TBMM Bütçe Başkanlığı tarafından yayımlanan 8 Nisan 2015 tarihli Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hakkında Bilgi Notunda ise, 2015 yılı sonuna kadar 35 bin öğretmen ve 2 bin diğer unvanlı personel alımı yapılacağı ifade edilmektedir.


Bu bağlamda;

1) 6637 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna göre Milli Eğitim Bakanlığı’na 47 bin yeni öğretmen kadrosu ihdas edilmesine ve kamuoyuna da bu şekilde duyurularak beklenti yaratılmasına rağmen, neden 37 bin atama yapılacağı açıklanmıştır?
2) Kanunla Milli Eğitim Bakanlığı’na 47.000 yeni öğretmen kadrosu ihdas edildiği ancak TBMM Bütçe Başkanlığı tarafından yayımlanan Bilgi Notunda 35 bin öğretmen ve 2 bin diğer unvanlı personel alımı yapılacağı ilan edildiği göz önünde bulundurulduğunda, kalan 10 bin öğretmen ne zaman atanacaktır?
3) Halihazırda 300 binin üzerinde ataması yapılmayan öğretmen olduğu göz önünde bulundurulduğunda kadro imkanları ve ihtiyaç çerçevesinde yıl içinde yeniden atama yapılması planlanmakta mıdır?
4) 2015 Ağustos öğretmen atama kontenjanları branşlara göre dağılım ne zaman açıklanacaktır? “

http://www.chp.org.tr/Haberler/4/atamasi-yapilmayan-ogretmenler-meclis-gundeminde-2357.aspx

 

Ereğli Devlet Hastanesindeki Eksiklikler Soru Önergesi

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Sağlık Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına Soru Önergesi verdi.

eregli-devlet-hastanesi-2595

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

Konya Milletvekili

 

 

Konya’nın Ereğli İlçesi yaklaşık 140 Bin nüfusuyla kentin en fazla nüfus yoğunluğuna sahip ilçelerinden biridir. Ne var ki çevre il ve ilçelerden de hastaların geldiği Ereğli Devlet Hastanesi, ilçenin mevcut nüfusuna dahi hizmet verme noktasında yetersiz kalmaktadır. Hastanede doktor yetersizliği ile ilgili hemen her gün tarafıma şikayetler ulaşmakta, hastalar tedavi olmak için Konya, Karaman ve Niğde’ye gitmek zorunda kalmaktadır.

Bu bağlamda;

  • Ereğli Devlet Hastanesi’nin en büyük sorunlarından biri kalp-damar ünitesinin ve cerrahının olmamasıdır. Baypas ameliyatı gibi önemli cerrahi işlemler bir yana, anjiyo dahi yapılamamaktadır. Acil hastalar yakın ve uzak illerdeki hastanelere sevk edilmekte, dolayısıyla hayatı tehlike ile karşı karşıya kalmaktadır. İlçe genelinde her gün ortalama 3-4 kalp krizi vakası yaşandığı göz önüne alındığında, hastanedeki kalp-damar uzmanı ve cerrahi ünitesi eksikliğinin gerekçesi nedir; ne zaman ilgili doktorların atanması düşünülmektedir?
  • Yine aynı şekilde hastanede sadece bir kadın doğum uzmanının olması ve dolayısıyla tüm doğum işlemleri ile ilgilenmesinin mümkün olamaması sebebiyle hamile kadınlar başka il ve ilçelerde doğum yapmak zorunda kalmakta; bebekler de o ilin nüfusuna kayıt olmaktadır. Bu sıkıntının önüne geçilmesi için en az 3 kadın doğum uzmanının daha hastane bünyesinde istihdam edilmesi gerekmektedir. Mevcut sorunun ne zaman giderilmesi planlanmaktadır?
  • Hastane bünyesinde ayrıca çocuk cerrahı, radyoloji uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı ve göğüs cerrahı bulunmamaktadır. Mevcut göz doktoru, fizik tedavi uzmanı ve ortopedi uzmanları da hasta talep ve tedavilerini karşılamaya yetersiz kalmaktadır. İnsan hayatının ehemmiyeti göz önünde bulundurulduğunda, eksik kadroların ne zaman tamamlanması ve ilgili birimler ek doktor atanması düşünülmektedir?
  • Ereğli Devlet Hastanesi’nin bir diğer önemli sorunu fiziki konumu ve şartları ile ilgilidir. Hastane binasının ilçe merkezinden uzakta olması ve gece saatlerinde şahsi ve özel araçlar dışında ulaşım vasıtasının olmaması büyük sıkıntı yaratmaktadır. Üstelik fiziki kapasitesi yetersiz olduğu için yeni yapılan hastane binası da mevcut binanın yanına inşa edilmektedir. Yeni bina neden daha merkezi bir yere konumlandırılmamıştır? Yapımına 2011 yılında başlanan bina neden hala tamamlanamamıştır? Bina inşasının bitiş tarihinin 2016 yılı olduğu bilgisi doğru mudur?

Ereğli’de “Kapalı sulama sistemi projesi” çıkmaza mı girdi?

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına Soru Önergesi verdi.

sulama

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

Aşağıdaki sorularımın Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

 

 

 

 

Mustafa Hüsnü BOZKURT

Konya Milletvekili

 

Akhüyük Çiller Sulaması ve Ereğli İvriz Sağ Sahil Sulamasının kapalı borulu sisteme dönüştürülmesi için ilgili sulama birlikleri ve DSİ arasında gerçekleştirilen protokol, Şubat 2015’de imzalanmıştır. Türkiye’de bir ilk olacağı dile getirilen sistem sayesinde 24 bin hektarlık  alanın borulu sistemle sulama aşamasına geçeceği öngörülmüş, maliyeti yaklaşık 350 milyon TL’yi bulan projenin  yüzde 1’lik ( 3 Milyon TL) katkı payının çiftçi tarafından ödenmesi benimsenmiştir. Ne var ki söz konusu katkı payı toplanamadığı için kamuoyuna törenlerle duyurulan projenin hayata geçmesi için bir adım dahi atılamamıştır.

Bu bağlamda;

  • Projenin toplam maliyetini neden DSİ üstlenmemiş, zaten maddi sıkıntı yaşayan çiftçilerden katılım payı istenmiştir?
  • Çiftçilerin kendilerinden istenilen katkı payını ödeyecek mali güce sahip olmadığı, halihazırda Devletin çeşitli kurumlarına borcu olan sulama birliklerine de katkı payını karşılayacak miktarda banka kredisi verilmediği göz önünde bulundurulduğunda söz konusu proje kağıt üzerinde mi kalacaktır?
  • Proje hayata geçtiği zaman sadece Ereğli çiftçisine değil, birçok kesime fayda sağlayacaktır. Ereğli çiftçisinin ülke ekonomisine katkısı artacak, tarıma dayalı sanayi kolları canlanacak, tarım ürünleri ithalatı azalacak, mevcut kapasitesiyle tarım havzalarını beslemeye yetersiz kalan barajlar daha verimli kullanılabilecektir. Böylesi önemli bir projenin çiftçilerden istenen %1’lik katkı payının toplanamaması sebebiyle atıl beklemesi, faydaları göz önünde bulundurulduğunda son derece düşündürücüdür. DSİ neden projenin toplam maliyetini üstlenmemektedir? Projenin bir an evvel hayata geçirilmesi adına çiftçileri zora sokmayacak başka bir formül üzerinde çalışma yapılması planlanmakta mıdır?
  • Projenin başlamasını takiben çiftçiden yüzde %10’u bulan oranda yeniden ödeme isteneceği bilgisi doğru mudur?

Bozkurt; “TMO üreticiyi tüccara teslim ediyor” “TMO’nun geç ürün alımı üreticiyi mağdur ediyor”

Bozkurt; “TMO üreticiyi tüccara teslim ediyor”

“TMO’nun geç ürün alımı üreticiyi mağdur ediyor”

husnu-Bozkurt

Konya’da hububat hasadı tüm hızıyla devam ederken, üreticinin Toprak Mahsulleri Ofisi hububat alım merkezleri ile başı dertte. Randevu sistemi ile alım yapan TMO’nun, 1 ayı aşkın tarihlerde randevu vermesi, üreticinin piyasaya yönlenmesine bir diğer deyişle tüccarın insafına terk edilmesine ve ürününü düşük fiyatla elden çıkarmasına neden oluyor.

Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt da kendisine ulaşan şikayetleri Meclis gündemine taşıdı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Bozkurt, üretici mağduriyetlerini dile getirdi.

Ana misyonu, başta hububat olmak üzere, faaliyet alanındaki tarımsal ürün piyasalarını düzenleyerek üretici ve tüketiciyi koruyacak düzenleyici tedbirleri almak olan TMO’nun Konya genelinde üreticiyi mağdur ettiğini belirten CHP’li Bozkurt, randevu sisteminin ağır işlemesinin ve üreticiye geç tarihlere randevu verilmesinin, üreticinin piyasaya yönlenmesine bir diğer deyişle tüccarın insafına terk edilmesine neden olduğunu ifade etti.

Üreticinin ürününü düşük fiyatla elden çıkardığını dile getiren Bozkurt, “ İleri tarihlere randevu alan üreticinin ürünü, kamyon kasalarında beklemekte ve üreticiye maliyeti her geçen gün artmaktadır” dedi.

“Üreticilerin mağduriyetleri ile ilgili resmi makamlara ulaşmış şikayetler mevcut mudur; bu şikayetler göz önüne alınarak acil bir politika üretilmesi düşünülmekte midir?” diye soran Bozkurt, bu mağduriyetleri gidermek adına TMO hububat alım merkezlerinde günlük mesai saatlerinin uzatılması, vardiyalı sistemle 24 saat çalışılması ve pazar günleri de ürün alımı yapılması seçeneklerinin düşünülüp düşünülmediğini sordu.

-“Randevulu sistemden vazgeçilmesi düşünülmekte midir?”-

Bozkurt önergesinde ayrıca şu soruları yönetti:

-Randevulu sistemdeki aksaklıklar değerlendirildiğinde, mevcut sorunların yeniden yaşanmaması için ne tür önlemler alınacaktır? Yoğun şikayetler dikkate alınarak randevulu sistemden vazgeçilmesi düşünülmekte midir?

-AKS ekmeklik buğdayın müdahale alım fiyatının ton başına 862 TL olarak belirlendiği evvelce kamuoyuna duyurulmasına rağmen, üreticiler ürünlerinin söz konusu fiyatın çok daha altında alındığını dile getirmektedir. Taban fiyatın altında alım yapılarak mağduriyet yaratılmasının sebebi nedir?